YAZARA MAİL GÖNDER Erdoğan, Tony Blair'den neden daha şanslı?

YAZARLAR

Dün gazetede Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in bir TV programında yasalarla ilgili kendisine yöneltilen soru üzerine, "Gözyaşını dindirmek suçsa, ben bu suçu işliyorum!" sözlerini okuyunca aklıma Tony Blair'in, "Bir Yolculuk" adını verdiği kitapta yazdıkları geldi. Blair, IRA ile sağlanan barışa nasıl geldiklerini anlattığı anılarının bir yerinde şöyle diyor: "Her barış süreci, siyasi risk almayı, hatta siyasi macera duygusu ve hiç kuşkusuz politik cesaret ve bazen de kişisel cesaret gerektirir!"
Gerçi Blair, saydığı bu özelliklerin barış sürecinin başını çeken liderlerde muhakkak olması gerektiğini söylüyor ama o süreçte rol alan ekibindeki herkesin de kendisiyle aynı özelliğe sahip olduğunu sık sık vurguluyor kitabında. Mesela sağ kolu Jonathan Powell'ın üstün kavrama yeteneğinin, anlayışının, ısrarcılığının, inatçılığının ve yaratıcı zekâsının barışı getiren etkenlerden olduğunu anlattığı bir yerde onun için şöyle diyor: "O olmasaydı barış asla olmazdı!"
Blair'in söylemeye çalıştığı yeni bir şey değil aslında. Siyasetin bir ekip ve gönül işi olduğu kadar aynı zamanda yürek işi olduğunu zaten biliyoruz.
Hangi alanda olursa olsun; çözümü çetrefilli ve zor bir işe baş koyulduğunda ekibi oluşturanların tümünde aynı yüreklilik yoksa o işten kesinlikle başarı beklenemez.
Allah'tan Başbakan Erdoğan bu konuda çok şanslı. Çünkü yanında kendisi gibi, "Siyasi kariyerimin biteceğini bilsem bile bu işi sonuna kadar götüreceğim!" diyen insanlar var. Bakan Ergin onlardan biri işte. Cesur, korkusuz ve "Çok canlar yandı, çok kanlar aktı. Her insanın yüreğine ateş düşüren bir süreç yaşadık ve artık detaylarda boğulmak yerine büyük resmi görelim ve barışı getirelim" diyebilecek kadar gerçek bir vatansever o.
Onun bu özelliklerini yeni değil, çok evvel fark etmiştim. Gazetemizi ziyaret ettiğinde yemekli sohbetimizde ve sonrasında katıldığı a haber'deki "% 100 Siyaset" programında. Bana göre Başbakan Erdoğan, Blair ise, bu sürecin başını bir çeken olarak, Sadullah Ergin de Jonathan Powell'dır.
Diğer bir Powell ise MİT Müsteşarı Hakan Fidan'dır mesela. İnanmayacaksınız belki ama onun öngörüsü, cesareti ve İmralı ile kurduğu ilişki, Powell'ın IRA ile kurduğu ilişkiyle inanılmaz benzerlik taşıyor. Karşı tarafı sürecin içinde yer almaya ikna etmek sürecin en mühim noktalarından biridir ve Fidan'ın bu konudaki katkıları asla göz ardı edilemez!
Aynı şekilde süreçte bir siyasiden çok bir akademisyen olarak rol alan Beşir Atalay ve yine akılcılığı, kıvrak zekâsıyla sürece dört elle sahip çıkan Yalçın Akdoğan da birer Powell'dır. Haklarını teslim etmek lazım. Eğer bir gün barış gelecekse bu topraklara, hepsinin çok emeği var bu süreçte.
Velhasıl... Saymak gerekirse bizdeki Powell'ları sayfalar dolusu yazmak gerekir. Yukarıda da dedim ya! Tayyip Erdoğan ekibinden yana çok şanslı! Blair'den bile çok! Çünkü barış sürecinde Blair'in yanında aslanlar gibi duran, her daim omuz veren ve sürecin kusursuz işlemesi için gece gündüz çalışan bir Powell var idiyse, Erdoğan'ın bir Powell ordusu var.
O nedenle ben bu sürecin başarıya muhakkak ulaşacağına inanıyorum. Göreceksiniz... Çözümü baltalamak için birileri habire taş yuvarlamaya devam edecek olsa da sürecin önüne; kararlılıkları, cesaretleri ve barışa inançları ile bu ekip sonunda barışı getirecek!
Ve yazın bir kenara... "Rant kapılarına kilit vuruluyor" diye bugünlerde esip gürleyen, ipe sapa gelmez nedenlerle ortalığı bulandırmaya çalışan tayfa da, Powell'lar ordusunun getirdiği o barışın yüzüne bakmaya yüz bulamayacaklar!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.