Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Radi Dikici usta, yaşadığımız kent İstanbul'un zamanın dünyasını etkileyen, yöneten tarihinden sayfalara devam ediyor.
Taç giyme töreninin üzerinden bir ay geçmişti. İmparator Heraklius bir sabah çok erken kalkıp ofisine gitti. Duvara astırdığı imparatorluğun haritasının önüne oturdu. Uzun uzun baktı. 610 yılının aralık ayında koskoca bir imparatorluğa hükmediyordu. Ama nasıl bir yük altında olduğunu anlamıştı. Çünkü özellikle son günlerde üst düzey yetkililerle imparatorluğun ekonomik ve mali durumunu gözden geçirdiğinde felaketin büyüklüğü ortaya çıkmıştı. Bir kere hazine neredeyse bomboştu. Orduların ihtiyacı uzun süredir karşılanamıyordu.
Bu nedenle Persler Küçük Asya'da cirit atıyorlardı. Gelen istihbarat raporlarına göre Doğu ordusu tam bir eşkiya çetesine dönmüştü. Çünkü başındaki ehliyetli kumandanların tümü idam edilmişti.
Ayrıca İmparator Phokas da geçen sekiz yıl içinde bir taraftan kendisi ve diğer taraftan da en az kendisi kadar müsrif karısı İmparatoriçe Leontia'yla birlikte hazinenin dibine darı ekmişler, har vurup harman savurmuşlardı. Devlet o hale gelmişti ki vergi olarak toplanan paraların önemli bir kısmı toplayanların cebine gitmişti. Yönetimde disiplin diye bir şey kalmamıştı.
Şehirde asayiş ise bir felaketti. Çeteler halkı soyup soğana çeviriyordu. Eğlence yerleri haraca bağlanmıştı. Daha sonra da Vali Priskus'la bu konuyu etraflıca inceleyince durumun daha vahim olduğu ortaya çıkmıştı. Diğer büyük bir sorun ise beslenmeyle ilgiliydi. Çünkü neredeyse kış gelmişti ve Konstantinople'daki depolarda yeterli gıda maddeleri yoktu.
Heraklius yeğeni Niketas'ı çağırttı.
"Niketas, imparatorluğun genel durumu çok kritik. Ama hepsinden önemlisi bu kışı açlık çekmeden atlatmamız lazım. Kartaca'da babama yazdım.
Kış ayları olduğu için gemilerle yapılacak sevkiyatta gecikmeler olacaktır, bu yüzden derhal buğday ve diğer tahılların sevkine başlamasını istedim.
Yine de yeterli olmayacaktır. Mısır'dan yine buğday ve pirinç, Libya'dan yağ, meyve ve yine diğer tahıl ürünlerinin gelmesi lazım. Onun için seni Mısır'a vali olarak gönderiyorum. Mümkün olduğu kadar çabuk git. Hemen sevkiyatı organize et. Biliyorsun, bunlar sadece Konstantinople'ün ihtiyaçları değil. Diğer bölgelere de gönderilmesi gerekiyor. İnsanlar asla aç kalmamalıdır. Aç insan ümitsizliğe kapılır ve kolayca isyan eder. Mutlaka onları doyurmalıyız. Ben önümüzdeki günlerde, gerek bu bölgede ve gerekse Kadıköy'de aynen Büyük Konstantin'in yaptığı gibi bedava ekmek dağıttıracağım."
"Tamam amca, derhal yola çıkarım. En kısa zamanda İskenderiye'de olurum. Oradaki duruma bakar, mümkünse gıda yüklü gemileri hemen yola çıkarırım" dedi Niketas. İmparator devam etti..
"Ayrıca burada çok yalnızım, yönetimde tamamen güvenebileceğim kimse yok. Onun için babanla annenin çocukları da alarak Konstantinople'a yerleşmelerini isteyeceğim. Kardeşim Theodor'u da Maria'yı da özledim, onlar da gelmeli. Aile yavaş yavaş buraya yerleşmelidir. Bunun için onlara konaklar tahsis edilecektir. Babama gelince oldukça yaşlandı ama o eski topraktır, yalnızlığa dayanır. Benim şu an ona orada ihtiyacım var. Durum biraz düzelene kadar en az bir yıl daha kalması gerekli."
Emirnamesini uzattı ve Niketas'ı yolcu etti...
Niketas çıktı, mabeyinci girdi, Vali Priskus'un kendisini görmek istediğini söyledi.
Priskus içeri girip elindeki dosyayı imparatora uzattıktan sonra;
"Majesteleri..."diye söze başladı. "İstihbarat birimleriyle el ele vererek istediğiniz asayiş raporunu hazırladık. Maalesef durum hiç iyi değil. Yaklaşık son on yıldır eşkıya iyice teşkilatlanmış. Birkaç grup şehri kendi aralarında bölüşmüşler. Bir grup eğlence yerlerini kontrol edip haraç alıyor. Bir grup, pazar yerlerine gelen malzemeleri kontrolleri altına alarak fahiş fiyatlarla halkı kazıklıyor. Diğer bir grup, üç limanı ele geçirmiş durumda. Bir başka grup ise hiç çekinmeden, rahatça hipodromda gayrı resmi bahis oynatıyor. Galata bölgesi ile Kadıköy'de de ayrı gruplar var. Onlar da tümüyle o bölgenin hâkimi olmuşlar. Size verdiğim listelerde bu çetelerin liderlerinin ve yöneticilerin isimleri var. Ayrıca her çetenin çok sıkı şekilde silahlı adamlarıyla korunan depoları var. Elde ettikleri paraları, altınları ve malları orada saklıyorlar."
"Anladığım kadarıyla devlet içinde devlet oluşturmuşlar. Sen uzun bir süredir buranın valisisin. Zamanında bunu imparatoruna söyleyip onu uyarmadın mı? Bu senin asli görevindi."
"Majeste, eski imparator sadece rahatını düşünürdü. Bu gibi şeyler onun umurunda bile değildi. Birkaç kez ona asayişle ilgili rapor verdim. Bakmadı bile..."
"Şimdi beni iyi dinle..."

***

Dinlemeyip ne yapabilirdi ki, Vali.. Neler mi söyledi, İmparator?.
Haftaya artık..

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER