YAZARA MAİL GÖNDER Yaşar Kemal'in mezarı başında..

YAZARLAR

Ahmet Güneştekin genç güçlü kuvvetli.. "Gel Hıncal Ağabey" diye yol açtı da, Çin Seddi gibi duvarın arasından yaklaşma imkanı buldum, mezara.. Bir adım atmıştım ki, o çok iyi tanıdığım sesi duydum.. Zülfü'ydü..
Hem de ne yanık söylüyordu, Çukurova Destancılarının, köy köy, yayla yayla dolaşıp nesilden nesile naklettikleri İnce Memed Türkülerinden dizeleri.. "Anlatmak" demişti Yaşar Usta, Çukurova Üniversitesi'ndeki açış dersinde.. "Anlatmak o kadar önemlidir.
İnanın o destancılar, İnce Memed'i benden güzel anlatırlardı."
Zülfü nasıl yanık söylüyordu, içi yangın yeriyken..
"Kırlangıç yapar yuvayı
Çamur sıvayı sıvayı
Bana İnce Memed derler
Zalım beylerden dolayı"
"Zalım" diyordu Zülfü, Güneydoğu aksanı ile.. "Za"yı uzatmadan, kısa.. "..lim" de değil, "..lım..) İnce Memed Türkülerinin ilk dörtlüğüne iki satır ekledi, Zülfü, kendinden.. "Sana Yaşar Kemal derler Zalım beylerden dolayı.."
Ahmet öndeki duvara biraz daha yüklenince, yaklaşabildim öne doğru.. Zülfü'yü gördüm, yanında heykel gibi duran Ayşe'yi.. Yaşar Ustam'ı, hayatının elli yılını paylaştığı Tilda'nın ölümünden 1.5 yıl sonra yeniden hayata döndüren onun son yıllarını hem de nasıl rahat, hem de nasıl mutlu yaşamasını sağlayan mucize kadın Ayşe'yi.. 2001 yılında ölmüştü Tilda.. Ve Ayşe, orada, yan yana duran iki mezarın başındaydı şimdi.. Tilda Kemal ve Yaşar Kemal'in mezarlarının..12 yıldır yanından ayrılmadığı Kemal'ini toprağa bırakıp gitme zamanı gelmişti Ayşe için.. O heykel gibi duran kadının yanına güç bela yaklaştım..
Elini tuttum, sıktım.. Farkına bile varmadı.. O an, onun için orada sadece Yaşar Kemal vardı. Beş duyusunun beşi de Yaşar Kemal'di çünkü..

***

Camilere gitmekten artık hoşlanmaz oldum.. Bir cenaze kokteyline döndü artık, cenaze törenleri..
Cami avlularına, bir dosta, bir yakına, bir sevgiliye son görev için gelenler var tabii.. Kalanlara "Biz de burdayız, yanınızdayız, yalnız değilsiniz" demek için gelenler de.. Ama, işin içine televizyon girdi gireli, bir de "Görünmek isteyenler" çıktı ortaya..
Onlar ki, "Görünmenin yararlı olduğu" ünlülerdir, bir de o ünlüleri yakından görmek için avluya doluşanlar türedi, ardından..
Ailenin yanına yaklaşamazsınız..
Musalla taşındaki kalbinizin bir parçasına yaklaşmak, tabuta dokunmak, son bir defa, kumaşların, tahtaların da üstünden olsa, okşamak isterseniz, bir paparazzi ordusu etrafınızı sarar.. Derdinizi anlatamazsınız ki.. "Yahu ben buraya akşam televizyonlarda, yarın gazetelerde görünmek için gelmedim. Rahat bırakın" diyemezsiniz..
Bu yüzden camilere gitmez oldum..
Yaşar Kemal'e veda için, mezar başını seçtim.. Millet Teşvikiye Camisi'ndeyken ben, mezarın başına geldim. Benden evvel de gelenler olmuş.. Daha bir saat var en azından.. Etrafa bakıyorum..
Kameralar erkenden mevzi almışlar. Oradan da canlı yayın var.. Bana geldiler hemen "Canlı yayına alabilir miyiz" diye.. "Ben prensip olarak cenazelerde konuşmuyorum, kusura bakmayın" dedim..
Bir kenara oturdum..
İlk Cengiz Çandar'ı gördüm.. O da camiye gitmeyenlerden herhalde..
Daha sonra bir araba durdu.. Celal Doğan Başkanım indi..
Sonra korumaları ile Hayri İnönü..
Daha sonra, İzmir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu.. Orda yaşayan Öcal Ağabeyimin yakın dostu..
Ondan haber getirdi, "Çok iyi maaşallah" diye..
Fikret Ünlü bakanımı gördüm..
Ankara yıllarından, benim Cumhuriyet'te spor yazdığım, onun Beden Terbiyesi Genel Müdürü olduğu günlerden yakın dostluğum var. Sarılıp kucaklaştık.
Boyu uzunları görmesi kolay.. Tarık Akan'ı gördüm.. Hasan Arat'ı.. O sırada da, Yaşar Kemal'i getiren bembeyaz araba yolun ucunda göründü.
Mezar başı, Çin Seddi..
Yaklaşmak mümkün değil.. "İmam son vazifesini yapar.. Sıra toprak atmaya gelir. Birer kürek atar, giderler, sıra bize gelir" deyip, arkada kaldım.. Uzaktan bakıyorum..
İlerde Selahattin Duman var. Önünde Fatih Altaylı, yanında Hasan Cemal.. Onun yanında da Kadir İnanır..
İmamı göremiyorum.. Ama harika sesi var, harika da üslubu..
Duaları öylesine içine okuyor ki insanın..
Sonra hepimizi duaya davet etti.. O söyledi, biz "Amin" dedik..
Son Amin'i "Mustafa Kemal" için istedi.. Bitti.. Ama öndekilerde zerre hareket yok.. Bekliyorum ki, ön açılsın..
Bekliyorum ki, bir kürek de ben atayım, Sevgili dostuma, ağabeyime..
Mümkün değil.. Birden mezara bakan kameraları fark ettim..
Kameralar orda olunca, kimse küreği bırakmıyor..
Bağırdım artık.. "İzin verin, bir kürek de biz atalım.."
"Toprak kalmadı, Hıncal Bey" dedi, önü gören birisi.. "Mezar kapandı, bile.."
"O zaman çamura el sürerim" dedim.. "İki parça çamur kalmıştır kenarda, onu atarım.."
İşte o anda Ahmet Güneştekin gördü beni.. "Gel Hıncal Ağabey" dedi..
Bir adım attım, İmamı gördüm..
Pırıl pırıl bir genç imam..
Bir adım daha attım ki, Ahmet'in ite kaka açtığı koridordan, Zülfü'nün yanık türküsünü duydum..
"Kırlangıç yapar yuvayı
Çamur sıvayı sıvayı
Bana İnce Memed derler
Zalım beylerden dolayı
Sana Yaşar Kemal derler
Zalım beylerden dolayı!.."
..Ve Yaşar Kemal'e son defa dokundum, çamurlu ellerimle..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.