YAZARA MAİL GÖNDER Bir rüzgârdır gelir geçer sanmıştım!

YAZARLAR

Pazartesi sabahı, her iş günü olduğu gibi sabah 8.12'de uyandırdı radyo saatim beni.. Duyduğum anonsla anında cin gibi oldum.
TRT Nağme'ye ayarlı radyomun beni her sabah uyandıran spikeri "Bu Gece saat 20.00'de İstanbul Radyosu Mesut Cemil Tel Stüdyosu'nda Sadettin Kaynak özel programı var. TRT Nağme Radyomuz ve TRT Müzik Kanalımızda canlı olarak yayınlanacak" diyordu. "Davetlisiniz" diye de ekliyordu.
Radyoevi salonlarının o kokusunu nasıl hissettiğimi hatırladım, birden.. Üniversite yıllarımda, Ankara'da nerdeyse en müthiş eğlencemizdi, Radyoevindeki canlı eğlence programları..
Ailece giderdik hatta.. Aklıma, Serpil'i ilk götürdüğüm gün geldi. İlkokuldaydı daha ve ilk saatini koluna takmanın gururunu, her fırsatta, her yerde göstererek yaşıyordu. (Şimdi bir yaşındaki torunu Leyla'nın İpad'i var.) Stüdyoya girdik. Tam karşıda Ankara Radyosu'nun ünlü gonglu saati var, dev!. Big Ben'e ayarlı, dünya saati. Her ana haber bülteni başında Türkiye'ye saat ayarı veriyor, otomatik..
"Memleket saat ayarını veriyoruz.
Gonga saat tam On dokuzda vurulacak.
Dikkat!.. Dınnnnn!.."
Serpil bir o saate baktı, bir kendi kol saatine..
Duvardaki "Memleket Saat Ayarı"nı işaret etti.. "Bu saat 2 dakika geri!.."
Ankara'da tüm gençlik yıllarımız alaturka ile geçti. Şimdi ülkede kaliteli alaturka müziği canlı dinleme imkanı nerdeyse yok..
Bunu kaçırmamam lazım.. Hem de Sadettin Kaynak.. Hemen her şarkısıyla anılarım, aşklarım var.. Bir de radyoevinin kokusu..
İstanbul Radyosu'nda kimseyi tanımam..
Ama TRT Müzik Kanalı'nda Sevgili kardeşim Remzi var.. 2000'li yıllarda, TRT1'de pazar günleri öğleden sonra 3.5 saat canlı yayın yapardık, TelePazar adıyla.. Ünal, ben dışardan..
Her sıkıntıda imdadımıza koşan ve anında çözen Remzi içerden.. Yücel Yener istifa edince Genel Müdürlük'ten, biz de Ünal'la TelePazar'dan istifa ettik. TRT de programı hemen kaldırdı, zaten. Ama vefalı Remzi ile dostluğumuz yıllardır sürüyor.. "Tamamdır ağbi" diye geri döndü Remzi.. "Seni Radyoevi kapısında karşılayacaklar. Saat en geç sekize on kala orda ol.."
Olmam mı?. Ne on dakikası..
O özlediğim koku için yarım saat evvelden gittim. Karşıladılar.. En önde de yer ayırmışlar..
Oturduğum sandalyede bir program var.. O gecenin şarkıları..
1 numaralı şarkı "Bir rüzgardır gelir geçer sanmıştım.."
Kaynak'ın segah şarkısı.. Sözleri Ercüment Er..
Benim evimi yıkan, ağbimin yuvasını kuran şarkı..
Ankara'da Öncü'de çalıştığımız 60'lı yılların başları.. Genelde cep delik cepken delik.. Öğlenleri herkes cebindeki paraları ortaya döker. Odacı o parayla artık kaç kilo üzüm, kaç gram peynir, kaç somun ekmek alırsa, başına çökülür..
Ama ayni adamların her akşam Göl Gazinosu'nda faça masaları var.. Hem öyle oturup fiks menü yemek yiyen değil.. Tüm solistler bittikten sonra, sahne aşağı iner, açılan yerde insanlar dans ederlerdi, sabaha kadar.
O dans müziğini de Orhan Sezener Orkestrası çalardı. Orkestra sahnede yerini alırken, en arkada duran davudi sesli kontrbasçı bağırırdı.. "Oooo!.. Bizim şampanya ağaçları gelmiş gene.."
Şampanya ağaçları biz.. Ertesi öğlen gene üzüm/ peynir parası arayacak, bizler.. Davudi sesli basçı da Tanju Okan.. Nur içinde yatsın.. "Ne ..gelmiş gene" si, Tanju, ne gelmiş genesi.. Nöbetçi façayız biz iki karşılıklı masa..
Biri bizimki. Sahnenin tam kenarında ağbim oturuyor.. Biri Osman Bölükbaşı'nın masası.. O da tam kenarda oturuyor..
Bizim masa biliyor ki, ağbim Behiye'ye aşık.. Büyük Behiye.. Behiye Aksoy tabii. Ve bütün Türkiye biliyor ki, Osman Bölükbaşı, Behiye'ye şiirler yazacak kadar tutkun.. Ah o zamanın romantik bile değil, platonik aşkları..
Başta ağbim, masadaki hepimizin tutkun olduğu şarkı işte bu.. "Bir rüzgardır gelir geçer sanmıştım.."
Başlar başlamaz uzun masada ne kadar çiçek varsa piste savruluyor.. Bu masaya yeni çiçekler, hesaba yeni paralar eklenecek demek ama, benim bile umurumda değil..
Niye "Benim bile.."
Çünkü masada cebinde doğru dürüst parası olan tek kişi benim.. Bunu herkes biliyor.
Gecenin sonunda "Hesap" gelince, pamuk eller, içinde akrep bile olmayan ceplere dalarken, bir tek benden çıkanlarla hesabın dörtte üçü ödeniyor.. Göl Gazinosu'nda ortalama 15 kişilik faça masa parası beyler!..
O yıllar, "Bir rüzgardır gelir geçer sanmıştım"a ödediğim paralarla Ankara'nın en iyi yerinde, en lüks daireyi alırdım, kirada oturmak yerine.. "Benim evimi yıkan" deyişim ondan..
Gelelim, "Ağbimin yuvasını yapan"a..
Annem nerden duymuşsa duymuş, "Ağbinin bir flörtü varmış.. Ciddi gibiymiş. Bir baksana kimin nesidir" dedi.. Ben bilmiyorum vallahi.. Ama emir büyük yerden.. MİT değil, Ana ajanı olarak peşlerine düştüm. Hiç unutmam, Meydan Sahnesi'nde Kartal Tibet (Tüm Kolej kızlarının aşkıydı. Tüm Kolej kızlarına da ben aşıktım. Anlayın halimi..) Caligula oynuyordu.
Tam arkam da, ağbimle İzmirli o minyon kız.. Perde arası konuştuk, falan.. Anneme raporu verdim. "Kız iyi, ama ağbime güvenme.."
Bir gece yarısı, yatak odamın kapısı öyle gürültü ile açıldı ki, uyandım.. Ağbim.. "Karar verdik. Yarınki Fener-Galatasaray maçı için İstanbul'a gidiyoruz bu gece.. Sensiz gitmek içimizden geçmedi. 'Onsuz olmaz' dedik.. Hadi fırla giyin.."
Ne kadar sevildiğimi yola çıkınca anladım..
Bir dolmuş taksiyi kiralamışlar.. Ceplerinde metelik yok. Kimde var?.. Tabii, Hıncal'da.. "Onsuz olmaz" ın sebebi yani..
Arabaya bindik. Ağbim önde. O zaman taksiler Amerikan Chevrolet.. Yanında koca popolu biri daha var.. Ben arkayı dörtleyenlerdenim.
Popo hesabı sığalım diye arkaya seçildik..
Yanımda da İzmirli var.. O şirin minyon kız.. Polatlı'yı geçtik ki, İzmirli şakımaya başladı..
Behiye'nin Göl Programını aynen söylüyor..
Hele "Bir rüzgardır"ı öyle bir söyledi ki, gözünü kapa, Behiye.. Olmaz böyle şey..
Ağbime baktım, göz ucu ile.. Uçmuş, gitmiş..
İstanbul dönüşü anneme "Bavulları topla" dedim..
"Hayırdır" dedi. "Hayır, hayır" dedim.. "İzmir'e kız istemeye gideceğiz, yakında.."
Ve gittik.. Dünya tatlısı, dünya şirini Özay, yengemiz öyle oldu.. Ağbim de hanım köylü..
Hemen telefonumu çıkardım. Ağbime bir mesaj attım..
"Saat sekizde TRT Müzik kanalını aç" diye..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.