YAZARA MAİL GÖNDER Yarın seçimler var.. mı?.

YAZARLAR

Öğleden sonra evde olduğum saatlerde, haber kanallarından biri açık olurdu hep, öğleden sonraki "Okuma" saatlerimde..
Haber TV'leri, birbirlerinin kötü kopyası olup, haberden başka her şey vermeye başladıkları günden beri vazgeçtim bu huyumdan.. Şimdi salonda okumak için divana uzanırken, hepsini birer birer tıklıyorum. Altta "Kırmızı Yazı" yoksa, geçiniz. Önemli bir şey yok. Palavraya da benim karnım tok.. Dönüyorum TRT Müzik'e.. Okurken müzik eşlik ediyor bana, hafif hafif.. Bir tanıdık ses, veya şarkı kulağıma çalınırsa, okumaya kısa bir ara veriyorum. Teneffüs gibi oluyor..
Öyle güzel şeylere rastlıyorum ki, TRT Müzik'te..
Geçen gün dinlemeye doyamadığım Sarı Gelin'in melodisi takıldı kulağıma.. Ekrana döndüm gayri ihtiyari..
Bir cennet.. Ama ne cennet?. Dünya güzeli bir vadi.. Çocukluğumda bizim Çavuşköy'e yakın, Değirmen Boğazı vardı. Sular içinde.. Tam da boğazın içinden bizim baş değirmeni çeviren su, minik çavlanlar yaparak gelirdi.. Vadinin iki yanındaki ağaçların dalları birleşir çardak yaparlardı adeta..
Babam kuzu çevirtirdi orda.. Ayni orası..
Yazı bindi.. Bartın Kurucaşile Göl Deresi Şelalesiymiş orası.. O dünya güzelliğinin içinde çalanlar da Anadolu Kuartet diye bir gurup. İki keman, bir viyola, bir çello..
Yani bu nasıl bir güzelliktir?.
Bir başka gün, bir başka cennete götürdü beni, TRT Müzik.. Bu defa Ayder Yaylası'na..
Dünyanın en kıymetli balı burda oluşur, ordan bilirim Ayder adını..
Arılar ağızlarının tadını benden iyi biliyorlar demek.. Bu yaylanın kendisi bal..
Ferda Sümer diye bir genç kız.. Bir yandan Hemşin türküleri söylüyor, bir yandan Ayder'i, Hemşin'i, yaylaları anlatıyor.. Nasıl yakışıyor ekrana, hem türkü söylerken, hem konuşurken..
Yani nasıl bir cennette yaşıyoruz.. Tanrı nasıl cömertçe vermiş bütün ihsanlarını Anadolu'ma.. Ve o nasıl bir kültür, sanat, lezzet mozayığıdır, binlerce yıldır, Hattiler, Hititlerden beri Anadolu'da yaşayan insanların birbiri içinde yuğrulmuş kültürlerinden oluşan renklilik..
Böyle bir cennette yaşamanın mutluluğu içinde yaşamak, keyfini doya doya sürmek varken, şu halimize bakın..
Amipler gibi bölünüyor.. Her konuda bölünmek için fırsat kolluyoruz adeta.. Bölünmek ve bizim dışımızdaki herkesi "Öteki" ilan edip, sövmek, dövmek, hedef göstermek için..
Bu kadar nankörlüğü Tanrı affetmez yahu!..
"Ben size her şeyi verdim, şu yaptıklarınıza bakın" demez mi, yukardan..
Fikirler ayrıdır. Ayrı olması güzeldir zaten.. Tartışma güzeldir, yararlıdır, keyiflidir, öğreticidir zaten, adam gibi yaparsanız..
Biz "Ayrılmak" için tartışıyoruz oysa.. Birbirimizin gırtlağını sıkmak için..
Yahu fikrimiz ayrı.. Ama bizi bir araya getiren şeyler yok mu?. Hiç mi ortak değerimiz yok?.
Mesela vatan?.
Bu vatana karşı en büyük hainlik yapıldı, Ankara Garı'nın önünde.. Bir araya gelebildik mi?. 167 ayrı milletten oluşan, millet bile olmayan Amerika İkiz Kuleler'de nasıl tek beyin, tek yürek oldu?.
Yasta, matemde bir araya gelemedik.. Peki coşkuda..
Seçim sonrası birbirlerinin yüzüne bakmayan, diyalog bile kurmayan iki partimiz, Cumhuriyet Bayramı'nda birleştiler..
Anıt Kabir'e, bu Cumhuriyeti kuran, bize armağan eden Atatürk'e gitmemekte birleştiler..
Ankara'da yapılan, bu ülkeye Atatürk'ün vasiyeti olan Cumhuriyet Bayramı törenlerine gitmemekte de birleştiler.. İyi mi?.
İyi günde de, kötü günde de bir araya gelemeyen, bu ulusa "Biz, hepimiz bu ülke, bu vatan, bu halk için varız" diyemeyen partiler için oy vereceğiz yarın..
Hayırlı olsun, ne diyeyim!.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.