Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Onu ilk tanıdığımda 17 yaşında, genç bir gazeteciydim. O zaman Türk Sporunu amacı sadece ve sadece spor olan Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü yönetirdi. Bütün Federasyonlar, Ulus'taki Genel Müdürlük binasındaydı. Bizim Yeni Gün gazetesi de Ulus'ta.. Her gün öğleden sonra Türk sporunun merkezine uğrardım. Gültekin Ağabey (Çeki), Genel Müdürün Özel Müdürüydü.
Özel kalem, o zaman "Özel kalem"di gerçekten. Türk Sporunun iki numaralı yöneticisi durumundaydı, Gültekin ağabey.. Her şey ondan geçer, Genel Müdüre öyle giderdi. Gültekin Ağabey her şeyi bilirdi yani.. Ben de "Bir şey kapabilir miyim" diye uğrardım, hep..
Her gazeteciyi nasıl ilgi ve sevgi ile karşılar, ağırlardı. Ama dostluk orda biterdi. Ser verir sır vermezdi Gültekin Ağabey.. İşinde kusursuzdu. Ne sorsak "Yarın basın bülteninde bulursunuz" derdi. Her gün teksirle basın bülteni dağıtırdı Genel Müdürlük ajans gibi..
Sonunda, daha sonra televizyoncu olarak üne kavuşan Güneş Tecelli'nin gazetecilik dehası sayesinde biz Gültekin ağabeyi atlatma yolunu bulduk..
Güneş, bir akşam üzeri gidip Genel Müdürlüğün çöplüğüne dalmıştı. Teksir için kullanılan içi delik harflere yazılan kağıt kalıplar oraya atılıyordu. Elleri, kolları simsiyah teksir mürekkebi ile geldi Güneş, gazeteye.. Kalıbı masaya serdi, üzerine kağıt koyup üzerine bastırınca, haber aynen çıktı. Çöplüğü her gün kullandı Güneş, çaktırmadan..
Aylarca tüm medyayı atlattık, bu sayede.. Gültekin Ağabey çok sıkıştırdı, haberleri kimden aldığımızı öğrenmek için.. Ama biz de sır vermedik..
Gerçek bir spor adamı olan ve hayatını spora adayan Gültekin Ağabey'in çok da meraklı olduğu hobisinin alaturka müzik olduğunu babamdan öğrendim.
Babam her cumartesi öğleden sonra, çok yakın arkadaşı İsmail Sürelsan'a "Meşk"e giderdi.. Harika bir ekibi vardı İsmail Amcanın.. Babam kaç defa "Hadi gel" dedi.. O delikanlı yaşında tatil günü, öğleden sonra meşkte geçer mi?. Her defasında atlattım babamı.. Hayattaki en büyük eşekliğimdir.
Meğer Gültekin Ağabey de o ekipte imiş.. Taner Şener, Erol Sayan aklımda kalan öbürleri..
"Eski Dostlar" bizim ailenin Milli Marşı gibi oldu.. Gittiğimiz her eğlence yerinde alaturka varsa, "Eski Dostları" ister ve sonuna dek, bağıra çağıra eşlik ederiz, hala..
Emekli olduktan sonra 'ya, İsmail Baha Beyin ölene dek yaşadığı Antalya'ya gitti. Babam, İsmail Baha Bey ve Gültekin, yazları Antalya'da buluşur, masayı denizin içine koyar, bana da resimlerini yollarlardı.
Şimdi, üçü olur mu, Taner de dahil dördü, yukarlarda bir yerde meşk ediyorlardır gene..
Haberi okudum.. Cenazede bir "Eski Dost" varmış.. Mustafa Sağyaşar!. Uluç ailesinin bir başka sevgili dostu da odur..
Bizi onun temsil ettiğine inanıyorum..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER