YAZARA MAİL GÖNDER Ben dün, Mutlulukla konuştum!..

YAZARLAR

Abidin Dino Mutluluğun resmini yapamadı ama, ben dün Mutlulukla konuştum..
Okurlarım benim Mutluluk Tarifimi bilirler..
Akıp giden bir şey değildir o.. Bir andır, bir süreç, bir anıdır.. Başlar ve biter.. Her mutluluk anı bir "Tane"dir. Mutluluk tespihine eklenen bir tane.. Günün birinde tespihinize baktığınızda ne kadar çok taneniz varsa, o kadar mutlu yaşamışsınız demektir..
Dünyanın fakir, sefil, uygarlığın kapısından pek geçmediği yörelerinde yaşayanlara hizmet eden gönüllü kuruluşlar var.. En bilinenleri doktorlarınki..
Sınır Tanımayan Doktorlar var mesela.. Hafta sonunda gündeme geldiler. Amerikan Hava Kuvvetleri, Afganistan'da bunların çalıştığı bir hastaneyi vurdu, yanlışlıkla (!) tabii. Bu devirde ben bile, Google'a girip o hastanenin bahçesinde dolaşanları görme imkanına sahipken bu hata nasıl yapılır bilemem. Bildiğim.. O hastaneyi Taliban vursaydı, şimdi dünya yerinden oynuyordu..
Neyse..
Öteki Gönüllü Doktorlar gurubu "Doctors Worldwide/ Yeryüzü Doktorları.."
Bizim kahvaltı gurubunun sevimli üyesi, sevgili dostum, can arkadaşım Dr. Banu Çiftçi, bu ikinci gurubun gönüllülerinden.. Öyle gönüllü ki, bayram tatilinde kalktı Kongo'ya gitti.. Biz üniversite yıllarımızda duymuştuk adını ilk.. Afrikalı zenci cüceler Pigmelerin kurduğu bir krallıkken Belçikalılar gelmiş, sömürge yapmışlardı. Pigmeleri de nerdeyse yok etmişlerdi, ufak tefek oldukları, kurdukları, elmas, bakır madenlerinde işlerine yaramadıkları için zahir.. 60'lı yıllarda devrim başlamıştı Kongo'da.. Kasavubu, Lumumba, Bomboko gibi liderleri her gün haberlerde okuyor, duyuyorduk..
Şimdi iki Kongo var.. Birisi Sovyetler Birliği'nin desteğinde kurulup gelişen, Sovyetler dağılınca bağımsız olan Kongo Cumhuriyeti.. Öteki de bu bizim bildiğimiz. Kongo Demokratik Cumhuriyeti.. Banu'nun gittiği o.. Gittiği yer de şehir falan değil. Ülkenin en sınırında, bir ufak kasaba.. Orada baraka gibi bir yer var.. Orası da hastane.. Orayı hastane yapan da Yeryüzü Doktorları.. Orada çalışanların maaşlarını da onlar ödüyorlarmış. Gönüllü guruplar halinde gidip hem hastalara bakıyor, hem de yerel doktorlara ihtisas yaptırıyor, bildiklerini aktarıyorlarmış..
İstanbul'dan 6 saat, Etiyopya'ya uçmuş Banu önce. 10 saat orada hava alanında bekleme.. Sonra bir 5.5 saat daha, Kongo'nun en dibine.. 20 kilo bagajı, yanında izin verilen 8 kilo çantası hep ilaç ve malzeme dolu.. Bir cin, bir tişörtle inmiş oraya nerdeyse..
Resimler gösterdi.. Minik minik dünya tatlısı zenci bebekler kucağında.. Çocuklar nasıl sarılıyorlar görmelisiniz.. Daha büyükleriyle oyunlar oynamışlar..
"Nasıl bıraktılar seni" dedim.. Gözleri doldu.. Bir resimde dünya güzeli bir genç kız.. Baş başa verip selfie yapmışlar.. "Şu güzelliğe bak" dedim.. İşte o an, Mutluluğu gördüm Banu'nun gözlerinde.. Banu gitti, mutluluk geldi..
"Hayatımda kendimi en mutlu hissettiğim andır" dedi.. "Ben bayram tatilimde, oraya gitmesem, bu güzel kız bugün hayatta olmayacaktı.."
Hastanede öyle MR, tomografi falan yok.. Bir ultrason koyabilmişler sadece.. Ona bakarken, karnında kocaman bir kitle görmüş Banu.. Futbol topu büyüklüğünde.. Derhal alınması lazım.. O baraka hastanenin yerel görevlisine "Ne yapacağız" demiş.. "Evine göndereceğiz" demiş Kongolu.. "Burada ameliyatı mümkün değil."
Niye mümkün değil?. Bir defa Genel Cerrah yok.. Ötesine gerek var mı?.
Banu, Kadın Doğumcu..
"Başka hastaneye sevk edelim.."
"Yörenin tek hastanesi bu!.."
Kız eve yollanırsa, ölüme yollanacak, Banu çok iyi biliyor.. "O an karar verdim" dedi.. "Ben ameliyat edeceğim.."
Anestezi uzmanı da yok.. Kız nasıl bayılacak?.
Birinci Dünya Savaşından kalma iğneler var.. Damardan vurdunuz mu, 15 dakika bayıltıyor.. Ameliyat uzarsa, hasta hissetmeye başlıyor öylesi.. Ama "Yaşatmak" daha önemli..
"Ya bu ameliyatı bu koşullarda yapacağım, ya da ölecek.."
..Ve yapmış ameliyatı o koşullarda..
O bana gösterdiği resmi, hayatını geri verdiği kızla ameliyatın ertesi günü çektirmiş..
Keşke ben de, bunları bana anlatırken, Banu'nun yüzünü, gözlerini çekebilseydim.. O zaman siz de gözlerinizle görürdünüz, Mutlulukla gerçekten konuştuğumu..
Bir Bayram Tatilinden vazgeçecek, dünyanın en karmaşık, en karmaşalı kıtasında, sefaletin tam göbeğine gideceksin gencecik bir kadın olarak ve sen gittin diye, hiç bilmediğin, tanımadığın, bir daha belki adını bile duymayacağın bir başka genç kız bugün hayatta olacak!..
Mutlu olmaz da ne olursun?.
Abidin o an Banu'yu görse, Mutluluğun resmini yapardı..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.