YAZARA MAİL GÖNDER Merkez Bankası ne yapmak istiyor?

YAZARLAR

Merkez Bankası'ndan dün faiz indirimi yapacağını bekleyen pek yoktu. Çünkü Güney Kıbrıs'ın yarattığı kaotik ortam bazılarınca Merkez'in faiz artıracağı yönünde beklenti bile yarattı.
Oysa Merkez, küresel piyasalardaki oynaklığa karşı her iki yönde esneklik sağlamak için faiz koridorunu daralttı. Böylece olası bir dış ya da iç şok halinde daha etkin olabilecek bir faiz seviyesi yakaladı.
Bunun yanında Merkez'in dikkate aldığı diğer bir konu kredi faiz oranlarının gerilememesiydi. Bu nedenle borç verme faiz oranlarını yüzde 8.5'ten yüzde 7.5'e geriletti. Borçlanma faizlerini ise yüzde 4.5 seviyesinde tuttu. Hazine kâğıtlarında piyasa yapıcılarına verdiği paranın maliyetini yüzde 8'den yüzde 7'ye, geç likidite yani saat 16'dan sonra para isteyenlere de yüzde 11.5 yerine yüzde 10.5'ten para vererek para kullanımını ucuzlatmaya çalıştı. Böylece asıl amacının durgunlaşan ekonomiyi canlandırmak olduğunu söyleyebiliriz.
Peki Merkez Bankası ekonomiyi canlandırmayı amaçlarken riskler var mı? Aslında barış süreciyle ve İsrail'in özrüyle birlikte ekonomide riskler azalıyor. Ayrıca reel kesim güven endeksi hızla yükseldi. Aralık 2012'de 97.9 olan endeks Mart 2013'te 112.1 oldu. Bunun anlamı şu: Önümüzdeki dönem siparişlerinin çoğaldığını, iş bulma ümidinin artığını bize gösteriyor bu endeks gelişimi.
Gelelim faiz lobisinin spekülatif ataklarına...
Hatırlayacaksınız geçen yılın başında faiz lobisi, Merkez faiz indirdiği için dövize saldırıp faizlerin tekrar yükselmesine neden oldu. Lobi bununla da yetinmedi, yüksek faizden tekrar yüksek kazanç sağlamak için Türkiye'yi ABD Senatosu'na "İran'a altın ihraç ediyor" diyerek şikâyet etti.
Bu şikâyetin amacı ihracatı azaltıp, cari açığı yükseltip risk primi yoluyla faizleri yüksek tutmaktı. Fakat şimdi durum geçen yıla göre farklı. Merkez'in geçen yıl başında döviz rezervleri toplamı 86.4 milyar dolardı, son dönemde döviz rezervleri 123.3 milyar dolar oldu. Böylece Merkez spekülatif ataklara karşı güçlendi.
Yine faiz lobisinin ABD Senatosu'na yaptığı bu şikayete rağmen Türkiye'nin ihracatı 2013'ün ilk iki ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5 artarak 21.5 milyar dolardan 22.7 milyar dolara yükseldi.
Bir de Merkez'in dikkat ettiği en önemli konu belki de şu: Bankaların kısa vadeli dış borcu 2011'in ilk üç ayında 45.6 milyar dolar, 2012'nin ilk üç ayında 48.5 milyar dolar, Ocak 2013'te ise 63.3 milyar dolar oldu. 2011 ile 2012'nin ilk çeyreğindeki artış sadece 2.9 milyar dolar olurken, 2012 ilk çeyreği ile Ocak 2013 arasındaki artış 14.8 milyar dolar oldu.
Bu genişleme, "kredilerde artış hızlandı" şeklinde yorumlanabileceği gibi, bankalar daha kolay dış borç bulabiliyor, anlamına da gelebilir. Bu borçlanma seviyesi, bankaların döviz kurunda TL aleyhine gelişmelere daha hassas olduğunu bize gösteriyor; o halde dövize spekülatif ataklara katılamazlar.
Kısacası Merkez, borç verme faizlerini yüksek tutarak ucuza borçlanan bankaların kârlarına katkı yapmanın bir anlamı olmayacağını gördü. Bu kararıyla Merkez, daha ucuza kredi kullanılmasını hedefleyerek halkın yanında durdu diyebiliriz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.