YAZARA MAİL GÖNDER Bursa'nın ilçesinden tiyatro!..

YAZARLAR

Nilüfer Belediyesi'ne benden hem de nasıl kocaman bir alkış..
Enka Açık Hava'da bir müzikli oyun, daha doğrusu Kabare Tiyatrosu izledim. Kabare deyince bu ülkede akla gelen ilk isim Haldun Taner'in doğumunun 100. Yılı için, Eşeğin Gölgesi adlı oyunu sahneye koymuş, bu ilçenin tiyatrosu..
Ankara, İstanbul ve İzmir'de, Şehir, Devlet, özel bunca tiyatronun aklına gelmezken..
Ve de nasıl harika sahneye koymuşlar..
Bu ülkenin tüm tiyatrolarına meydan okuyan bir takım oyunu.. Bir kalite.. Bir düzey..
Bursa da değil.. Bursa'nın bir ilçesi bu tiyatroyu kuran bu düzeye getiren..
Oyun bitti, ellerim kabardı alkıştan.. Ama yüreğimdeki alkış, katladı ellerimi, defalarca..
Ali Düşenkalkar, çarpıcı bir yorumla sahnelemiş oyunu.. Öyle sahnelemiş ki, kusursuz takım oyunu şart.. Bir kusur, her şeyi sıfırlayabilir.. Ama dedim ya.. Takım müthiş..
Tayfun Çebi'nin dekoru çok pratik, ama çok şirin ve çok işlevsel.. Funda Çebi'nin kostümleri, tam Haldun Taner Usta'nın istediği sanki..
Hepsini ilk defa gördüğüm, ilk defa duyduğum gençlerin adlarını buraya yazmak isterim. Bir program dağıtılmadığı için, kim kimdir bilmesem de, yazıyorum..
Mesut Özsoy, Suat Onur Çalık, Osman Dönmez, Koray Kurt, Ferhun Yılmaz, Deniz Gürsucu, Seda Ermiş, Çisil Oral, Mukaddes Kurmuş, Umutcan Vicnelioğlu, Eray Cezayirlioğlu, Aykut İspir, Mutlu Dereli ekibine ben "Özel Takım Ödülü" veririm, bu ülkenin Tiyatro Ödülleri'nden birini yönetsem..
Baştan beri "Takım" diyorum ama, baştan sona en az konuşan, ama iki saat boyu mimikleri ile adeta Marcel Marceu kadar müthiş bir pandomimci olduğu işaretini veren arkadaşımı (Adını bilmeden) gene de en başa koymak istiyorum.
Eşek rolünde harikalar yaratan arkadaşım, bence Mim sanatını denemeli..
Oyunla ilgili tek eleştirim, 60'lı yılların Türkiyesi için yazılmış metine dokunulmamış olması..
Ben Düşenkalkar'ın yerinde olsam, televizyon döneminin sabırsız insanı için 2 saatin çok uzun olduğunu düşünür, oyunu yarım saat kısaltırdım. Yer yer tekrarlar bu kısaltmayı yapmayı da çok kolaylaştırırdı.
İkincisi.. Kabare güncel hiciv türü.. 1960'ların solculuğu artık kitaplarda kaldı.
O günleri bilmeyen günümüz gençlerine o diyaloglar, anlamsız, hatta yer yer komik bile gelebilir.
Oysa "Toplum yaşamı, siyaset, seçimler, oy kavgası, oy hesaplarında din, cemaat kullanılması" diye baktığınızda, fazla değişen bir şeyin olmadığını de görüyorsunuz.
Düşenkalkar, 60 solculuğu yerine, bu "değişen pek bir şey yok"un altını çizseydi, mesaj çok daha güçlü olurdu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.