Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Dün Öcalan ile BDP'li heyet arasında İmralı'da yapılan görüşme tutanaklarını okur okumaz TV'nin başına geçtim.
Maksadım "sürece destek verenlerin" kamuoyuna yansıyan bu görüşmelerle ilgili nasıl yorum yapacağını izlemek ve derinlerde neler olup bittiğini doğru anlamaktı.
Anlayabildim mi peki? Hayır!
Çünkü yorumcuların birçoğunun kafası da en az benimki kadar karışıktı. Kimi, süreçte "şeffaflık" adına son derece memnundu görüşme tutanaklarının basına sızmış olmasından, kimi ise sürece zarar verebileceği endişesi ile mesafeliydi.
Şahsen ben de o tayfanın içindeyim.
Elbette ki gazetecilik açısından bakarsak Milliyet'in yaptığı habercilik çok büyük!
Kıskandıran ve hatta "Neden bu haberin altında imzası olan ben değilim!" dedirtip saç baş yoldurtan bir habercilik! Ama çözümü yürekten destekleyen bir yurttaş olarak meseleye sadece gazeteci olarak bakmadığımdan Milliyet'in o büyük haberciliğini mecburen, "eyvah eyvah!" yakarışları eşliğinde okudum.
Bilmiyorum belki yanılıyorumdur ama o görüşmede konuşulanların olgunlaşmadan, bütünüyle kamuoyuna sızdırılmasının arka planında kesinlikle süreci baltalamaya dönük art niyet olduğunu düşünüyorum.
Niye böyle düşünüyorum? Çünkü görüşme tutanaklarını Milliyet'e sızdıranların amacı çözüm sürecinin şeffaf şekilde sürdüğünü ispat etmek olsaydı eğer, o tutanakların gazeteciye emanet edilmeden önce süzgeçten geçirilmesi gerekiyordu.
Öcalan'ın PKK'ya, BDP'ye ve bölge halkına iletilmesini istediği mesajlar çok önemli. Ve çözümde net olarak ne düşündüğünün anlaşılması adına bu mesajların yansımasında da bir beis yok ama kendisinin bile zihninde olgunlaştırmadığı bazı ifadelerin kamuoyuna yansıtılması sıkıntıya sokabilir görüşmeleri. Başkanlık sistemi ile ilgili yorumlarında olduğu gibi mesela.
Sırrı Süreyya Önder soruyor Öcalan'a ne düşündüğünü. O da; "Düşünülebilir. Biz Tayyip Bey'in Başkanlığını destekleyebiliriz ama Başkanlık ABD'deki gibi olmalı, devlet meclisi gibi bir senato olmalı" diyerek yorumunu aktarıyor. Adım gibi eminim son derece tarihi olan bu müzakereleri, "Al Başkanlığı, ver özerkliği" pazarlığı şeklinde okuyanlar bayram edecek "biz haklı çıktık" diyerek ama haklı değiller.
Çünkü bu onun sadece yorumu.
Kaldı ki Başkanlık konusunda yapılmış bir mutabakat olsa idi eğer diğer tarafla emin olun bambaşka konuşurdu Öcalan. BDP'li heyete "öyleydi böyleydi" falan demez dümdüz koyardı hangi sözü ve ne şartlarda verdiğini.
Bir de tabii süreçle uzaktan yakından alakası olmayan kişisel yorumlarının aktarılması meselesi var. Mesela AKP Milletvekili Mehmet Metiner ile ilgili söylediği hakaretamiz sözler. Ya da Fethullah Gülen'le ilgili ortaya koyduğu ve son derece ağır olan komplo teorileri. Adamın söyledikleri tamamen farazi ve çok tatsız yorumlar. Kanıt yok, ispat yok!
Şimdi sürece tam destek verdiğini açık açık ilan eden Gülen çıkıp, "Beni ABD'nin maşası, CIA ajanı şeklinde itham eden bir adamın rol aldığı sürece zırnık destek vermem!" derse ne yapacağız biz? Ha "Gülen süreçten desteğini çekerse süreç devam etmez" diye bir şey yok ama ne gerek var bunlara?
Derdimiz üzüm mü yemek, bağcıyı mı dövmek?
Ayrıca çok da meraklısı değiliz Öcalan'ın kimin hakkında nasıl yoruma sahip olduğunun...
Bize ne onun kim hakkında ne düşündüğünden.
Çözüm için ne istiyor ve ne yapacak, onu bilmek istiyoruz sadece.
Hülasa... Haberse eyvallah büyük haber Namık Durukan kardeşimin yaptığı. Ama kusura bakmasın iyi niyetli değil. Süreç zarar görürse Milliyet'in büyük vebali olacak.
Tabii burada asıl soru bu tutanakları kimin ya da kimlerin sızdırdığı konusu. Dün biraz soruşturdum. Birçok insan MİT tarafından sızdırıldığını düşünüyordu ama değil. Sürecin bir numaralı aracısı olan MİT böyle bir dönemde neden kendi ayağına kurşun sıksın?
Sızdıran taraf haberde kullanılan parantez içindeki ifadelerden de çok net anlaşılıyor ki BDP kanadından süreci sabote etmek isteyen birileri. Kim onlar bilmiyoruz evet ama hiç merak etmeyin çok yakında bu sızdırıcıların kim olduğu da başka bir yerlere sızar!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER