YAZARA MAİL GÖNDER Kendime pay çıkarıyorum!..

YAZARLAR

İzin verin kendime pay çıkarayım bugün biraz..
Türkiye Letonya ile hem de İstanbul'da berabere kalıp, play off şansını kaf dağının arkasına attığı günün ertesi, bu sayfanın manşetinde "Bu takım Hollanda'yı yener" yazıyordu. Uzun bir yazı ile de analizi vardı iddiamın.
Hezimete uğrattık. Play off hesapları yeniden başladı.
Onlar yapa dursun, biz gene hem de çok çok önce bu ülkede "En İyi Üçüncü olarak, play off'a kalmadan doğrudan Fransa'ya gidebileceğimizi" aSpor'daki 90a programında söylemiştik. Gene analizlere dayalıydı iddiamız..
Hollanda çok kötü durumdaydı. İzlanda ve Çekler de, durumlarını garantiledikleri için rahat oynayacaklardı. Bu rahatlık onlar için bir avantaj da olabilirdi tabii.. Ama ölesiye oynamayacakları kesindi.
Kazakistan'ın hem de deplasmanda Letonya'yı yenmesi ise, asla hayal değildi. Kazaklar hemen her maçlarında müthiş bir mücadele sergiliyorlardı. Çekleri Prag'da yeniyorlardı nerdeyse.. Bir Avrupa takımı olarak ilk resmi maçlarını kazanmak için yanıp tutuşuyorlardı. Birini yeneceklerdi elbet. Bu niye Letonya olmasındı ki.
Yani, play off'a kalması mucize gibi görünen Türkiye, bal gibi, En İyi Üçüncü olabilirdi..
Çok zor değil, değil mi, böyle düşünmek!..
Türk medyası, o geceden sonra ilk defa, bu ihtimali araştırmaya başladı. Gördüler ki, var!. O zaman ancak, yazmaya, konuşmaya başladılar.
2002 Dünya Kupası öncesi "Bu takım şampiyon olur" dediğim için benimle alay edenler, final oynama şansını nasıl kendi hatamızla kaçırıp üçüncülüğe razı olduğumuzu gördüler.
Herkes Arda'nın fizik yapısının futbol oynamaya uygun olmadığını tartışırken "Bu delikanlı Messi olur. Değeri de 50 milyon dolardır" dediğim için alenen alaya alındım. Yanıldım, doğrusu.. Arda 50 milyon dolar değil, 50 milyon Euro'ya Barcelona'ya Messi'nin yanına oynamaya gitti..
Ben kahin falan değilim. İddialarımın hiçbirini uydurmadım. 1957 yılında Sevgili M. Ali Ağabeyimden (Kışlalı) başlayarak, zamanın meslek büyükleri bize fikir yazısı nasıl yazılır öğrettiler. Araştırmayı, analizi öğrettiler. Dış basını yakından izleyerek, en ünlü yazarların nasıl yazdıklarını görmemiz ve onlardan ders almamız gerektiğini öğrettiler.. Hepsinden önemlisi, eyyam yapmamayı, tabelaya göre eveleyip gevelememeyi, inandıklarımızı her koşulda, çekinmeden, korkmadan yazmamızı öğrettiler.
17 yaşımda "Adam kazandı. Şimdi ne diyebilirim ki" diye yazsaydım, Cihat Baban (İlk Genel Yayın Müdürüm. Nurlar içinde yatsın) beni kovardı. Bugün bu ülkenin en önde gelen eleştirmenleri söze böyle başlıyorlar..
Bu tabelacı kafanın İstanbul'da 1-1 biten Letonya maçının ardından, Hollanda zaferinin geleceğini ve en iyi üçüncü olunacağını görebilmesi, ihtimal verebilmesi mümkün mü?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.