YAZARA MAİL GÖNDER Bazıları borçlarını yine vatandaşa yıkmaya çalışıyor

YAZARLAR

Son günlerde gazetelerde bazıları kısa vadeli dış borcun arttığını ve Türkiye'nin bu borcu çevirmekte zorlanacağını yazmaya başladı.
Sözü edilen dış borca baktığımızda, önümüzdeki on iki ay içinde çevrilmesi gereken tutar 150.8 milyar dolar görünüyor. Bu dış borcun içinde kamunun kısa vadeli dış borç toplamı, devletin borcu 5 milyar dolar, Merkez Bankası'nın borcu da 3.6 milyar dolar olmak üzere 8.6 milyar dolar oluyor.
Bu durumda kamu kesimi için bir sorun var mı? Yok. Bu kadar az borcu devlet her halde öder. Fakat Türkiye'nin kısa vadeli dış borcu çok yüksek diyerek ortalığı karıştıranlar, kamunun dış borcunun 8.6 milyar olduğunu belirtmiyor. Bir yıl içinde dönmesi söz konusu 150.8 milyar doların tamamını devlet borcuymuş gibi göstermeye çalışıyorlar.
Önümüzdeki bir yıl içinde döndürülmesi gereken dış borçlar kime ait peki? Bu dış borcun 79.9 milyar doları bankalara ait. Bu banka borcunun 38.8 milyar doları dışarıdan alınan kredi, 8.8 milyar doları döviz tevdiat hesabı, 21.9 milyar doları banka mevduatı, 10.2 milyar doları Türk parası cinsinden yabancılara açılan mevduat olarak hesaplarda görünüyor.
O halde bu bankalar hem mevduatlarını hem de dış borçlarını kendileri çevirecekler. Zaten Türkiye'deki bankaların yarısı yabancı sermayeye ait olduğu için bir anlamda aldıkları krediler yurtdışındaki kendi merkezlerinden sağlanan ucuz krediler oluyor. O halde kendi içlerinde bir çevirme operasyonu yapacaklar. Bankalar, Türkiye'de mevduata düşük faiz verip, krediye küresel düzeyde rastlanmayan yüksek faiz alıyor. O halde bu çok kârlı ticareti devam ettirmeyeceğim demeleri mümkün değil. Aksi takdirde ekonomisi daralan Avrupa'da, Türkiye'den başka para satabilecekleri dinamik bir ülke yok.
Gelelim kısa vadeli dış borcun şirketlere ait olan kısmına... Şirketlerin bir yıl içinde ödenmesi gereken borç tutarı 62.2 milyar dolar oluyor. Bu borçların 28.9 milyar doları ticari krediler, 24.5 milyar doları ithalat borçları, 33.6 milyar doları diğer krediler olarak hesaplarda görülüyor.
Hemen hatırlatalım... Türkiye'de faaliyet gösteren banka ve şirketlerin yurtdışında 41 milyar dolar mevduatı, 11 milyar dolar kredisi var. Yurtdışındaki mevduatın 20.6 milyar doları Türkiye'deki şirketlere, kalan kısmı bankalara ait bulunuyor. O halde 62.2 milyar dolarlık şirket borcunun zaten 20.6 milyar doları, resmi verilere göre mevduat olarak yurtdışı bankalarda duruyor. İthalat borçlarının bir kısmı da sat- öde uygulamasından kaynaklanıyor.
Bir de vergi cennetlerindeki paralar var ki... İngiltere vergi adalet ağının araştırmasına göre, Türkiye vatandaşlarının bu cennetlerde 156 milyar doları bulunuyor. O halde bu şirket borçlarının büyük kısmının bir cepten bir cebe (back to back) kredi olduğunu söyleyebiliriz. Anlayacağınız, şirket sahipleri, vergi avantajı sağlamak için paralarını yurtdışında tutup kendi şirketlerine kredi veriyorlar. Dolayısıyla dış borç rakamı olduğundan çok daha fazla gözüküyor.
Bir de şunu unutmamak gerekiyor ki... Bugün "Türkiye'nin kısa vadeli borcu çok yüksek" diyenler 2008 krizi öncesinde de "IMF'den 35 milyar dolar alıp bize verin aksi takdirde dış borçlarımızı ödeyemeyip batarız" diyenlerin sözcüleri. O dönemde Başbakan Erdoğan "devletin borcu yok. Niye gerek yokken IMF'den devleti borçlandırayım " diyerek bu talepleri geri çevirdi. "Borcumuzu ödeyemeyiz, batarız" diyenlerin hiçbiri de zaten batmadı. Paşa paşa borçlarını ödediler.
Kısacası, bu filmi biz daha önce gördük. Bu yüzden kendilerine tavsiyemiz şu. Bir cepten bir cebe kendi kendinize nasıl borçlandıysanız şimdi de borçlarınızı öyle ödeyin. Bakın... Yurtdışında para tutanlara vergi barışı da geliyor zaten. Türkiye kazanıp yurt dışında tuttuğunuz paralarınızı ülkeye getirin ve "IMF'den borç alın, bize verin" diye devlete yalvarmaktan ve halkı kandırmaktan vazgeçin. "Ben borçlanırım, vatandaş öder" dönemi bitti artık. Eski alışkanlıklarınızdan bir an önce vazgeçin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.