YAZARA MAİL GÖNDER Kanyon'da Escale!..

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR

Konyalı'yı yıllar yıllar öncesi, Sirkeci'deyken tanıdım.. Karaköy'de vapurdan iner, yürüyerek Bab-ı Ali Yokuşuna tırmanırken önünden geçerdik. İçeri girmek ne kelime.. Karaköy'den Cağaloğlu'na spor olsun diye yürümüyoruz. Bütçe uygun değil..
İlk Konyalı yemeğini, Doğan Hızlan ağabeyim sayesinde yedim.. Cumhuriyet'te baş danışmandı o zaman.. Nur içinde yatsın, Oktay Kurtböke kardeşim de Genel Yayın Müdürü. Tanesi 25 liraya, yani zamanın parası ile 2 dolara haftada 2 yazı yazardım Cumhuriyet'e.. İstanbul'a gelince de Cumhuriyet'e uğrardım..
Öğle yemekleri, Sosyal Güvenlik.. Gazeteciler arasında çay ve simitin adıydı Sosyal Güvenlik.. Sevgili dostum Mehmet Barlas'ın babası Cemil Sait Barlas bu ülkenin solcu gazetelerinden biri Son Havadis'i çıkarmış ve orada işçinin sosyal güvenlik haklarını savunmaya başlamıştı. Ama rivayet ederler ki, çalışanlarının aldıkları para öğle yemeklerinde sadece çay ve simite yeterdi. İsim ordan takılmıştı.
Neyse.. Cumhuriyet'te herkes çay ve simitle idare ederken Doğan Ağbiye her öğlen Konyalı'dan özel paketler içinde, bembeyaz peçeteleri dahil, ful yemek gelirdi, Konyalı'dan.. Bir defa beni de davet etti de masasına, efsaneyi tattım nihayet..
Cumhuriyetçiler takıldılar birgün.
"Burası proleter gazetesi, nedir bu burjuva numaraları Doğan Ağabey" diye.. Doğan ağabey güldü, paketten çıkan peçeteyi boynuna bağlarken.
"Ne burjuvası?.. Ben aristokratım!."
Erkekçe için İstanbul'a taşınıp Levent'e yerleştiğimizde Levent Çarşısı içinde bulduk Konyalı'yı.. Mehmet Yılmaz, Ali Kocatepe ve ben, dergiyi çıkarıyor, ayni evde de yaşıyoruz. Her gece dönerken Konyalı'ya uğrar, yemeklerimizi ve o emsalsiz tatlılarımızı alırdık..
Kanyon en güzel yerinde Konyalı ile açılınca, en sevinen bendim.. Çok da lezzetli bir mutfak, harika servis, hemen her defasında hoş Osmanlı mutfağı sürprizleri, tarihi şerbetler sunarak harika götürüyorlardı işi.. Ben de konuklarımı oraya götürüyordum.
Sonra Akaretler dükkanını açtılar. Gittim felaketti.. Kapandı zaten.. Ardından Kanyon'da düşüş başladı. Lezzet de düştü, o mükemmel servis de.. Ben gitmez oldum. Kimse de "Gidelim" demedi son aylarda..
Sonra duydum.. O muhteşem tarih kapanmış..
Sonra Sevgili Feride, bu ülkenin önde gelen PR'cılarından Feride, Cengiz'le (Semercioğlu) beni, Escale'ye davet etti.
"Ora nere" dedim..
"Kanyon'da Konyalı'nın yerine açıldı" dedi..
Gittik..
Konyalı'nın o devasa mutfağını da salona eklemiş, yepyeni bir tasarımla, fevkalade rahat bir yer yapmışlar..
Yemekleri lezzetli.. Servis mükemmel.. Usta işi belli.. Yanılmamışım.. Sevgili Kaya Demirer sayesinde tanıdığım ve sevdiğim Gümüşsuyu'ndaki Topaz'ın sahibi Yücel Özalp'inmiş burası da.. Son zamanlarda adı çok sık duyulan henüz gidemediğim Karaköy efsanesi Colonie de..
Bu Escale, Kanyon'a çok şey katacaktır..
Bu arada.. Escale, Fransızca Durdurmak fiilinden geliyor.. Kanyon'a AVM ya da sinemalar için gidenlere, çok iyi bir durak, uğrak yeri anlamı çıkarabilirsiniz..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.