Türkiye'nin en iyi haber sitesi
SÜLEYMAN YAŞAR

The Economist Marmaray'da tozuttu

Mali kriz nedeniyle batan şirketleri kurtarmak için harcanan paralar bütçe açıklarını ve devlet borçlarını çoğalttı. Dolayısıyla zengin ülkeler altyapı yatırımı yapamıyor. ABD ve Avrupa'nın zengin ülkeleri zor durumda. Hal böyle olunca batı medyası gözünü gelişmekte olan ülkelere dikip onların neler yaptığını sorgulamaya başladı. Sanki geride kaldıklarını hissedip tuhaf değerlendirmeler yapıyorlar bu sıralar. İşte bu tuhaf değerlendirmelerden biri bu hafta The Economist dergisinde yer aldı. Dergi "Sultan'ın rüyası" başlıklı yazısında bugün açılacak "dünyanın en çarpıcı ikinci projesi Marmaray'ı övüyor mu yeriyor mu?" belli değil. Osmanlı'nın 31'inci padişahı Abdülmecid'in rüyası olan Avrupa'yı Asya'ya bağlayan tünel projesinin o dönemdeki teknolojik yetersizlik ve para sıkıntısı nedeniyle hayata geçemediğini fakat Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in 90'ıncı yılında hizmete açılacağını belirtiyor. Ardından projenin 3 milyar dolara mal olduğunu, 76 kilometrelik bir demiryolu olduğunu ve bu yolun 1.4 kilometresinin deniz altından geçtiğini belirtiyor. Sonra Ak projelerin, yüzlerce hastane ve yol içerdiğini, laik elitler tarafından uzun süre ihmal edilen Anadolu'nun kırsal kesimi tarafından hayata geçen projelerin desteklendiğini söylüyor. Bütün bunların ardından Kanal İstanbul projesi, üçüncü köprü, yeni hava limanı ve bunların eko sisteme vereceği zararları özellikle belirttikten sonra işi gezi olaylarındaki müezzine getiriyor. Marmaray projesiyle hiç alakası yokken tuhaf bir değerlendirmeyle sürülen müezzinin görev yaptığı caminin Abdülmecid'in aslında Hıristiyan bir köle olan annesi Bezmiâlem tarafından yaptırıldığını belirtiyor. Bunu çok ironik bulan The Economist, Bezmiâlem'in asıl isminin Suzi olduğunu da söylemeden edemiyor.
Niye anlattık bütün bunları? Şundan anlattık; dünyanın Panama Kanalı genişletme projesinin ardından en çarpıcı ikinci projesi olan Marmaray'ın tamamlanıp açılmasının küresel ve bölgesel ekonomiye büyük katkı yapacağı açık bir gerçek olarak ortada duruyor. İşte Marmaray'ın bu ekonomik faydalarını ele almayıp yapılacak diğer projeleri finans ve çevre açısından tartışmak herhalde iyi niyetli bir düşüncenin kaleme alınması olmuyor. Yine dünyanın en çarpıcı üçüncü büyük projesi olan İstanbul'un yeni havaalanı projesini dile dolamak anlamsız bir tartışma olarak karşımıza çıkıyor.
The Econonomist'e sormak gerekiyor: Biz sizin Manş tünelinizi tartıştık mı? Heathrow havaalanınızı tartıştık mı? Türkiye ile bir sorununuz olduğu açıkça görünüyor. Kaldı ki bir ekonomi dergisi olarak bu büyük projelerin küresel ekonomiye büyük katkısı olacak. Çünkü Marmaray demiryoluyla iki kıtayı birleştiren bir geçit oluyor. Yine bu projelerin günlük hayata sağlayacağı kolaylıklar ve sosyal faydalar var. O halde bir ülkenin kendi altyapısını yapması The Economist'i niye bu kadar rahatsız ediyor? Projelerin olumlu katkıları niye görülmüyor? Tek cevabı var herhalde: "Tozuttular."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA