YAZARA MAİL GÖNDER İmralı'dan bir not da benden!

YAZARLAR

Öcalan'la görüşme notlarının yayımlanmasına dair sürecin aktörü olan hemen herkes diyeceğini dedi. Hem hükümetten, hem BDP'den, hem de Kandil'den gelen mesajlar "sabotajcıların" heveslerini kursaklarında bırakacak mealde mesajlardı evet ama sonuçta biz hâlâ o notları kimin sızdırdığını öğrenemedik. Sızıntının en şüpheli adresi olan BDP'den ilk yapılan açıklamalarda, "Kim olduğunu biliyoruz. Hesabını soracağız" denilmişti.
Sandık ki, Ahmet Türk'ün "Büyük bir ahlaksızlık" olarak nitelendirdiği sızıntı olayının perde arkası aydınlatılacak BDP tarafından. Ve düşündük ki, hem süreci, hem hükümeti, hem de Öcalan'ı zor duruma düşüren sızıntıcı kişi "afişe" edilecek! Ama öyle olmadı. Aksine BDP son açıklamaları ile sızıntının kendilerinden olduğu iddialarını reddetmeye başladı. Dediklerine göre notları fotokopi çekmesi istenen çaycı arkadaş fazladan çoğaltıp el altından Namık Durukan'a sızdırmış!
Siz bu hikâyeyi gerçekçi buldunuz mu bilmem ama ben pek inanmadım! Diyelim ki doğru. O zaman da süreçte son derece önemli bir misyon üstlenmiş BDP'nin süreçle ilgili hassasiyeti şüpheli duruma gelir. Böylesine kritik bir dönemde, kritik bir belgeyi koruyamayan bir partinin bundan sonrası için ne kadar güvenilir olup olmadığı ayrıca tartışma konusu olur. Ve doğal olarak "Siz bu süreci bu kadar mı hafife alıyorsunuz? Son derece mühim o belge çaycınızın elinde ne geziyor?" soruları sorulur.
Ama buna gerek yok çünkü ben biliyorum ki aksine çok büyük hassasiyet gösteriyor BDP süreçle ilgili. Bir, o görüşme notları ortalıkta falan değil partide sadece 4 kişinin elindeydi. Notlar 130 kişilik BDP parti meclisinin gündemine getirildi ve bütün üyelerin duyabileceği biçimde de okundu. Ama o okumanın ardından fotokopi yapılıp da kimseye dağıtılmadı. Peki... Ahmet Türk'e bile fotokopisi yapılıp verilmeyen notlar nasıl oluyor da çaycının eline tutuşturuluyor? Eş Başkan Demirtaş'ın parti meclisinde; "Aman! Aman! Kimse görmedi! Duymadı!" demesine rağmen nasıl oluyor da o notlar basına sızıyor?
Bu arada İmralı'ya "yakın kaynaklarımdan" aldığım bir kulisi paylaşayım sizlerle. Öcalan kendisini ziyarete gelen heyete söylediklerinin Milliyet'te haber olduğunu görünce şoka girmiş! Çıldırmış adeta! Çok sinirlenmiş! Bu sızdırmanın kendisine karşı bir komplo olduğunu düşünmeye başlamış. Ve iddiaya göre "Bir daha bu kapıdan içeri giremezler" diyerek bayağı söylenmiş.
Seversiniz, sevmezsiniz ama bence bu konuda Öcalan haklı! Adam, tamamen "özel" olduğu varsayımından hareketle o gün aklına eseni söylemiş heyete. Birilerinin yanlış yapma olasılığına karşı da önlem almış ve yazdığı 3 mektupta "Sürece zarar verecek herhangi bir eyleme, olaya imza atan kişi benim düşmanımdır!" notunu düşmüş.
Şimdi şunu merak ediyorum ben. İnşallah kızgınlığını üzerinden atar da, üçüncü ziyaret gerçekleşirse eğer... İmralı'ya giden BDP'liler bu durumu nasıl anlatacak Öcalan'a?
Ona da "Çaycı Başkanım... Çaycı..." mı diyecekler?

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.