YAZARA MAİL GÖNDER Sahte borçla Türkiye'yi nasıl soyuyorlar?

YAZARLAR

Hatırlayacaksınız 14 Mart 2008'de Cumhuriyet Başsavcısı AK Parti hakkında kapatması davası açmıştı. Bu davaya rağmen Türkiye'de özel sektör 2008'in ilk altı ayında 48 milyar dolar kısa vadeli dış borç aldı. Oysa iktidar partisine açılan bu kapatma dava- sı büyük risk oluşturuyordu. Bu riske rağmen özel sektörün böyle yüksek tutarda dış kredi bulması kolay açıklanacak bir durum değildi. Bu konuyu sorguladığımızda alınan borçların büyük kısmının sahte borç olduğunu gördük. Hemen aklınıza "borcun sahtesi olur mu?" sorusu gelebilir.
Evet borcun sahtesi de olur. Bir şirket sahibi firmasının içinden para çekerek ya da ithalat ve ihracatta faturalarını olduğundan farklı gösterip yurtdışında para tutabilir.
Sonra bu parayı kendi firmasına yurtdışından borç olarak verip hem firmasının vergi matrahını azaltır hem de yurtdışına yüksek faizle para transferini sürdürülebilir hale getirir. İşte bu türden bir cepten diğer cebe (back to back) yapılan borçlanmalara sahte borç adını veriyoruz. Gelelim bu sahte borçların Türkiye üzerindeki olumsuz etkisine... Bu sahte borçların başlıca olumsuz etkisi bu ülkede kazanılan paraların yurtdışına transferi nedeniyle tasarruf açığı ortaya çıkıyor.
Türkiye kendi tasarruflarını bu defa yurtdışından borç olarak almak zorunda kalıyor. Böylece tasarruflarla yatımlar arasındaki negatif fark anlamına gelen cari açık olduğundan yüksek göründüğü için Türkiye'nin risk primi çoğalıyor. Ve gereksiz yüksek faiz ödemesi yapıldığı için bu ülke sürekli kan kaybediyor. Sahte borcun diğer olumsuz etkisi ise vergi gelirleri üzerinde oluyor.
Sahte borç nedeniyle firma özvarlığı olması gerekenin altında göründüğünden vergi matrahı düşürülerek ödenmesi gereken vergi tutarı azaltılıyor. Peki bu sahte borç işlemini hangi sistem sağlıyor? Bu sistemi sağlayan yeni Türk Ticaret Kanunu'nun 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girmeden önce, CHP'nin teklifi doğrultusunda kaldırılan, şirketten ortakların para çekmeyi yasaklayan hükümleri, şirket bilançolarının şeffaflıktan uzaklaştırılması, şirket web sitesi kurma ve faturaya şirket sorumlusunun isminin yazılması hükümlerinin kaldırılması sağlıyor. Bu hükümler değiştirilmeseydi sahte borçlanma kolayca yapılamayacaktı. Gelelim sahte borçlanmayı yapanların halkı nasıl yanılttıklarına... Son günlerde yine Sayıştay ve devlet ihale yasalarında değişiklik yapılıyor diyerek gürültü çıkartılıyor. Oysa bu gürültüyü çıkartanların hiçbiri yeni TTK'nın sahte borçlanmayı önleyen hükümleri değiştirilirken ses çıkarmadı. Çünkü Sayıştay ve İhale Kanunu değişikliği milli gelirin çok küçük bir kısmını ilgilendiriyor. Bildiğiniz gibi bütçenin sadece 33.4 milyar liralık kısmında İhale Kanunu hükümleriyle işlem yapılıyor. Diğer harcamalar maaş ödemeleri, faiz, sosyal güvenlik transferlerinden oluşuyor.
O halde milli gelirin tamamını denetleyen TTK'da neden sesiz kalındığını hemen anlıyorsunuz.
Çünkü Sayıştay ve İhale Kanunu gürültüsü halkı uyutma taktiği oluyor. Böylece gerçek yolsuzlukların denetimi sahte borçlanmayla bu ülkeyi soyanlar tarafından gizleniyor. Hemen bir örnek verelim, kamu ile iş yapan bir firma bilançolarını web sitesinde yayınlama zorunluluğu kaldırılmasaydı devleti soyması mümkün olur muydu? Olamazdı, şirketin ortakları ve bilançoda kimden ne alıp ne verdiği görülecekti. Yine bir hatırlatma yapalım bir süre önce Toplu Konut İdaresi'nin bağlı olduğu Bakan Erdoğan Bayraktar bir firmanın kendilerini kandırarak fazla hakediş aldığını kamuoyuna açıkladı. Firmanın sahte firmalar kurarak bu yolsuzluğu yaptığı ortaya çıktı. Eğer firmaların web sitesinde bağımsız denetimden geçmiş bilanço yayınlama zorunluluğu olsa böyle bir yolsuzluk mümkün olur muydu? Olamazdı. İşte bu nedenle özel sektör şeffaf olmadan kamuda yolsuzlukları önlemek mümkün olamayacaktır. Kısaca yeni TTK değişikliklerine karşı suskun kalanların, Sayıştay ve İhale Yasasından bahsetmesi büyük bir aldatmacadır.
Onlar belki bilmeyerek sahte borçlarla bu ülkeyi soyanların sözcülüğünü yapıyorlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.