YAZARA MAİL GÖNDER Kilis’e bir “Gerçek” yerel yönetim gerek!..

YAZARLAR

Topu topu bir tek orta okula sahip, ama dünya güzeli bir Anadolu kasabası olarak bıraktığım Kilis'i 63 yıl sonra, üniversitesi olan bir devasa köy olarak buldum. Binalar ve insanların üst üste yığıldığı, hiçbir güzelliği ve özelliği olmayan köy..
Böyle bir köyde üniversiteli gençler ne yapar diye merak ettim. Üniversite kentin biraz dışında.. Kapı bir meydana açılıyor. Tam karşısında bir pastane var. Oturduk.. Gençler de tek tük çıkıyorlar.. Bir gurubu davet ettik, masamıza..
Sohbeti açmak için sordum..
"Siz burada, okul dışında ne yaparsınız?."
Tara adlı bir genç kız yanıt verdi..
"Hiçbir şey!.."
Şaşırmadım. Sineması, tiyatrosu, eğlence yeri olmayan bir koca köyde gençler ne yapabilirlerdi ki?.
Tara, meydanın öte yanındaki bir yığın zevksiz apartmandan birini gösterdi..
"İşte burası kaldığım yurt.. Okuldan yurda, yurttan okula.. Hepsi bu.."

Okulda bir tiyatro gurubu kurmuşlar. Onunla hem oyalanıyor, hem arkadaşlarını ara sıra eğlendiriyorlarmış..
"Yurtta faaliyet yok mu" dedim..
"Yurt dediğim, dört kişi kaldığımız bir oda" dedi.. 300 lira ödüyorlarmış adam başı.. Bir odanın aylık kirası 1200 lira yani.. İstanbul'da 1200 liraya, 1+1, hatta 2+1 ev bulursunuz, banyosu mutfağıyla..
Odası 1200 lira olan dairenin tüm kirasını düşünün..
"Kilis'e 100 bin Suriyeli gelince böyle oldu" dedi, gençler.. 86 bin nüfus, birden 186 bine çıkınca, hayat dayanılmaz ölçüde pahalanmış..
"Peki bu 100 bin Suriyeli nasıl yaşıyor?."
"Zenginleri var, arabaları, paraları ile gelenler.. Fakirler ne iş bulsa yapıyorlar, dilencilik dahil.."
Bre aman?. Kilis'in kendi halkına yetecek iş imkanı yok!.
İşte Kilis'in geri kalmışlığının püf noktası da bu ya!..
Avrupa Devleri, hasta adamın topraklarını paylaşırken, Kilis'in tüm verimli tarlalarını Suriye'ye bırakmışlar.. Kilis, tarımın yerine kaçakçılığı koymuş. Mayınlar, onu da önleyince, ekonomi sıfırlanmış..

Ve de koskoca Kilis'te "Şimdi bu millet neyle geçinecek" diyen tek kişi, ferdi vahit çıkmamış..
İki Anadolu kenti bilirim.. Eskisi ve yenisiyle.. İki yaratılmış mucize.. İki yaşanası yer..
Birisi Eskişehir'dir.. Öteki Gaziantep.. Bu ikisindeki akıllara seza gelişmeyi, bu köşede günler boyu anlatmıştım, okurlarım bilir..
İki müthiş Belediye Başkanı bu iki kente imzalarını atmışlardı..
Yılmaz Büyükerşen ve Celal Doğan!..

Kilis ne yazık ki, böyle bir Belediye Başkanı bulamadı ve çıkaramadı.. Tabii, bu işler sadece tepeden olmaz. Tabanın da zorlaması, istemesi gerek.. Antep'te ve Eskişehir'de o itici güç vardı..
Kilis'te hiç kimse "Bu kent tarım ve kaçakçılığın yerine ne koyacak" diye düşünmemiş.. Kilis'e sanayi kurmak, kimselerin aklına gelmemiş. Kimseler planlar, projeler üretmemiş..
Gelen yerel yönetimler, şehircilik denen bilim ve sanattan zerre nasip almadıklarından, dünya şirini kasaba, plansız, programsız, zevksiz bir kanser uru gibi büyümüş..
Her şeyi geçin.. Bir kentin yürünecek caddesi olmaz mı yahu?.
Kilis'te yok. Geniş kaldırımlar, iki tarafı pırıl pırıl mağazalarla, 100 (Yazı ile yüz) metre yürünecek cadde yok, iyi mi?.
Nasıl bıraktıysam öyle, daracık daracık sokaklar.. Ama o sokaklarda eskinin iki katlı Kilis evleri değil, yap satçıların, daire karşılığı diktiği çirkinlikler var. Tabii o daracık sokaklar apartmanları kaldırmamış. Çöp arabası bile giremiyor. Bu yüzden her yer pis, her yer leş.. Sokaklar yaşayan kül tablası ve çöp sepeti.. Ve de tabii, trafik de felç..
"Bu şehirde yaşanmaz" diyen 100 bin Kilisli Antep'e göçmüş, orda beyler gibi yaşıyor. Onların yerini 100 bin işsiz Suriyeli alınca, işler ekonomik açıdan daha da kötüye gitmiş..

Daha yazacağım..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.