Türkiye'nin en iyi haber sitesi

400 metre engelli gibi, en zor, hem hız, hem güç, hem teknik isteyen bir yarışta gümüş madalya kazanan Capello ile 200 metrede altın alan Ramil, Londra'da, Türk takımı kampüsünde ayni odada kalıyorlarmış, biliyor musunuz?. Bir odadan iki madalya çıkardık yani..
Ve perşembe gecesi yarıştan önce, Capello, TRT muhabirine "Ramil kesin altın madalya alacak. Hiç şüphem yok" demiş..
İnanca bakar mısınız?.
"İnanç!.."
Her şeyin başı bu.. Ben de inanıyordum.. Temmuz başında Paris'te Diamond Leauge'de dünya devlerini geçip birinci olunca inanmış ve yazmıştım..
Ama atletizm.. Hele de 200 metre öyle her şeye açık bir yarış ki?.
"Kesin" lafını "Madalya" için ederdim sadece açık söyleyeyim..
Seçme ve yarı finallerde harika koşmuştu Ramil.. Hele yarışın galibini asıl belirleyecek son metrelerde nasıl güçlü olduğunu görmüştüm..
Ama sporda, hele atletizm, hele 200 metrede ne kesin olabilirdi ki?.
Ramil bu yıl 9.97 ile Dünyada 10 saniyenin altına inen üçüncü beyaz adam olduğu halde, Londra'da 100 değil, 200 metreyi tercih etti. Çünkü startının zayıf olduğunu biliyordu.. Bu zaafı kapatmak için mesafeye ihtiyacı vardı.
200 metrenin karar metrelerinde çok güçlü olması gerekiyordu. Bu gücü saklamak için de 100 metreye katılmamayı tercih etti ve ne kadar doğru düşündüğü ortaya çıktı.
8 atlet depara otururken, puromu söndürdüm.. Ellerimi kenetledim.. "Yüce tanrım Ramil'e güç ver" dedim, içimden.. Müftü dedemden öğrendiğim ilk duayı ettim ve asırlar gibi gelen saniyeleri bekledim.. Tabancanın patlaması saniyelerini..
O sıralar düşünüyordum.. Yıllarca Cüneyt Ağbi, Nuyan Ağbi, Kenan ve ben, tribünlerde yan yana oturur ve sprint koşularındaki Yunan ve Kıbrıslı atletlere gıpta ile bakardık.. "Minnacık nüfusları ile bunlar burda, biz nerdeyiz" diye..
Orta ve uzun mesafelerde başarılı atlet çok çıkarmıştık. Hele maratonda bir ara ekol bile olmuştuk.. Ama sprint!.
Rahmetli Taner Demir çok iyi arkadaşımdı. Balkan Oyunları 200 metrede sonuncu olunca haşlamıştım, Sofya'da..
"Ne kızıyorsun Hıncal?. Görmedin mi, hepsini önüme alıp kovaladım" demişti..
Sprintte Türkiye şaka konusuyken şimdi bir Dünya Şampiyonası deparında, 5 numaralı kulvara Türk Bayrağı indiriyordu, yayıncı kuruluş..
Tabanca patladı..
Ramil beklendiği gibi en kötü ikinci çıkışı yaptı. Reaksiyon zamanı, yani patlama sesi ile takozdan ayağının kesilmesi arasındaki süre 0.165 saniyeydi. Ev sahibi ülkenin atleti Blake 0.147'de fırlarken..
Virajın başında geride olduğunu gördük, ama heyecanlanmadım. Bekliyordum.. Mesele son 20 metreye başa baş girebilmesiydi..
Viraj toplu dönüldü.. Son düzlükte kimse yarışı koparamadı.
Son 50'den sonra, "Yeni Hüseyin Bolt olacak" denen 400 metre şampiyonu Güney Afrikalı Van Niekerk hafif önde, Ramil ve Trinidat Tobagolu Richards omuz omuza girdiler.. Son 20 de değil, son 10 nefes kesti.. Son metreye kadar kimin kazandığı belli değildi ama ben "Ramil" diye fırlamıştım bile.. Çünkü onun son metrelerdeki müthiş gücünü artık ezberlemiştim. Nitekim göğsü attı ve 20.11 koşan iki rakibinin yüzde 2 saniye önünde 20.09'la altına uzandı.
İki Amerikalı, ev sahibi İngilizi dünyanın favori ilan ettiği Botsvanalı, otoritelerin "İşte sürpriz yapacak adam" dedikleri Japon ise tozuna yetişemediler Ramil'in..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER