Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HINCAL'IN YERİ HINCAL ULUÇ

Futbol yazmak midemi bulandırıyor!.

İzlerken kusacak gibi oluyorum artık..
Yazarken bulantım katlanıyor..
İnanın elim bilgisayarımın klavyesine gitmiyor.. Sabahları oturunca masamın başına ofiste, ilk önce, tepedeki büyük yazımı yazarım.
Kafamın en dinç olduğu dakikalardır onlar, çünkü..
Bu defa elim gitmedi..
Öteki yazıları yazdım, yazdım..
Ertelersem bulantım geçer diye.. Geçmedi..
İnanın zorla yazıyorum..
Hakemler midemi bulandırıyor..
Büyüklerin ve büyük adamların patronluk yaptıkları kulüplerin kuklası, kulu kölesi olan hakemler.. Dünyanın en kısa mesaisiyle en büyük parasını kazanan kara gömlekliler, yağlı kuyruğu kaybetmemek için medyada ve federasyonda güçlü olanların resmen formasını giyiyorlar.. Maçın skorunu değiştiren o iğrenç hataları, bilerek, kasten yapıyorlar.
Güya hakemlerin, skoru değiştirecek kritik hatalarında devreye girecek VAR sistemi de "Büyük takımlar ve büyük adamlar"ın kumpas aletine dönüştü..
Küçük takım aleyhine ise pozisyon, hakem hemen "Penaltı durumu var, gel bak" diye çağrılıyor. Büyük takım aleyhine yapıldı mı hata, çağıran falan yok.
Yani VAR gerçeği ortaya çıkarmak değil, tam tersine "İlle de büyüğe kazandırmak için" ve kararın adil olduğunu seyirciye yutturmak için kullanılan iğrenç alet artık, futbolumuzda..
Yani katmerli tezgah!.
Tüm bu "Hakem/ VAR rezillikleri, her hafta, arka arkaya olurken, hem de Hüsnü Güreli gibi bir başkandan çıt çıkmıyor...
Ben Hüsnü'yü arkadaşım sanırdım.
Göreve geldiği gün, kutlamış ve ona güvendiğimi yazmıştım.. Yanılmışım..
Arkadaşım falan değilmiş. Öyle olsa en azından arardı yazımdan sonra teşekkür ederdi. Öyle olsa, eleştirilerimi okuyunca gene arar, "Off the record" dertleşirdi benimle..
Hayır.. Cebi bana kapalı..
Futbolcular midemi bulandırıyor.. En büyük isimler, futbol değil, akla hayale gelmez sahtekarlıklar peşindeler..
"Haftanın sahtekarı" diye bir köşe açmıştım.
İbret olur da utanırlar diye.. Ne gezer.. Haftanın sahtekarı adayı hemen hepsi.. Öyle isimler öyle sahtekarlıklar yapıyorlar ki, maçı en çirkin yolla kazanmak için, ben izlerken utanıyorum..
Amaç rakibi oyundan attırmak.. Amaç penaltı kazanmak..
Ama sahtekarlık öylesine ruhlarına yapışmış ki taç atışı için bile sahtekarlık yapıyorlar.
Her hafta onlarca futbolcu(!) yu yazacak halim yok.. Acaba "Haftanın palyaçoları" diye liste mi yapsam diye düşünüyorum..
Neden böyle oldular peki?.
Gene hakemler yüzünden..
Bu sahtekarlara ceza yok..
Yutturdun mu rakip kartlarla eksiliyor. Yutturdun mu, durmadan serbest vuruşlar kazanılıyor.
Yutturamazsan cezası yok..
O zaman niye yapmasın ahlaksız herif, o göğsüne dokunulmuşken yüzünü tutarak yerde sekiz defa dönen palyaço, tekrar tekrar o sahtekarlığı..
Yüze vurmak kart ya!.
Rakip hatta dokunmamışken, kendini yere atıp gene beş tur dönen ve yere yapışınca elini yere vurmaya başlayıp acil yardım, görünüşe göre ambulans çağıran palyaço da, hemen kalkıp verilen frikiği attığı, ya da anında doğrulup tazı gibi koştuğu halde, hakemden kartı geçtik, uyarı bile almayacağını ezber bilirse, niye büyük abdestini etmesin futbolun içine..
Yap sahtekarlığı, durdur, soğut, öldür futbolu.. Al puanı.. Nasılsa hakem senden yana. Doğrudan, futboldan, sportmenlikten değil.
Hey "Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim" diyen Atam..
Kalk da bak, zeka ve o çeviklik artık nasıl "Ahlaksızlık" için kullanılır oldu, ülkende..
Hakemlik müessesesi iflas etmiş..
Futbolcular, hünerlerini sporda değil, sahtekarlıkta ve bu müflis hakemlere yutturmada kullanıyor..
Hadi mideniz bulanmasın..
O kadar da değil.. Peki ya Teknik Direktörler?.
Onlar ne yapıyor?.
En iyileri, mesela Fatih Terim, mesela Abdullah Avcı'nın oynattığı futbolun kalitesi sıfır.. Seyir değeri sıfır.. Kenar yönetimleri sıfırın da altında. Ne oldu bunlara, bilen var mı?.
Galatasaray tarihinin en kötü, en perişan futbolunu oynuyor.. Geçen hafta sahadakiyle, VAR'ıyla hakemler maçı Galatasaray'a vermek için çırpındılar ve başardılar. Sahada futbol diye ne varsa, Hikmet Karaman'ın Kayserispor'u oynadı. Açık seçik söylüyorum. Hikmet Hocam, İmparator'a "Futbol nasıl oynanır" dersi verdi. Topu kapan Kayseri 15 saniyede rakip kale önünde gol aramaya başlarken, Galatasaray dakikalar boyu kendi yarı sahasında yan pas yapmayı marifet sanıyor, o beşinci küme takımı kalecisi beyinli Muslera adlı güya kaptan da, oyunu başlatmayı mümkün olduğu kadar geciktirerek vakit öldürüyordu.
Hakemler ve VAR, aslında dokuz kişi kalması gereken Galatasaray'ı 11 oynattılar.
Palavra kartlarla Kayseri'yi on kişi bıraktılar.
Kayseri'nin net penaltısını vermez ve de VAR'a çağırmazken, Galatasaray'ın lehine olanda cart diye düdük çaldılar.
Galatasaray'ın sahadaki Ruhsuzlar Ordusu, Yabancılar Lejyonu'na "Paralı Askerler" diyorum. Bir "Paralı Askerler" de tribünde var.
Maçtan sonra hiç ama hiç sıkılmadan "İmparator" diye bağıranlar..
Oraya çağırmaları gereken kişi hakemdi oysa..
Arda Kardeşler, tribün önüne gelip üçlü çektirmeliydi..
Rezillik öyle boyutlara vardı ki, bakıyorum medya bile büyükleri tutmaktan utanır oldu..
Ya Abdullah Avcı?. Onun yardımcısı olarak yetişen Okan Buruk'un Rizespor'u, bu ülkenin en keyifle izlenen ve en netice alan futbolunu oynuyor, Sergen Yalçın'ın Alanyası ile.. Bu iki takım harikalar yaratıyorlar.
Okan, Başakşehir'i perişan etti ama hakemleri geçemedi.. Rize'nin net penaltısı verilmezken, Başak'a bir tane hediye edildi, son saniyede VAR'ın ısrarlı, dakikalar süren çağrısı ile..
VAR "Penaltı ihtimali var, gel bak" der. On saniye.. On dakika konuşur mu, hakemle VAR Hakemi.. O zaman gel de tezgah kurulduğundan şüphelenmeyecek kadar saf ol!.
Açıklatsana Hüsnü, o konuşmaları, kendine ve hakemlik kurumuna saygın varsa..
VAR hakemi Serkan Çınar "Gel bakar gibi yap.. Sonra elinle televizyon işareti çizersin havada ve penaltı noktasını gösterir, paçayı kurtarırsın" diye ikna etti herhalde FİFA Hakemi Hüseyin Göçek'i..
Senin daha iyi bir senaryon var mı, Hüsnü Güreli?. Ya da dedim ya, o konuşmaları açıklama cesaretin?
Her hafta sergilenen bu utançı seyretmek de, yazmak da midemi bulandırıyor, sevgili okurlar!.
Peki ya senin Hüsnü?. Senin miden nasıl kaldırıyor, bu rezilliğin, bu utanmazlığın, bu yüz karasının "Başı" olmayı?.
"Baş ol da ne başı olursan ol" diyenlerden misin yoksa, eski dostum?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA