YAZARA MAİL GÖNDER Haftanın notları..

YAZARLAR

Spor Bakanımız Çağatay Kılıç WADA, Dünya Dopingle Mücadele Ajansı Yönetim Kurulu üyeliğine seçilmiş. Seçen Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi..
İyi tabii..
Ama "Doping"den boykotlu, cezasını hala bitirmemiş bir emekli sporcudan Basketbol Federasyonu Başkanımız var..
Bu daha da iyi, değil mi?:

***
Şenol Güneş her spor sayfasında manşet..
"Adalete inandığım için iki kızımı da hukukçuya verdim.."
Hem de bu devirde kızlarını "Vermiş!."
Bu kafa, Adalete inansa ne yazar, inanmasan ne!.
***
Bir de bana taş atmış.. "2002 Dünya Kupasında başarımdan çok kıyafetim eleştirildi" demiş.. Giyimin konusunda benden başka yazan oldu mu Hoca?. Korkma, adımı ver..
Ben de "Mesele blazer giymek değil" diye yazmıştım, korkak futbolunu eleştirirken..
Bu ülkeye "Hücum futbolu"nu getiren Mustafa Denizli, saha kenarında eşofman değil, blazer giyen ilk milli takım hocasıydı. Sen de blazer giymiştin de, ona dokundum, yani dışına değil, içine..
2002, benim için başarı değil, Şenol Hoca.. Eğer yürekli olsaydın, bugün müzemizde bir "Dünya Kupası" vardı. 2001 Kasım ayında bu köşenin manşetinde şu yazıyordu, altında analiziyle..
"Bu takım Dünya Şampiyonu olur.." Ama sen o kötü Brezilya'dan korktun ve iki maçı da pisi pisine verdin..
***
Bu ülkenin en çok satan gazetesi Hürriyetspor'dan manşet!..
"Arda Turan krizine dair gerçekleri hala bilmiyoruz!."
Arda Turan krizi Euro 2016'da oldu. Üzerinden mevsimler geçti. Olayı bilen en az 100- 150 kişi vardır, kesin..
O zaman "Hala bilmiyoruz" manşeti eleştiri mi oluyor, yoksa itiraf mı, Hürriyet için?.
"Gazetecilik öldü" deyip duruyorum.
***
Şalom "İsviçreli Bilim Adamlarının Sıkıcı Gündemi" demiş.. Yerin altındaki CERN laboratuarında Evren'in oluşumunu araştırıyorlar.. 5 bin mühendis, on yıldır orda.. 4 milyar dolar maliyet hesabı ile başladı. 10 milyara yaklaşıyorlar..
Hangi sıkıntı Şalom?. Hangi sıkıntı.. Gelsin sponsorlardan milyarlar, keyif yapsın İsviçre'de ağalar..
Geçen yıllarda minnacık bir şey bulduklarını açıklamışlardı da, dost bilim adamlarına sormuştum, "Bu ne" diye..
Birinin yanıtını unutmam..
" Sponsorları önüne atılan yem!.."
***
Vural Gökçaylı ve eşi Meral en sevdiğim dostlarım. Özbaş ailesini Kuşadası'ndan tanır severim. Hanzade Özbaş daveti ile Kıbrıs'ta bir defile yapmışlar. Mankenler de, zamanın efsaneleri. Hemen hepsini tanır severim..
Deniz Pulaş, Sibel Tan, Ebru Ürün, Sema Şimşek, Ceylan Saner.. Koreograf can kardeşim Uğurkan Erez.. 2 binli yılların başında bu ekiple Tele Pazar'da her hafta ne defileler yapmıştık.
Haberim olsa, mutlak orda olurdum.
Bunca arkadaşımın aklına gelmemişim tamam.. Ama Kıbrıs Genç TV sahibi, kardeşimden yakın Ertan Birinci nasıl haber vermedi?.
Benim gibi sıcak sevmeyen biri için, Kıbrıs'ın tam da zamanıyken üstelik?.
***
Bir Volkan Demirel şıklığı (!) ki, Huban Ayşem resmi ile yazmış, Posta'da..
"Boy uzun kumaş kısa" diye..
Nasıl bir düdük ceket, nasıl düdük ve de kısa bir pantolon.. Çorap yok tabii.. Huban "Kıllı bacaklar görünüyor" diyor. Efendim modaymış!..
Huban "Volkan'ın elinde portföy çanta var. Bir dahaki sefere omuz çantasıyla çıkmaz inşallah" diyor..
Çaresi yok ki, Huban.. O düdük kılıkta cüzdan koyacak yer yok ki.. Ya tutacak, ya asacak!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.