YAZARA MAİL GÖNDER Mahkûmları uslandıran karar!

YAZARLAR

Adalet Bakanı Sadullah Ergin dün gazetemizin İstanbul'daki merkezindeydi. Tutuklu gazeteciler, AİHM, mahkûmların belli aralıklarla eşleriyle bir araya getirilmesi, İmralı görüşmeleri ve daha birçok konuda sorularımızı yanıtlayan Ergin'le ana gündemimiz ise tutuklu askerler konusu ve uzun tutukluluk süreleri oldu.
Bu konuda toplum tarafından yanlış anlaşıldıklarını söyleyen Ergin, bazı istatistiklerin yer aldığı dosyada Türkiye'nin söz konusu meselede nerden nereye geldiğini rakamlarla anlattı. Rapora göre toplumdaki algının çok tersi bir durum var tutukluluk süreleri ve yargılama ile ilgili. Şöyle mesela: Tutukluluk oranı 2001'de son 12 yılın en üst seviyesini görmüş. O yıl yüzde 50.4 olan oran, Ocak 2013'te 23.4'e gerilemiş.
Ergin oranın 12 yılda bu kadar gerilemesinin nedeni olarak 3'üncü yargı paketinde, denetimli serbestlik uygulamasında yaptıkları iyileştirmeyi işaret ediyor. Ve bu iyileştirme sayesinde de Türkiye'deki tutukluluk oranlarının AB standartlarının altına indiğini iddia ediyor.
İtiraz edemeyiz çünkü ortaya koyduğu rakamlar neyin ne olduğunu gösteriyor. Peki neden toplum öyle görmüyor? Niye kamuoyunda uzun tutukluluk süreleri konusunda insan haklarına aykırı bir durum algısı var? Ayrıca madem tutukluluk süreleri ve yargılama konusunda AB standartlarının çok ilerisinde bir demokrasi anlayışına sahibiz o halde neden AB'den sürekli uyarı alıyoruz?
İşte bütün bunları sorduk Bakan Ergin'e. O da çok net cevapladı verdi. Dedi ki, "Toplumda bu yönde bir algı oluşmasının tek nedeni tutuklu kişilerin kimlikleri, onların ünü ile ilgili. Yoksa biz bu konuda bazı Avrupa ülkelerinin bile çok ilerisindeyiz. Gerçeğin aksine Türkiye'de bu konuda anti demokratik bir politika izleniyor imajının varlığı bizi çok rahatsız ediyor. Bazılarının bunu yargıya müdahale gibi algılamasına rağmen Sayın Başbakanımızın rahatsızlığını sık sık dile getirmesi ve bu konuda yargıyı eleştirmesi hassasiyetimizin ölçüsüdür!"
Bakan Ergin'in toplumun genelinde hâkim olan ve rakamlara baktığınızda aslında yanlış olan söz konusu algıyla ilgili ortaya koyduğu gerekçe çok mantıklı. Öyle ya! Bugün "Uzun tutukluluk süresi ve yargılamayla" adı anılan kişiler eski Genelkurmay Başkanı, ünlü bir gazeteci, general ya de ünlü polis şefi olmasaydı... Bu kişiler sıradan, isimsiz insanlar olsaydı, toplum bu işin üzerinde bu kadar durur muydu?
İyi ki bu haksızlıklara muhatap olan kişiler Mustafa Balbay, İlker Başbuğ ya da ne bileyim mesela bir Hanefi Avcı olmuş demiyorum ama bu konuda böyle de bir gerçeklik olduğunun altını çizmek istiyorum. Ve bizzat kendisine de ilettiğim gibi, alenen bir insan hakkı gaspı olan uzun tutukluluklarla ilgili, gereği neyse muhakkak yapılmasını belirterek diğer konulara geçmek istiyorum.
Terörün son bulması, bu topraklarda iç barışın, huzurun sağlanması gayesiyle başlatılan sürecin kesilmeyeceğini kesin bir dille söyledi Bakan Ergin. MİT üzerinden sürdürülen müzakerelerin Erbil'de süreceği yönündeki sorularımıza ise açık olmamakla birlikte olumsuz yanıt verdi. Anladığım kadarıyla görüşmeleri Erbil'de sürdürmek gibi bir proje yok hükümetin gündeminde.
"Süreç çok hassas ve bu süreçte ne kadar az konuşursak o kadar iyi!" yorumunu yaptıktan sonra da ana dilde savunma hakkıyla ilgili bilgilendirdi bizleri.
Mahkûmların özel hayatıyla ilgili son kararı da yorumladı Ergin. Müebbet cezası bile olsa her mahkûm faydalanabilecek bu uygulamadan. Tek şart iyi halli olmak! Cezaevi kurallarına uygun davranan her akıllı uslu mahkûm süit tarzında döşenmiş odada eşiyle özel görüşme yapabilecek. Görüşme yapılan odaların kapısında gardiyanların nöbet tutacağı ve bundan dolayı da isyan ettikleri bilgisini yalanlıyor. "Kapıda beklemeye gerek duyulmayacak bir sistem kuruyoruz" diyor ve ekliyor:
"Güleceksiniz belki ama karar cezaevlerinde çok olumlu hava estirdi. Yaramazlık yapan mahkûmlar bile uygulamadan faydalanabilmek için sus pus olup uslandı!"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.