YAZARA MAİL GÖNDER Heyecanı olmayan bu meslekten defolsun!..

YAZARLAR

Eğer, bir Fransız, bir İtalyan, bir Alman, ya da İngiliz köyünde, bir sabah mevsimlik işçileri taşıyan bir üstü açık kamyonet devrilse ve 15 kadın ve çocuk ölseydi, öğleye kalmaz İçişleri Bakanı istifa ederdi.
Bu dediğim ülkelerde, böyle cinayet gibi kazalar, işte bu yüzden olmuyor..
İçişleri Bakanından başlayarak, o kazanın olduğu ilin valisi, ilçenin kaymakamı, yolların ve insanların güvenliğini sağlayan polis ve jandarma sorumluları dahil, hepsi sürüm sürüm sürüneceklerini bilir, kendi bölgelerinde kuş uçmaz denetimler yaparlar, hele böyle mevsimlik işçi dönemlerinde sabahın köründe yollara dökülürlerdi, çünkü..
Kimse hayvan taşımanın bile suç olduğu koşullarda insan taşımaya cesaret edemezdi.
Bu, bu ülkedeki kaçıncı mevsimlik işçi katliamı?.
Üç otuz para için insanları topla.. Üstü açık kamyonlara doldur ve öldür..
Bunu yapanların IŞİD'den farkı var mı?.
O zaman göz yumanlar ne oluyor?.
Bu ülkede otobüslerde bile emniyet kemeri zorunlu iken, ne kemeri, üstü açık kamyonda, en küçük kaza "Ölüm" demekken, hayvan taşır gibi insan taşımak ne demek?.
Buna nasıl göz yumar, nasıl izin verirsiniz?.
Verirler.. Çünkü, bu ülkenin medyası, gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde.. İçişleri Bakanı da bilir medyayı.. Vali, Kaymakam ve o köyden sorumlu Jandarma Kumandanı da..
Bu medyanın aldırmazlığını da bilirler, balık hafızasını da.. İki gün yazıp, yeni kazaya kadar her şeyi unutacağını ve kimseden hesap sormayacağını da bilirler..
Sabah, kazayı alt yazı olarak okudum ofiste..
Öğleden sonra evde, elimde kumanda haber kanalları arasında dolaştım durdum..
1960'lı yıllarda, gazeteciliğimin ilk günlerinde, bize bu mesleği öğreten M. Ali Ağabey (Kışlalı) temsilciliğini yaptığı The New York Times'dan (NYT) bir anekdot nakletmişti.
Sabah haber toplantısında, NYT Genel Yayın Müdürü, masanın etrafında toplanan şeflere, editörlere, az ilerdeki televizyonu işaret etmiş ve "Haber orda" demiş.. "Televizyon, haber için ertesi sabahı beklemek zorunda değil, gazete gibi..
Anında ulaşır, anında verir.. Siz de haberi ordan alır, peşine düşersiniz" demek istemiş yani.
Bizim "utanmaz" haber kanallarımız, (Kimse incinmesin, yüzü kızarmayan, utanmayı unutanlara en hafif sıfatım bu olur) tam tersini uyguluyor, yıllardır. Sabah çıkan gazeteleri alıyorlar ve alt yazı haberlerini ordan çıkarıyorlar.
Hürriyet'in, Sabah'ın, Milliyet'in haberleri, akşama, hatta ertesi sabaha kadar o kanalın alt yazısında dönüp duruyor. O televizyonun sorumluları da, bunu utanmadan, sıkılmadan izliyorlar. "Haber orda" denen kanalların hiç birinde, bu korkunç kaza adlı cinayetin belirtisi, izi yoktu, tüm öğleden sonra, inanır mısınız?.
Bir "CHP/ MHP Polemiği" tutturmuşlar..
Bir de Yunanistan referandum yaptı ya.. Çipras..
Haber onlar, güya..
Yetmiyor.. Bir de fikrini kimsenin merak etmediği birini karşısına alıyor Haber (!) spikeri, yarım saat geyik muhabbeti..
Yere batsın CHP/ MHP Polemiğiniz.. İki beceriksiz liderin yüzlerine gözlerine bulaştırdıkları seçim ve sonrası süreçleri meydanda iken, onların polemikleri umurunda mı milletin?.
Bu millet Çipras'ı mı merak eder, sabah sabah cinayete kurban giden 15 kadın ve çocuğu mu?.
Yahu 13 kadın, 2 çocuk, uygar bir ülkede asla ve asla olmaması gereken bir cinayette, katliamda öldürülmüşler..
Nerde?. Hepinizin milyonlara mal olan İzmir Bürolarına bir saat mesafede..
Bir heyecanlı, tek bir heyecanlı gazeteci olsa o büroda yeter.. Hadi orda yok.. İstanbul Merkezi uyuyor mu?. Bir telefonla harekete geçer İzmir, İstanbul'dan en canavar, en ünlü televizyonlarını yola çıkarırken.. Artık cep telefonu yetiyor canlı naklen yayın yapmaya.. Naklen yayın arabası, kamera falan göndermene de gerek yok..
Kaza yerine git.. Kazanın nasıl olduğunu anlat.. 15 kayıp veren köye git.. Ordaki ailelerin trajedilerini göster.. O yöreden sorumlu Jandarma Komutanını sorguya çek..
Kaymakamı, Valiyi bul konuştur..
Kamyonla işçi taşınması ilk mi?. İşte tam da o mevsimdeyiz.. Sabah kim bilir kaç köyden, kaç kamyon kalktı?. O sabah 15 insan ölürken, ayni yollarda, ayni açık kamyonlarda taşınan insan sürülerini göster..
Onları durdur, şoförle, işçi toplayan komisyoncularla, işçilerle konuş..
Türkiye ekran başından ayrılmaz, nefesini tutmuş izler..
Olayın kaza değil, nasıl bir katliam olduğu anlaşılır.
Görevlerini ihmal ederek, katliamın taşlarını döşeyenlerin hepsi, ama hepsi teşhir olurlar..
Tüm haber kanalları bunu yapsa işte, o zaman, daha öğle olmadan İçişleri Bakanı gider..
İşte o zaman!.
Saat başı haber veren "Haber Kanalları"nda durmadan CHP/ MHP Polemiği dönüyor.. Bir de sanki bizim halkın çok umurunda imiş gibi, Çipras ve Yunan Referandumu..
Niye?.
Beleş ve zahmetsiz de ondan..
Polemik haberi bedava.. Al karşına bir gevezeyi, saatlerce lafla. Maliyeti 10 kuruşluk program. Çipras haberleri ajanslardan geliyor. Bir kıtıpiyoz yorumcu da ona.. Al sana beleş haber bülteni.. Üstelik bu bülten için de kıymetli kıçını kaldırmana da hacet gerek yok..
Yuh be!.. Yuh size be!.. Haberciliğinize yuh!..
Gazeteciliğinize yuh!.. Televizyonculuğunuza yuh!.
İçinde heyecanı olmayan, çeksin, defolsun gitsin bu meslekten be..

***

M. Ali Ağabey o günlerde gene NYT Genel Yayın Müdürünün bir başka deyişini de nakletmişti bize..
"Her yayın organının çapı, Genel Yayın Müdürünün çapı kadardır.."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.