Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Akhisar Belediye maçına, hani o fıkradaki timsahlarla dolu havuza itilmiş gibi takımın başında çıkan Orhan Atik, o tek maçla bende çok olumlu izlenimler bıraktı.. Derwall'in yanında işe başlayan, zamanın genç takım hocası Mustafa Denizli gibiydi sanki.. "Böyle bir delikanlı Florya'da hem de A2 takımının başındayken Mustafa Hoca niye onu yanına çağırmamış" dedim içimden, daha da öfkelenerek.. Denizli o zaman, o akıllara sığmaz yanlışları yapmaz, yaparken, en azından itiraz eden, tartışan birini bulurdu.
Kendi kendisini yalnızlığa gömen Denizli, sonunu çok kısa zamanda hazırladı.
Orhan Atik'in sahaya çıkardığı on biri de, yaptığı değişiklikleri de genelde beğendim, eleştirilerimi söyleyerek..
Şimdi bu genç adama destek olacak başka fikirlerim var, onları özetleyeceğim..
Sevgili Orhan.. Söylenenlere bakma.. Galatasaray'ın bu sene de şampiyonluk yarışını sonuna dek sürdürecek, Lazio'yu rahat rahat eleyecek bir kadrosu var. Hele Burak apar topar satılmadan önce, çok daha iyi vardı. Mustafa Denizli saçmalamasa ve ısrarla inatla o saçmaları sürdürmese, bugün kendisi de, Galatasaray da çok farklı yerlerde olurlardı. Kimse kabahatı futbolcularda ve kadroda bulmasın..
Sen daha ilk maçında sakat, ceza eksikleri içinde mevcuttan en iyi kadro nasıl çıkar, nasıl oynatılır gösterdin.
Bugün iki "Zararlı" futbolcuya dikkatini çekeceğim..
Galatasaray'ın başarısızlığında baş rolü oynayan iki futbolcun var.. Muslera ve Selçuk!.
İkisi de takımın en iyileri olmaları gerekirken üstelik..
Bir zamanlar Mustafa Denizli'ye mal ettikleri bir laf vardı.. "Galatasaray Türkiye'nin Mercedesidir.." O Galatasaray, Mercedes de değil, Ferrari olduğunu iki İtalyan, iki İspanyol, iki İngiliz, iki Alman takımını, yani Avrupa'nın değil, dünyanın en güçlü liglerinin tepelerindeki ikişer takımı geçerek Süper Kupa'yı aldığı 2000 yılında gösterdi. O kupa, Real Madrid müzesinde yokken, Monaco'da onları yenen Galatasaray'ın müzesine geldi.
Bu Mercedes'in iki freni var Orhan.. Galatasaray'ın hızlı top oynamasını önleyen, kontrataktan vaz geçtik, atak yapmasına bile imkan vermeyen iki adam, işte Muslera ile Selçuk..
Muslera hiçbir topu, oyuna hızlı ve doğru sokmuyor. Akhisar maçını, odana kapan ve başından sonuna dek izle.. Oyunu geciktiren, avutları bile ortalama 20-25 saniyede oyuna sokan Muslera rakip savunmanın ille yerli yerine dönmesini sağlıyor ve topu yüzde 80, onlardan birine atıyor. Muslera kendisini Galatasaray'la oynayan ikinci lig takımı kalecisi sanıyor. Oyunu ne kadar yavaşlatır, ne kadar vakit çalarsa o kadar az gol yiyecek. Kafa bu.. O yanındaki Taffarel kaleci hocası falan değil. Hiçbir şey değil. Muslera geldiğinden beri tek kusurunu düzeltmedi. Hala, yediği her golde ayni hatalar sürüyor. Nerde Hoca?. Duran toplarda Galatasaray durmadan gol yerken, sadece savunma değil, arka direği hep boş bırakan ve topa çıkmada hep kararsız kaldığı için, en önemli anı rakibe bırakan Muslera da hatalı.
Ona topu oyuna mümkün olan en hızlı, mümkünse elle sokmayı emredeceksin Orhan. Hızlı oynamayan Galatasaray'ın başarılı olmasının mümkün olmadığını anlatacaksın. Başka türlü olmaz.. Ve bir emri de futbolcularına vereceksin. "Muslera'ya geri pas yasak.."
Muslera hareketli toplara ayakla en kötü vuran kaleci.. Yıllardır böyle.. Dünyanın topu oyuna en iyi sokan kalecilerinden Taffarel onu bile öğretmedi adama.. Maçı seyret. Muslera'nın geri paslarla ayakla vurduğu her ama, her top rakibe gitti.. Topu kazanmak en zor şey. Kazanılan top, bu kadar ucuz, bu kadar bile bile rakibe kaptırılır mı?. Ama Galatasaraylı futbolcular, oyunu geliştirmek, maçı kazanmak, hızlı hücumla gole gitmek için değil, Ersun Yanal'ın başımıza bela ettiği o rezil istatistiğe oynuyorlar.. İleri atarsan, rakibe gitme ihtimali var. O zaman "Kötü pas" yazıyor hanene.. Oysa Muslera'ya vurdun mu, kötü pas ihtimali sıfır.. Sana "İyi pas" yazıyor. Muslera takımı batırıyor. Umurunda değil.. Sen "İyi pas" rekoru kırıyorsun ya..
Oyunu yavaşlatan asıl fren, Kaptan Selçuk.. Gene kapan maçı seyret Orhan.. En iyi yorumları, kendi kendine, son maçın bandını izlerken yapacak, iyiyi, kötüyü en iyi o zaman göreceksin.. Bunu hep yap..
Bak bakalım Kaptan Selçuk nasıl frenliyor hızla hücuma geçen takımı.. Top ona gelirse, o sırada soldan Yasin, sağdan Podolski, ortadan Umut, yanından Sneijder fırlamış olsun, aldırmıyor.. Onlara pas atmak riskli.. Tutamazlarsa Ersun Yanal istatistiği "Kötü pas" yazacak... Topa basıyor Selçuk ve atağı, hele de asıl kontratağı, rakip savunma daha Galatasaray yarı sahasında iken başlayacak gollük kontratağı frenliyor. Bastığı topla kendi çevresi etrafında mutlak bir 360 derece dönüyor. Rakipte herkes yerli yerini alınca da, o bastığı ve döndüğü topu en fazla üç metre ötesinde ama ya geride, ya da yanında duran birine, en garantili şekilde verip, "Lanet İstatistik"e "İyi pas" yazdırıyor. Galatasaray santranın iki metre gerisi ile önü arasında bir düzine "İyi (!) pas" yapıp, üç dakika kaybediyor. Oyunu da zerre ilerletmiyor.
Bu yavaş, bu durarak, bu yana ve geriye oynayarak, takımın hızını kesmenin, gollük akın yapmayı önlemenin ve tribünler için en zevksiz, en çekilmez, en ruhsuz futbolu sergilemenin baş sorumlusu Selçuk, Orhan.. Kaptan Selçuk..
Dediğimi yap. Kapan.. Akhisar maçını başından sonuna izle.. İlle yavaş ve ille rakibe oynayan Muslera ve aldığı topu 360 derece dönmeden çıkarmayan, hele ileri çıkarmaktan ödü patlayan Selçuk'a bak.. Ve say.. Kaç olumlu, kaç olumsuz hareketleri var..
"Hıncal ağbi haksızsın, abarttın" dersen, hem senden, hem de Selçuk ve Muslera'dan özür dilerim. Ama ben haklıysam, hem sen kazanırsın, hem de gerçekten fevkalade yetenekli bu iki adam, Selçuk ve Muslera kazanır..
Yani, Galatasaray kazanır!.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER