YAZARA MAİL GÖNDER Bize kızmakta haksızsın Hasan Ağabey!

YAZARLAR

Öcalan'la görüşen BDP heyetinin tuttuğu notları yayımlayan gazetesini "sabotaja alet oldu" şeklinde eleştirenlere vermiş veriştirmiş dünkü yazısında Hasan (Cemal) Ağabey.
"Bir gerçeği olduğu gibi yansıtan büyük bir haberle ilgili olarak sabotaj diyenlerdir, asıl sabotajcıların değirmenine su taşıyanlar!" diyerek basmış fırçayı ustam!
Ben de Milliyet'in Öcalan'ın yorumlarını süzmeden, olduğu gibi yayınlamasının çok kötü niyetli bir girişim olduğunu savunan taraftan olduğum için doğal olarak üzerime aldım Hasan Ağabey'in fırçasını. Aldım ve çok üzüldüm. Çünkü Hasan Cemal herhangi bir isim, herhangi bir kalem değildir benim için. Elbette ki 40 yıla yakın zamandır devam eden bu kardeş kavgasının son bulması için kalem oynatan başka üstatlarımız da var basın hayatımızda ama doğruya doğru ben "barışa katkı sunmak için nasıl kalem oynatılır"ın en doğrusunu öğrenmek için hep onu örnek aldım. Her yazdığını satırı satırına takip ettim. Bütün kitapları kütüphanemin baş köşesindedir.
Şahsen yıllardan beri bu savaşın olmasına sebep olan zihniyete karşı mücadele veren ve "Barış gelsin" diye kalemiyle her alanda savaşan ondan beklemediğim bir tavırdı dünkü... O yüzden de işte attığı fırçaya şaşırıp kaldım. Ve yalan yok gazetesinin yaptığı haberciliği sürecin zarar göreceği endişesiyle eleştiren bizlere bu denli öfkesini de anlayamadım. Gerçi canı sağ olsun. Onun attığı fırça da benim başımın tacıdır ama sanki bu konuda bizlere biraz haksızlık mı yapıyor ne!
Aslında yazısının satır aralarında gazetesinin yanlışından onun da rahatsız olduğu belli. Evet Milliyet'in yaptığının sürece dönük bir sabotaj olduğunu dile getirenlere; "Bu tavır her şeyden önce gazeteciliğe, mesleğimizin özü olan haberciliğe hiç yakışmıyor!" demiş ama diğer taraftan da; "Hedef barıştır ve kimin bu görüşme notlarını sızdırdığının peşinden koşmak yerine barışa kilitlenmek lazım!" diyerek geçiştirmek istemiş durumu.
Kızmasın Hasan Ağabey ama sanki biraz gazetesinin yazı işlerine torpil geçmiş. Sanki onları koruma amacıyla basmış fırçayı da bize. Israrla "büyük gazetecilik" vurgusu yapıp, "kim sızdırdıyı bırakın, barışa kilitlenin" demesinin nedeni de o olsa gerek.
Ancak haksızlık yapıyor hepimize. Ben dahil kim Namık Durukan'ın hakkını teslim etmedi? Elbette ki yapılan büyük gazetecilik! Eyvallah ama söz konusu olan sadece gazetecilik mi? Meslekte uyulması gereken, "barış ve demokrasiden yana olmak" temel ilkesi ne olacak peki? Milliyet'in bu temel ilkeye harfi harfine bağlı olduğuna inancım tam. Ancak dönmeye çalıştığımız virajın en keskin noktalarından birinde kamuoyunda yeni ve bambaşka tartışmalara sebep olan o görüşme notlarını yayınlamak barışa ve demokrasiye ne katkı sundu?
Madem hedef barış! O halde ne gereği vardı karşısında 3 milletvekilini görünce He-Man'leşen, ahkâmlar kesen, süreçte önemli rol üstlenenler hakkında ileri geri konuşan Öcalan'ı kamuoyuna resmetmenin? Astığı astık, kestiği kestik şekilde resmedilen o Öcalan'la sürece katkı mı sağlandı şimdi? Yoksa sürece her daim karşı olanların eli mi güçlendirildi?

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.