Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Erdem Gül'ü tanımam. Televizyonda görmüşlüğüm var. Can Dündar yakın arkadaşım. 1979'da, benim Mekteb-i Mülkiye'nin kurduğu Basın Yayın Okulu'ndan mezun oldu. Kuzen Ahmet Kışlalı hocasıydı. Onun tavsiyesi ile M. Ali Ağabey'in Yankı'sına geldi. Orada tanıştık. Yani, hem eğitimde, hem meslekte, ayni okuldan mezun olduk sayılır. Yankı'da da çok başarılı oldu. Müthiş bir yetenekti.
Sonra televizyon işine girdi. Belgeseller çekmeye başladı. 1993'teki Sarı Zeybek belgeseliyle yurt çapında şöhret oldu.
2008'de gene Atatürk üzerine çektiği Mustafa adlı belgeseli müthiş polemiklere yol açtı. Atatürkçü kesim, Mustafa'ya çok kızdı. Kızanlar arasında ben de vardım. Yazdım da.. Kilis kuralı, meslek ilkelerimin başında gelir. "Dostluk kantarla, hesap miskalle/ Gramdan da ufak bir yerel birim."
Düşündüğümü yazarım. Ama o alınıp küsmezse dostluğum sürer. Beni en ağır eleştiren dostlarıma tavır yaptığım da görülmemiştir. "İfade özgürlüğü" aslında tam da budur çünkü..
Can Dündar, yayınladığı bir haber yüzünden mahkemeye verildi ve tutuklandı. Hukuka saygım sonsuz. Devam etmekte olan bir dava hakkında fikir beyan etmem. Neye ederim?.
Usule..
Bir.. Ben Can'ın yerinde olsaydım, o haberi kullanmazdım. Bunu yıllar önce Mehmet Baransu için yazdım.. "Birisi sana, bavul dolusu devlet belgesi veriyorsa, bil ki seni birilerinin menfaati için seni kullanıyordur. Gazeteci kimseye alet olmaz" sözlerim okurların aklındadır.. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, bu gazeteciliğe (!) ödül verdi bir de. Bavulcu Baransu Yılın Gazetecisi ödülü aldı. Ödülü de ayni gerekçe ile en ağır şekilde eleştirdim.
Bu bir anlayış meselesi.. Bazıları "Haber" için ölür. Ben kendimi kullandırmamak için..
İki.. Tutuklama kararı yanlıştır. "Yan- lış- tır!.."
Başbakan Davutoğlu da, hükümet sözcüsü, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş da, Anayasa Mahkemesi Raportörlüğü yapmış, hukukçu ve AKP üst yönetici Osman Can, bu gazetenin en önde gelen yazarlarından Hasan Bülent Kahraman başta, pek çok aydın ve iktidar partisi mensubu da ayni fikirde..
"Tutuklamaya gerek yoktu.."
Tutuklama, 1- Kaçma ihtimali varsa, 2- İkameti belli değilse, 3- Dışarda olduğunda delilleri karartma imkanı ve gücü varsa" yapılır. Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası bunları açıkça yazar. Can'da bunların hiçbiri yoktu.. Mustafa Balbay'da da yoktu. Soner Yalçın'da da.. İkisini de, içerde kaldıkları yıllar boyunca, bu sütunlarda gene defalarca savundum.
"Tutuklama" gereksiz yapılırsa, yargısız infaza dönüşür. İşte şimdi Soner de Mustafa da, beraat ettiler. O zaman niye yıllarca içerde yattılar?. Yargısız infaz olmadı mı?. Olmayan suçun cezası olmadı mı, yıllarca hapiste tutulmaları..
Şeriatın kestiği parmak acımaz.
Hukukun son aşamasına, kararın kesinleşmesine kadar bekleyeceğiz, sabırla.. Ama Can ve Erdem içerde olarak değil..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER