YAZARA MAİL GÖNDER Adam Mega Star!.. Sonuna kadar!..

YAZARLAR

Tarkan'dan söz ediyorum..
Perşembe gecesi Açık Hava'daydım. Bir Tarkan Konseri değil, bir Tarkan Şovu vardı.. Sahnede değil, tribünlerde.. Star nedir, süper star nedir, mega star nedir, onun ne olduğunu gösteren tribünleri izledim, gece boyunca..
Bu tribünler 90'lı yıllarda böyleydiler.. Şimdi 2015.. Şimdi hatta daha da coşkulu..
Etrafıma bakıyorum.. 10 yaşından, 80 yaşına dek kuşaklar.. Hepsi ayakta, dans ediyor Tarkan'la.. Hepsi ayakta, eşlik ediyor Tarkan'a.. Hepsi ayakta, tempo tutuyor Tarkan'a..
Ya o çığlıklar!.. Nasıl çığlık çığlığa gençler.. Tam arkamda bir genç kızlar gurubu var, kulak zarımı yırtacaklardı nerdeyse..
Tarkan bir şarkıya giriyor.. Kıyamet..
Tarkan iki dans figürü yapıyor, kızılca kıyamet..
Ben Las Vegas'ta şovlar izledim..
Hem de kimleri kimleri izledim..
Seyircinin böylesine coştuğunu görmedim inanın..
Yıldızlık işte bu!..
300 yıllık türküyü, 40 yıllık şarkıyı, ilk defa dinledikleri yeniyi de söylesen fark etmiyorsa eğer.. Her sesin, her nefesin, her mimik, her jestin, her adım, her figürünle çıldırtıyorsan, her yaştan, her cinsten insanı, kimse boşuna tartışmasın..
Tarkan, yıldız!.. Hem de çok büyük yıldız!..
Tarkan'ı seyrediyorum, arkasındaki müthiş orkestra ile harika müzik yaparken..
Ve 90'lı yılların sonlarını, 2 binli yılların başlarını hatırlıyorum..
Fransa listelerine üçüncü sıradan girdiği, o yıllarda dünyanın en ünlü diskosu Paris Budha'da bir gece arka arkaya üç kere Tarkan dinleyişimizi.. İsviçre, Hollanda'da listelerine de girdikten sonra, New York'ta, Los Angeles'ta, Boston'da gençlerin sevgilisi oluşunu..
Meksika ve Arjantin'de yarattığı harikaları.. Moskova'da genç kızların arabasına saldırışlarını ve havaya kaldırışlarını hatırlıyorum..
..Ve de acı acı, Ahmet Ertegün'ü hatırlıyorum..
Dünyanın en büyük müzik yapım firması Atlantic'in, Amerika'da 600'den fazla radyo ve televizyonun sahibi, istediği herkesi yıldız yapan Ertegün'ü..
O muhteşem yıllarda Tarkan'a el koyan "Gel İngilizce albüm yapalım, ama önce İngilizcen kusursuz olmalı" diyen ama o albümü nedense asla yapmayıp, Tarkan'ı oyalayan Ertegün'ü..
Nana Mouskuri'yi yaratan Ertegün, Tarkan'ı neden uyuttu?. O zaman etkili olan Türk düşmanı ünlü terör gurubundan mı korktu?. Amerika'da Türkiye aleyhtarlığı ile bilinen, siyasal ve ekonomik güçleri tartışılmaz diaspora lobilerinden mi çekindi bilemem.. Bildiğim, konserleri ile, Güney Amerika'dan, Orta Asya steplerine, zaten dünyayı fetheden Tarkan'ın, bir dünya yıldızı olmasını damgalayacak albümü yapmadığı..
Tarkan döndü ülkesine.. Zirvede olduğu ve hep zirvede kaldığı ülkesine..
1992'deki ilk şarkılarından, bugüne harika bir repertuar yapmıştı gene..
Hiçbir komplekse girmeden.. "Hala ayni şarkıları söylüyor" saçma eleştirilerinden korkmadan, çekinmeden..
Yıldızlık bu!.. Yıldız oldun mu, seni yıldız yapan şarkıları söyleyeceksin..
Konserine gelen binler, onları ister mutlak çünkü..
Tarkan da söyledi..
1994'ün "Oynama Şıkıdım Şıkıdım"ını söylerken, o yıllarda gençliğinin zirvesinde, bugün 45 yaşında olan kadının çığlık çığlığa ayağa fırlamasını anlıyorum. O şarkı ile yaşanmış bir gençlik ve anılar.. Tamam..
Peki az ilerdeki 10 yaşındaki küçük kız, nasıl eşlik ediyor?.
Bir ara baktım, bağıra bağıra ben de söylüyorum şarkıyı.. 76 yaşında bir herif..
Merdivenleri dahi dolduran 7 bin kişi söylüyor, yahu.. Daha ne olacak?.
Benim kendimden geçtiğim bölüm, ikinci yarının başıydı. Perde açıldı baktık, ilk yarının o tabanca orkestrası yok.. Öne sandalyeler dizilmiş..
O sandalyelere bir saz takımı oturmuş..
Başlarında da Erkan Oğur..
Bağlaması, curası, divan sazı, aklınıza ne gelirse o sazı ile muhteşem Erkan..
Ortada Tarkan oturuyor..
Bir Leylim Ley girdiler.. Deprem..
Arkadan o ölümsüz Daimi.. "Bu da gelir, bu da geçer ağlama.." Daimi bugünler için yazmış sanki.. Tarkan da, bugünler için söylüyor zaten..
Anlattı da..
"Biz hepimiz Anadolu çocukları değil miyiz?. Bir değil miyiz, birlik değil miyiz?. Nerden çıktı bu bölünmeler?."
Sonra.. Sonra benim kalbime akan türkülerim.. Allı Turnam ve Veysel tabii.. Uzun İnce Bir Yoldayım!..
Tarkan'ın amcası Fethi Tevetoğlu ile Babam, çok yakın dosttular.. İkisi de bu türküleri hem nasıl severlerdi.. "Keşke olsalardı" diye geçirdim içimden..
Bilmem.. Belki de ordaydılar..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.