YAZARA MAİL GÖNDER Atatürk'ümün pırlantaları..

YAZARLAR

"Geçen ay da bu başlığı atmıştın" diyenleriniz olabilir. İki sebebi var. Birincisi, Atatürk'ün pırlantaları birbiri ardına geliyorlar..
İkincisi..
Ben saf saf sanırdım ki, Atatürk takıntısı var. Meğer Hıncal takıntısı varmış. Bana laf sokuşturmak için, hangi konuyu ele alsa, sözü dolandırıp Atatürk'e getiriyor ve ona saldırırken de aklınca benimle dalga geçiyor.. Ardından da eşini dostunu arayıp "Hıncal'a gene fena geçirdim, yarın okuyun" diyordur, muhtemelen.. Yazsın da sevinsin zavallıcık. İyilik etmek sevaptır.
İş Sanat'ın unutulmaz Sanat Yönetmeni Meriç Soylu'nun anısına "Parlayan Yıldızlar" Konserleri, Milli Reasürans'ta devam ediyor.
Şubat ayının Parlayan Yıldızları, Klarnetçi Utku Çetin ve kemancı Irmak Ülke'ydiler.
Utku daha 17 yaşında ve daha da küçük gösteriyor ama şimdiden büyük işler başarmış. 2014'te İtalya'daki Uluslararası Yarışmada ikinci, St. Petersburg'da yarı finalist olmuş.
Rossini Sevil Berberi'nin popüler parçası Cavatina ile girip salonu coşturduktan sonra, Monti'nin Çardaş'ı ile final yapınca, artık seyirciyi tutmayın. Alkış, kıyamet.. O Çardaş'ın üstüne ne çalınır ki.. Piyanosu ile eşlik eden Hüseyin Kaya ile tekrar geldiler ve Çardaş'ı tekrar ettiler.. Bu ismi yazın. Utku Çetin!..
Irmak Ülke 22 yaşında. Başarıları saymakla bitmez. Doğuş Gençlik Senfoni dahil pek çok orkestrada baş kemancılık, başta Suna Kan, büyük ustalarla, "Ustalık sınıfları" turneler, konserler. Halen Almanya'nın en ünlü müzik okullarından HFMDK'da eğitimini sürdürüyor ve orkestrasında solistlik yapıyor.
Irmak, yaptığı repertuar hatası yüzünden hak ettiği alkışları alamadı. Bu gençlere mutlak bir repertuar koçu gerek.
Kime çaldıklarını bilecek, eserlerini ona göre seçecekler. Milli Reasürans Parlayan Yıldızlar Konserinde bir Klasik Müzik seyircisi yok. Genelde dostlar, akrabalar, tanışlar dolduruyor salonu.. O zaman Klasik Müziğin "Hafif"i var.. "Popüler"i var.. Onları seçeceksin ki, salondakiler mutlu olsunlar. Irmak öyle bir program yapmış ki, karşısında "Yarışma jürisi" ya da Viyana Senfoni salonu devamlı konukları var sanırsın.
Klasiğe alışık olmayan kulaklar için, Irmak'ın parçaları "Bitse artık" diye geldi.
Benim gibi bir meraklının bile ilk defa dinlediği eserlerle, o salona hem de resital olur mu Irmak?.
Mesela Paganini'nin 24 numaralı Capris'i ile girip Beethoven Ay Işığı Sonatı ile devam etsen, mesela ve Brahms'ın 5 numaralı Macar Dansı ile bitirsen salonu yıkardın. Bise gelince de "Sarı Gelin!." Millet yeni konserini kollardı, inan..
Popüler şeyler çalmaktan çekinmeyin gençler..
Üç Tenor, Pavarotti, Domingo ve Carreras dünyayı sarsan konserlerinde neler söylediler bakın.. Andre Rieu Konserleri biletleri niye aylar önce bitiyor?.
Jose Carreras, Turgut Reis Marina'da, hem de Zubin'in yönettiği Viyana Senfoni Aspendos'ta, alanı dolduran seyircileri hiçe sayıp, en ağır repertuarı yaptıkları için ıslıklanmıştan beter oldular.
Millet en ünlüleri bile "Ne çalarsa çalsın" dinlemiyor.. Hele sizin gibi yeni parlayan yıldızların, seyircilerini çok çok iyi tanımaları gerek..
Yarışma jürisine değil, sıradan insanlara çalıyorsunuz. Hiç aklınızdan çıkarmayın!.
Bir sitem de İş Bankası'na..
Sahnede bir keman piyano konçertosu seslendiren iki sanatçı varken, sadece birine çiçek vermek ayıp olmuyor mu?. Bir minnacık buketin tasarrufu olmaz ama düşüncesizliğin olur!.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.