YAZARA MAİL GÖNDER Gri günlerde yanan meşaleler!..

YAZARLAR

Ruhumu karartan haberlerle dolu gazeteleri okumayı bitirdim.
Yetmemiş gibi bir de haber kanallarını tıkladım, "Ne var, ne yok" diye.. Ne olacak?. Kırmızı yazıya merak sardılar ya.. Felaket tellallığı devam ediyor..
Karabasanlar, iyice bastı.. Canım kıpırdamak istemiyor.. Ama kıpırdamam lazım..
Güç bela doğruldum..
Arabama bindim..
"Milli Reasürans" dedim, Ercan'a..

***
Karşımda dokuz yaşında bir kız çocuğu var. Salon alkıştan yıkılırken eğilerek selam veriyor.. Bir daha.. Bir daha.. Bir daha..
O kapkara ruhum nasıl aydınlanıyor, nasıl coşuyorum.. Nerdeyse yitirmeye başladığım umutlarım, nasıl yeşeriyor yeniden!.
"İşte geleceğimiz!.. İşte umutlarımız!.
Bunlar oldukça, ülkeme bir şey olmaz..
Biz dimdik dururuz" diyorum..
"Bu Cumhuriyet'in temelleri öyle sağlam atılmış ki, her türlü depreme dayanır.. Gazeteciliğe başladığın 1957'den bu yana, nelerin içinde bizzat yaşadın.
Neler gördün, geçirdin.. Bu günler de geçecek.. Çünkü işte bu gençler geliyor.. Atatürk'ün gençleri dört bir yandan geliyorlar.. Bir, iki değil, onlarca, yüzlerce, binlerce geliyorlar.."
***
Bana, sadece bana değil, salondaki herkese bu duyguları yaşatan minik kız Bade Daştan. 2007 doğumlu..
Ama bir keman çalıyor, hem de nasıl çalıyor.. Berfin'imi (Aksu) dinlediğimde o da bu yaşlardaydı..
Şimdi ünü dünyayı saran bir genç kız.. Uluslararası burslarla en üst düzeyde sürdürüyor çalışmalarını.
Bade de daha şimdiden Belçika'da düzenlenen Concous Grumiaux (Keman Yarışması) A Kategorisi'nde birincilik ödülünü kazanmış bile..
Kemanı, yayı tutuşu..
Çekişi, parmakların teller üzerinde dolaşması..
Gülnara Bahşiş piyanosu eşliğinde çok zor bir Wieniawski konçertosu ile başladı. Finale yaklaştığında Mari'nin Ariası ile salonu coşturdu, sonra Hubay'ın Carmen Fantezisi ile mest!.
***
Sonra sırım gibi bir delikanlı izledik.
Batı Aktaş.. 17 yaşında o da..
Babası Devlet Opera ve Bale Orkestrası klarnetçisi Turgut Aktaş'ı unutulmaz Folklorama'daki sololarında nasıl keyifle dinlerdik. Konser sonrası takıldım, gururlu babaya, "Boynuz kulağı geçmiş" diye..
Batı da harika bir klarnetçi..
Piyanoda eşlik eden Evren, Erol Büyükburç'un kızı çıkmaz mı?. Batı ve Evren Arnold'un Klarnet ve Piyano sonatını bir seslendirdiler, olmaz böyle şey!.
***
Milli Reasürans tıklım tıklım doluydu..
Benden başka gazeteci yoktu. Bir tane de ülke, ya da devlet yönetiminde yer alan insan..
Gençler kimsenin umurunda değil mi bu ülkede?. Bu ülkenin geleceği, bu ulusun umudu gençleri merak eden kimse yok mu?.
"İsmet Paşa olsaydı, Mevhibe Hanımla el ele bu konseri izlerdi" dedim, Ünal'a, çıkarken..
Hem de nasıl izlerdi.. İdil Biret ve Suna Kan'ı keşfeden, onlar için "Harika Çocuklar Yasası"nı çıkaran ve yetenekli çocukların önünü açan İsmet Paşa!.
O İsmet Paşa'nın torunu Hayri İnönü, o Milli Reasürans'ın bulunduğu Şişli'nin Belediye Başkanı'ydı. Bugüne kadar, İstanbul'u geçin, Şişli'de kaç kültürel etkinlikte bulundu acaba?. Ya da hiç bulundu mu?.
O gece orda olsa, hem dedesinin ruhunu yad etse, hem de bu gençlerden hiç değilse bu kadarcık manevi desteği esirgemese, ne kaybederdi acaba?.
Aldırmayın onlara Bade..
Batı!.
Gelecek sizin!.
Geleceğimiz sizlersiniz!.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.