YAZARA MAİL GÖNDER “Biz de çözemezsek, dedim, Anastasyadis’e!.”

YAZARLAR

"Ben bu restoranı çok sevdim" dedim, yanımda oturana.. "Kıbrıs'ta artık başka yerde zor yemek yerim.."
Güldü.. "Burası sizin, ne isterseniz" dedi..
Yanımda oturan Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı.. Daha yarım saattir, beraberiz, böylesi şakalaşacak kadar yakınlaştık.. Bir gece evvel de KKTC Başbakanı Hüseyin Özgürgün ile kısa zamanda "Senli benli" olmuştuk..
Başbakan, sağın lideri Kıbrıs'ta.. Cumhurbaşkanı solun, üstelik..
Ama, cana yakınlık, içtenlik Kıbrıslı'nın baş özelliğidir, bilirim.. Fikirler ne olursa olsun, bu değişmez. Size sevgiyle, dostça bakmaları için de onunla ayni fikirde olmanız gerekmez..
Hem sağcı, hem solcu liderin benimle ayni fikirde olması mümkün mü?. Ama şu an bu satırları yazarken, Kıbrıs'ta arkamda iki dost bıraktığımı biliyorum..
Cumhurbaşkanlığı Köşkü olan bina, Kıbrıs, İngiliz Kolonisi iken, Büyük Britanya Genel Valisi'nin rezidansıymış, Lefkoşa'da..
Kapıdan bir salona girdik ki, müze.. Kıbrıs'taki kazılardan çıkmış binlerce yıllık tarih camekanlar arasında.. Vazolar, tabaklar.. İngiliz Vali'den kalma tabii.. Geri kalanı British Museum'dadır mutlak..
Sonra yemek salonuna geçtik.. Akıncı'nın ailesi.. Eşi Meral.. Oğlu, gelini.. Ben de Birinci Ailesiyle.. Ertan, eşi Melis..
Eskiler "Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım" demişler.. Bir lezzet akmaya başladı, mutfaktan, gerçekten inanılmaz.. En son, akıllara seza kaymaklı ekmek kadayıfına batırırken çatalımı işte, o zaman Cumhurbaşkanına döndüm "Ben başka lokantada yemek yemem artık" dedim, işte.. Bastı, kahkahayı..
"Gelmeden istediklerini söylersen, bizim şef onları hazırlar" dedi..
Mustafa Akıncı, Kıbrıs'taki genel eğilimin aksine Fenerbahçeli.. Kıbrıslıların Galatasaraylılıkları, Çetinkaya ve Naci Özkaya'dan geliyor.. Benim sevgili dostum Sarı Naci, Çetinkaya'yı kurmuş, oyuncusu ve hocası olmuş, onun zamanında bir Türk takımı ilk defa Rum takımlarını geçip Kıbrıs Şampiyonu olmuştu..
1960'ta Kıbrıs Cumhuriyetini kuran görüşmeler sırasında, bir Rum temsilci, bozgunculuk yapıp "Kıbrıs'ta Türk mü var" deyince, bizimki cevap vermiş..
"Kıbrıs Şampiyonu kim?."
İşte o sarı kırmızı Çetinkaya yetmişti, herkesi Galatasaraylı yapmaya..
Akıncı "Ben Limasol'da doğdum. Bizim Limasolspor sarı lacivertti.. Bir de efsanemiz Lefter var.. O yüzden Limasol Türkleri genelde Fenerlidir" dedi.
Şimdi burası önemli..
Mustafa Akıncı, Kıbrıs Rum Lideri Anastasyadis ile Limasol'da beraber büyümüş. Ayni yaşlardalar. (47 doğumlu).
Akıncı, geçen yıl nisan ayında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde "Çözüm" vaat ederek kazanmıştı..
Uzun süredir ara verilmiş görüşmeleri yeniden başlatması ilk başarısı oldu.. İlk görüşmede çocukluk arkadaşı Anastasyadis'e şöyle demiş..
"Bak, bu işi biz çözemezsek, başka kimse çözemez!.."
"Sizce çözüm ihtimali ne" dedim..
"50- 50" dedi..
"Son bir sorum var" dedim..
"Geçen yıl seçim mitinglerinde 'Bu işi çözeceğiz' derken, yüzde kaç ihtimal veriyordunuz?.."
Şöyle bir düşündü, Akıncı, yanıt vermeden.. Konuşmasını beklemedim.
"Başka sorum yok" dedim..
Açık.. Göreve gelmeden önceki müthiş iyimserliği yok, Mustafa Akıncı'nın..
Ama gene belli ki, Başbakan Özgürgün kadar da kötümser değil..
"Zor ama çözeceğiz" dedi.. "Çözmeye mecburuz.."
Geçen yıl "Çözeriz" derken kafasında, bizim tarafımızdaki sorunlar var.. Onların altından kalkacağına inanıyor.
Ne zaman görüşmeler başlamış, Rum tarafının aslında pek de çözümden yana olmadığını görmüş.. O zaman işte, yüzde 50'ye düşmüş, kafasında çözüm.
Çözüm isteniyorsa, ortada bir anlaşmazlık vardır. Anlaşmazlık pazarlıkla giderilir. İki taraf da ödün verir. Biri "Yüz" ister. Öteki "50" verir. Pazarlığın kaçta biteceğini, koşullar ve güç belirler..
Şimdi Kıbrıs'ta öyle bir durum var ki, "Ödün" dedin mi, iki tarafta da kirpi gibi olanlar "Vatanı sattı" diyenler var..
Çözüm olmazsa bizim tarafta özellikle "Bu da başaramadı" diye hayıflananlar.. Yani Akıncı, hem de nasıl bir keskin bıçağın üzerinde yürüyor.. Hem de nasıl dikkatle, özenle, bin düşünerek atmak zorunda adımlarını..
"Seçime girerken 'Maraş'ı akreplere, yılanlara bırakmaya devam mı edeceğiz" demiştiniz ve pek olumsuz tepki almamıştınız.. Kıbrıs halkı genelde çözüm için bu ödünün verilmesine, hiç bir işe yaramayan leşe dönmüş Maraş bölgesinin açılmasına razı görünüyordu" dedim..
"Maraş'ı görüşme masasına koydum.. Ama hiçbir şey almadan, bir şey verilmez.. Karşılığında Ercan Havaalanının Uluslararası hava trafiğine açılmasını istedim. Onlar Ercan'ı kabul ederlerse, biz de Maraş'ı açmalarına izin veririz.."
"Dün gece Başbakan'la konuştum. O 'Yunanlıların keyfi yerinde. Çözüme muhtaç değiller, O yüzden görüşmeleri sürüncemede bırakıyorlar' dedi, bana."
"Pek o kadar değil" dedi, Akıncı. " müthiş bir ekonomik kriz içinde.. Bugün Yunan adaları Türk turistlerle yaşıyor. , Türkiye ile dost olmanın onlara neler kazandıracağını biliyor.. Çözüm onlara da büyük ekonomik yararlar sağlayacak.."
"Peki Kıbrıs Rumları?." dedim.. Girne'den Magosa'ya doğru giderken, Ertan'la, uçsuz bucaksız bir ovadan geçtik.. "Mesaoriya" ovası.. Sapsarı..
Anastasyadis'e demiş ki, Akıncı..
"Kıbrıs kurakken bu ovadan pek verim alamıyorduk.. Şimdi, Anadolu'dan bağlantı ile, Kıbrıs'a bir ırmak akmaya başladı adeta.. Yani Mesaoriya sulanacak.. O büyük ova, bir tarım cenneti olunca, burada nüfus da artacak, unutma!.."
Yani, radikal milliyetçi duyguları bir kenara koyup, sağ duyulu, mantıklı, akıllı olunursa, Çözüm, dört tarafın da lehine..
Akıncı, Rum kesimi ve Yunanistan'ın eninde sonunda bu gerçeği göreceklerine inancını sürdürüyor..
Ben de!..
Yarın.. Kıbrıs'ta keyif saatleri..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.