Türkiye'nin en iyi haber sitesi

1980'de Moskova Oyunları için gittiğim Moskova'da ilk görmek istediğim binaydı Bolşoy Tiyatrosu.. Dünyanın en eski, en ünlü, en itibarlı opera ve bale kumpanyasının eviydi çünkü.. Ünlü şefler, opera sanatçıları, dansçılar ancak bu efsane binada sahneye çıktıkları zaman, mesleklerinin zirvesinde hissederlerdi kendilerini çünkü..
Olimpiyatlar boyunca, karaborsa dahil, her yolu denedim, içine girebilmek için. İmkan bulamadan boynu bükük döndüm.
Bolşoy'u görmem, Gorbaçov devriminden sonra, 2 binli yıllarda oldu. Komünizmle birlikte Sovyetler Birliği yıkılmış, orak çekicin yerini üç renkli Rus bayrağı almıştı.
O daha kulisten salona adım atarken insanı büyüleyen kokuyu derin derin içime çektim.. Bolşoy'u kokladım, gözlerimi kapayıp.. Sonra açtım.. Kırmızının hakim olduğu salonda, o muhteşem kırmızı kadife perdeleri gördüm ilk.. Tavandan yere kadar iniyorlardı ve üzerlerinde dev, sarı altın ışıltısı ile orak çekiç parlıyordu. Bolşoy öyle bir dünya efsanesiydi ki, devrim onun perdelerine bile dokunamamıştı.
Yıl 2004'tü..
Ertesi yıl, yeniden yapılanmak için kapılarını kim bilir kaçıncı defa kapadı Bolşoy.. Tam altı yıla ve bir milyar 100 milyon dolara patladı, yenilenme.. 2011'de yeniden açıldığında tarihi tiyatro, resmi, Rusların 100 Rublesinin üstündeydi, saygı işareti olarak..
Nasıl olmasın ki.. 1776'da Prens Vasiliyeviç Urusov tarafından kurulan kumpanyanın evi olarak inşa edilmiş, savaşlar, yangınlar, çeşitli afetlerle yıkılmış, yeniden yapılmış, sonunda Rusya'nın gururu, Soğuk Savaşta Sovyetler Birliği'nin en büyük propaganda silahı olmuştu..
Bolşoy, 200 dansçısı, daha fazla, opera sanatçısı ile dünyanın en büyük opera ve bale kumpanyalarından biriydi. Batı dünyası oradan sanatçı ayartmak için neler neler yapardı.. Nuriyev'i, Barişnikov'u hatırlayın.. Bağlı Bolşoy Akademisi ile bir sanatçı üretme fabrikasıydı, dünyada Opera ve Bale'nin Kabesi olarak bilinen Bolşoy..
Şimdi bunları niye anlattım size..
Durup dururken değil tabii..
Hafta sonunda bir mail aldım, Sevgili Kardeşim Murat Karahan'dan.. Devlet Tiyatrosu tenoru.. Yakından tanırım.. Opera sahnesi için çok önemli özellikleri var. Sesi zaten tartışılmaz da.. İkincisi.. Kızların bayılacağı kadar yakışıklı bir genç. Üçüncüsü.. O da çok önemli.. Sahnenin ortasına gelip şefe bakarak şarkı söyleyenlerden değil.. Aktör.. Rolünü sadece seslendirmiyor. Oynuyor da.. İşte ondan aldığım mail..
"Geçen sene Bolshoi Operası beni La Boheme/ Rodolfo için davet etmişti. Harika tepkiler alınca, La Traviata/ Alfredo) için bir daha çağırdılar.. Orada da büyük başarı elde edince, bu sefer defa yeni sahneye koyacakları Carmen/ Don Jose için beni seçtiler.. Temmuz ayındaki prömiyerde başrolü ben seslendirdim. Ardından 7 temsil daha yaptım.
Sonrası yeni anlaşmalar.. Ocakta La Boheme, nisanda Carmen, mayısta La Traviata ile tekrar Bolshoi sahnesinde olacağım.
2016-2017 sezonu için imzaları da şimdiden attık.. Manon Lescaut'ya başlayacağız..
Aynı dönemde Avrupa'da birçok sahnede olacağım. Mesela..
Temmuzda Londra Covent Garden Royal Opera.. Il Trovatore/ Manrico.. Amsterdam National Opera'.. Manon Lescaut/ Des Grieux.."
Yıllar yıllar önce, kraliçem Meriç Sümen, Bolşoy'da Giselle'de baş rolü dans ettiğinde nasıl gururlanmıştım, bir Cumhuriyet genci olarak..
Sonra haber aldık ki, Leyla Gencer de, bir gece konuk sanatçı olarak söylemiş Bolşoy'da.. Bir gurur daha.. Murat Karahan, her sanatçının rüyasındaki bu sahneye çıkan üçüncü Türk.. Hem de ne çıkış.. Birbiri ardına dünyanın en ünlü operalarında baş roller, galalar ve 2016 son baharında başlayacak yeni sezon için şimdiden anlaşmalar.
Murat o dünya devi kumpanyanın vaz geçemediği tenoru olmuş artık..
Hadi gururlanmayın bakalım..
Siz bu satırları okurken, yeni hükümet belki de ilan edilmiş olacak.. İlk bakacağım isim Kültür Bakanı olacak..
Dilerim yukarda yazdıklarımı okuyan ve hissedebilen birini seçmiş olsun, Davutoğlu.. Çünkü Murat tek değil.. Çünkü şu anda Cumhuriyet'in çocukları, sopranolar, tenorlar, kemancı, piyanist ve ötekiler, dansçılar, dünyanın en büyük salonlarında, en büyük kumpanyalarında yer alıyorlar..
Onları biz bilmiyoruz, ama dünya tanıyor.. "Türk" diye tanıyor.. Bu ülkenin adını yüceltiyorlar onlar, sanatın her dalında.. Arkalarında devletlerini hiç görmeden. Varlığını bile hissetmeden..
"Gölge etmesinler yeter" der hale geldiler nerdeyse..
Onlara sahip çıkacak, kucaklayacak, AKM'yi bir an önce açacak bir bakan istiyorum, Murat Karahan ve onlarca, yüzlerce Cumhuriyet çocuğu adına..
Çok şey mi istiyorum, Sayın Davutoğlu?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER