Türkiye'nin en iyi haber sitesi

HINCAL ULUÇ
HINCAL'IN YERİ HINCAL ULUÇ

Haşaşileri mantığı ile düşünme yanlışı!.

Hafta sonu Cengiz Semercioğlu'nun "Gidersen Aylan, kalırsan Ümran" yazısı ve kullandığı iki resmi, ben Hürriyet'i yönetsem birinci sayfanın tümüne yayardım..
Suriye cehennemini en iyi anlatan ve yı sarsan iki fotoğrafı yan yana koymuştu Cengiz, köşesine..
Avrupa'ya kaçmak isterken boğulan ve cesedi bizim sahillere vuran Aylan ve Halep'te kalan ailesi ile birlikte lanan, kanlar içinde ama nasıl insanı çarpan bir şaşkın hüzünle bakan Ümran..
Kaç ceset fotoğrafı gördük bugüne dek.. Kaç kanlar içinde yaralı..
Ama bu ikisi bir başka etkili.. Çünkü bu ikisi çocuk.. Etraflarındaki dünyayı bilmeyen, olup bitenlerin farkında olmayan, dünyanın en saf, en masum yaratıkları.. Onun için başka düşündürüyor, başka çarpıyor, onun için başka etkiliyor, bizleri..
Etkileniyor, öfkeleniyoruz.. Çünkü eylemler, bizi de vurarak devam ediyor.. 33 yıldır zaten PKK terörü ile savaşan ülkemizin başına, şimdi bir de bu IŞİD belası çıktı. FETÖ de tuz biber ekti..
Hepsi, zalim, insafsız, acımasız..
33 yıllık PKK için, söylenmedik, yazılmadık kalmadı. Kitaplar bile çıktı.
Ben iki yeni bela için konuşmak istiyorum bugün..
Son Gaziantep katliamlarını aklımız almadı..
Çünkü, canlı bomba 12 yaşlarında bir çocuktu.
Büyük olasılıkla, bomba ceketi giydirilmiş, düğüncülerin arasına salınmış, sonra bomba uzaktan kumanda ile patlatılmıştı. Düğün yerinde çocuklar da vardı tabii. Biri hatta 1.5 yaşında, tam 22 çocuk öldü..
Aklımız almadı.. Bu nasıl bir örgüttü ki, çocukları bile hedef alıyordu?.
Yanılgımız tam da burda işte..
IŞİD'cileri de, FETÖ'cüleri de yanlış yorumluyoruz..
Bizim kafamız mantığı ile çalışıyor.. Biliyoruz ya da bilmiyoruz, ama düz mantık işte.. O mantıkla değerlendiriyor ve "İnsan 12 yaşındaki bir çocuğu canlı bomba yapıp, 1.5 yaşında çocuğu nasıl öldürtür" diyoruz..
"Koskoca Korgeneral, Fethullah gibi bir kasaba vaizine nasıl inanır da, vatanına ihanet eder, ötesinde böylesine aptalca, böylesine tüm askeri kurallara göre yanlış bir eyleme girişir?. Ülkeyi bunlar koruyacaksa yandık" diyoruz..
Bu yorumlar doğru.. Ama Aristo mantığına göre doğru!.
Oysa IŞİD ve FETÖ militanları ya da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fevkalade isabetli bir teşhisle, ayrım yapmadan "Haşaşiler" dediği "Aldatılmış, kandırılmış" suikastçıların bizim bildiğimiz mantıkla ilgileri yok..
Onlar "İnançlar"ı ile hareket ediyorlar..
İnancın da mantığı olmaz.. Yani bizim mantığımız içinde olmaz. Ama onun da mantığı var tabii.. Ama onunki kendi içine kapalı, bambaşka bir mantık o.. Aristo mantığı ile değerlendirilmez, ölçülmez, biçilmez..
Sadece dinsel inançtan söz etmiyorum..
İnanç kötü bir şey değil, onu söyleyeyim önce..
Kurtuluş Savaşı'nı kazandıran "Ulusal İnanç"tı.. 15 Temmuz gecesi muhtemel faciayı önlemek için kendilerini tankların önüne atanlarınki de öyle..
Türkiye'nin "Birleşmez" denen liderlerini 15 Temmuz sonrası bir araya getiren de oydu..
Dinsel inanç da çok iyi bir şey.. Ben iyi bir Müslüman olduğuma inanıyorum mesela.. Kilis Müftüsü dedem Muharrem Efendi'nin öğretileri içinde, bu dünya kadar öbür dünyayı da düşünerek yaşıyorum. Yüce Tanrı'ya inanıyorum. Bu inanç bana en zor günlerimde moral veriyor, güç veriyor.. Güçlükleri aşmama yardım ediyor..
Ne var ki Dinsel İnancın, öbür dünya düşüncesinin önü açık.. Bu inancı kötüye kullanan, yani istismar eden dini liderler, mesela Hasan Sabbah, mesela Fethullah Gülen, müritlerini, bu dünyanın bir hayal, bir rüya olduğuna, gerçek sonsuz hayatın öbür dünyada, her şeyin bol olduğu, her isteğin yerine geldiği sonsuz bir cennette yaşanacağına, bir beyin yıkaması metodu ile inandırıyorlar.
O beyni yıkanmış Haşaşiler (Hasan Sabbah bu işi haşhaş, yani afyon kullanarak yapıyordu), liderlerinin işaret ettiği kişi ve kişileri öldürdükleri anda, Alamut Kalesi'nde düzenlenen afyonlu ve hurili alemlerde yaşadıkları hayata, sonsuza dek ulaşacakları inancı ile, gözü kanlı suikastçılar oluyorlardı.
Fethullah Gülen'in beyin yıkaması ise, çocukken alıp gelişmekte olan beyinlere daha o yaştan tohumları ekmekti..
Beyni adım adım yıkanarak ve FETÖ öğretileri ile büyüyen çocuğun artık, matematik profesörü ya da general olması fark etmiyordu, artık.. O göstermelik yaşamdı.. Kafasında, zamanı gelince kendisine verilip emri yerine getirip sonsuz cennete ulaşmak vardı sadece.. O bir müritti artık. Yani körü körüne inanan, general, ya profesör kılıklı bir mürit.. O beyni yıkanmış adamı, artık bizim Aristo mantığı ile değerlendirmemiz ve yorumlamamız mümkün değildi.
Oysa..
Her terör olayından sonra, başından sonuna Aristo mantığı ile yapılmış değerlendirmeler dinliyoruz.
Her terör olayından sonra, anında kanallar, artık adlarını ve yüzlerini ezberlediğimiz "Terör Uzmanları"nı ekrana getiriyorlar. Onlar da tümünü artık ezberlediğimiz şeyleri tekrar ediyorlar..
"İstihbarat eksikliği.." lafını bin kere duymaktan gına geldi mesela..
Yahu onu bilmeyen kaldı mı?.
Yani biraz da "Ruh Bilimciler" ve "Toplum Psikolojisi" uzmanları çağrılsa kanallara da, yeni şeyler söyleseler..
Bize "Sonsuza dek cennet" inancı ile ölümü göze alarak öldüren bu Haşaşiler/ Suikastçılarla nasıl yaşayacağımızı, onlarla, gerçek ve etkili mücadeleyi, bireysel olarak nasıl yapacağımızı anlatsalar?.
Terörle savaş ancak topyekun olursa başarıya ulaşır. Çünkü terörist içimizde yaşıyor. Bizden biri.. Özel kalem müdürümüz, yaverimiz kadar yakın. Gördük.
O zaman topyekun savaşta, hepimize görevler düşüyor.
Bu topyekun savaşı nasıl yapacağız?.
Sıradan, sokaktaki vatandaş ne yapacak?.
Bakkal Mehmet Efendi, ne yapacağını biliyor mu mesela?.
Anlatan var mı?.
Hepimiz birilerini eleştiriyoruz. Ama bize düşen görevler de var.
Biliyor muyuz?.
Yapıyor muyuz?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER