YAZARA MAİL GÖNDER Keşke konuşmasaydın hocam!..

YAZARLAR

90'lı yılların sonlarını hatırlayan var mıdır acaba?.
Fatih Terim'le nerdeyse mahkemelik olacaktık. Ben onu fena halde, hem de en köşeli ifadelerle eleştiriyordum. İlk defa bu kadar sert eleştiriyle karşılaşan Galatasaray Hocası da, bana çok sert cevaplar veriyordu. Karşılıklı yazıp söylediklerimiz giderek çığırından çıktı. Adeta kanlı bıçaklı hale geldik..
Sene 2016!.. Fatih Terim değil sadece, bütün Terim ailesi, en yakın dostlarımdan, yıllardır. Hayatımın en unutulmaz tatil günlerini Terimler'de geçiririm, Bodrum'da..
2007'de dostlarım müthiş bir sürpriz gece hazırlamışlardı, Adile Sultan Köşkü'ndeki Borsa'da.. Gecenin en güzel, en unutulmaz konuşmasını birlikte sahneye gelen Fatih Terim ve Mustafa Denizli yaptılar. Salon kahkahalara boğuldu, benim gözlerim yaşardı..
Aylar geçti aradan.. Beşiktaş Belediyesi, Akatlar Kültür Merkezi'nde "Ustalara Saygı" gecesi düzenlemiş..
Beni tanıyanlar çıkıp konuşuyorlar.. Sona doğru baktım, Hocamla Fulya içeri giriyorlar.. Gece bitti. Yanıma gelip boynuma sarıldılar.. Fulya rahatsızlanmış. Hastanedeymiş, çıkıp yetişmişler.. Yani bakar mısınız, nerden nereye gelmişiz?.
Seneler insanların birbirlerini çok iyi tanımasına sebep oluyor.. O zaman bağlar eskisinden de sıkı oluyor ve bir daha hiç kimse ve hiçbir şey araya giremiyor..
Ben Fatih Hocamı gene eleştiriyorum. Çünkü işimi yapıyorum.. Kendi kafama göre yapıyorum. O da işini yapıyor. Kendi kafasına göre yapıyor. Çünkü iş o kafaya verildi.
Ama artık birbirimizi anlıyoruz. Kızıyoruz tabii.. Ben onun yaptığına, o benim yazdığıma.. Ağbimle nasıl kavga ediyorsak, öyle.. Ama kırılmıyor, darılmıyoruz artık. Çünkü bağlarımız o kadar güçlü. 90'lı yıllar krizinden sonra o kadar güçlendi ki.
Çünkü kriz, birbirimizi ve ilişkimizi daha iyi anlamamıza sebep oldu.
Bunları niye yazdım, tahmin ediyorsunuz..
Fatih Terim, Kosova maçından sonra, basın toplantısında "Arda" başlığı altında toplayacağımız kriz üzerine konuştu. Kendi deyimi ile içini döktü.
Olanı biteni anlattı.. Anlatırken, bazılarının sırf kendisini yıpratmak, yok etmek için her şeyi nasıl kullandıklarını da belirtti.
Konuşurken gayet samimiydi. "Aldım ama, hala içime sindirmiş değilim" diye başladı.. "Zamanla her şey düzelir" diye bitirdi.. "Milli takım adına, ülkemiz, ulusumuz adına, kaşımayın artık, zamana bırakın" dedi anlayana..
Bir, tek bir gazetede bitişteki o "Umut" o "İyimser hava" var mıydı?.
Hemen hepsi "Çağırdım ama, sindiremedim" lafını manşete çektiler..
Fatih Hocam,
İçini tüm samimiyetinle dökerken, o zehirli kafalara gene kötüye kullanacakları kozları verdin..
Onların seni anlamaya niyetleri yok ki?. Niyetleri senden kurtulmak..
Seni bileni zaten biliyor.. Bilmeyene de ne kadar içini dökersen dök, fayda yok..
O yüzden işte..
Keşke konuşmasaydın, Hocam!.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.