Türkiye'nin en iyi haber sitesi
SÜLEYMAN YAŞAR

Meğer Ermeniler Türkiye'yi terk etmiş

Bildiğiniz gibi II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi sermayenin el değiştirmesi amacına yönelikti. İttihat ve Terakki'yi destekleyen Makedonya ve Selanik ticaret burjuvazisi, Ermeni ve Rum burjuvazinin yerine geçmek için 31 Mart vakası bahanesiyle 1908'de İstanbul üzerine orduyu yürüttü.
Ardından II. Abdülhamid darbeyle düşürülürken sermayenin el değiştirme süreci başladı. Ve Ermeni tehciri yaşandı.
Bu kısa açıklamayı niye yaptığımıza gelince... Daha önce iktisat tarihi kitaplarının Ermeni tehcirinden ve sermayenin nasıl el değiştirdiğinden bahsetmediğini belirttik. Dolayısıyla bugünkü İstanbul sermayesinin oluşumunun üstünün örtüldüğünü ileri sürdük.
İşte bu konuyla ilgili olarak ele alabileceğimiz yeni bir kitap çıktı. Şevket Pamuk'un "Türkiye'nin 200 yıllık iktisadi tarihi" isimli bir kitabı yayınlandı. Kitabın 173'üncü sayfasında tehcirden bahsediliyor. Ve tehcir ve sonrasında Türkiye'de Ermeni nüfusunun yaklaşık 1.5 milyondan 100 binin altına gerilediği belirtiliyor. Fakat sayfayı çevirdiğinizde bu defa savaş sonrasıyla ilgili olarak "Artık Türkiye'de özel sektörün önderliğini, İttihat ve Terakki yönetiminin savaş dönemindeki politikalarından yararlandığı gibi, ülkeyi terk eden Rum ve Ermenilerin topraklarına ve diğer mülklerine el koyan Müslüman-Türk burjuvazisi yapacaktı" cümlesiyle karşılaşıyorsunuz.
Bu cümlede "terk eden" ifadesi kendi isteğiyle giden anlamına geldiğinden tehcir birdenbire yok ediliyor. Böylece kendi isteğiyle ülkeyi terk edenlerin mallarına el koyan yeni burjuvazi özel sektörün önderliğini yapmaya başlıyor. Ve burjuvazinin askeri vesayeti kullanıp Abdülhamid'i darbeyle devirip sermayenin kanlı biçimde el değiştirmesi yok ediliyor.
İşte iktisat tarihini böyle yazdığınızda II. Abdülhamid'e niçin darbe yapılıp düşürüldüğünü, sermayenin nasıl kanlı biçimde el değiştirdiğini ve bugünkü İstanbul sermayesinin askeri vesayeti ve IMF vesayetini niçin istediğini, Başbakan Erdoğan'ı niye istemediğini açıklamak zorlaşıyor.
Gelelim İstanbul sermayesinin Erdoğan'ı niye istemediğine...
İstanbul sermayesi Erdoğan'ı istemiyor çünkü; önceki gün Erdoğan, Almanya'da "Hiçbir iktidarın yapmadığını biz yaptık. Hıristiyan vatandaşlarımızın vakıflarına ait ne kadar gayrimenkulleri varsa, vakıflar genel müdürlüğüne devredilmişti.
Biz bunları meydana çıkardık. Şu ana kadar 2.5 milyar TL değerindeki gayrimenkullerini biz devrettik. Mor Gabriel kilisesi bir sorundu, biz çözdük. Sümela Manastırı kapalıydı, biz açtık" dedi.
İşte İstanbul sermayesinin Erdoğan'ı istememesinin nedenini bu konuşmada aramak gerekiyor. Çünkü İstanbul sermayesi bu süreçte "dedelerimizin üzerine oturduğu mallar da elimizden gider mi" endişesine kapılıp Erdoğan'a karşı çıkıyorlar. Anlayacağınız, iktisat tarihi kitaplarında tehcir edilenlerin mal varlıkları yerine terk edenlerin mal varlıklarına el konuldu, dediğinizde Başbakan Erdoğan'a tepkinin nedenini doğru anlamak mümkün olamıyor. O halde iktisat tarihini ürkek yazmamak şart.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA