YAZARA MAİL GÖNDER Emperyalizme karşı olup aynı zamanda uşağı olmak!

YAZARLAR

Gazeteci dostum Fuat Kozluklu dün aradığında bayağı bir doluydu.
Kızıyordu. Bana- bize vesselam hepimize... Ona göre çoğumuz son zamanlarda yaşanan gelişmeleri doğru zemine oturtup okuyamıyoruz çünkü. Başta anlamadım aslında ne demek istediğini ancak sonradan dikkat çekmek istediği noktayı uzun uzun tahlil edip somut verilerle ortaya döktüğünde hak verdim. Gerçekten de öyle. Biz bu paralel çeteyi ve hizmet ettiği adresi doğru biçimde analiz edemiyoruz.
Kozluklu, Cumhuriyet gazetesi başta olmak üzere Türkiye'deki birçok basın kuruluşunun yıllarca Washington temsilciliğini yapmış iyi bir gazetecidir. Diyor ki dün; "Gülen Hareketi telefonlarımızı dinliyor, röntgencilik yapıyor, biriktirdiği tapelerle şantajlar yapıyor, şeklinde okumak bu yapıyı sıradanlaştırıyor. O kadar sıradan bir yapı değil; herkes bundan emin olsun. Bu hareket 21. yüzyılda azgelişmiş dünya ülkeleri üzerinde hegemonya kurarak, neo kolonyalist dinamiklerini geliştirip güçlendirmek isteyen ABD'nin, ekonomik ve askeri çıkarları için, Balkanlar'dan Kafkaslar'a, Afrika'dan yakın ve Uzakdoğu'ya, 21. yüzyıl gerçekleri çerçevesinde tanzim ve şekillendirmeyi amaçladığı 'değerli' bir maşasıdır!"
Ve sonra bu tezini ispat için 25 Ağustos 1993 tarihli Cumhuriyet gazetesinin manşetine bakmamı tavsiye ediyor. Baktım. Hatta siz de bir göz atasınız diye kupürünü de dikkatinize sunmak istedim. Kozluklu'nun imzasını taşıyan haberde Gülencilerin ABD'deki yaz kampının detayları aktarılmış. Gerçekten çok ilginç bir haber. Yani insanın havsalası almıyor. Bir dini cemaat üstelik de emperyalizme karşı bir duruşu olduğunu iddia eden bir cemaat bundan tam 21 yıl önce neden gider ABD'de yaz kampı kurar? Beni tatmin edecek bir cevap versin cemaatin herhangi bir temsilcisi... Söz ben de o dakikadan sonra Cemaatçi olacağım!
Şimdi gelelim asıl meseleye.
Yani lideri Fethullah Gülen olan ve 'Cemaat' ismi altında örgütlenen bu yapının Türkiye'den ne istediğine.
Yine Kozluklu'dan aktaracağım; "İç ve dış tüm dinamiklerinde her geçen gün daha da kök salan milli programlara ve politikalara sürüklenen Türkiye'nin rahatsız ettiği bir Batı kulübü ve bunun başını çeken ABD var. Bu gerçek göz ardı edilerek bugünlerin okunmasına çalışılması ve de tahlil edilmek istenmesi büyük yanılgıdır! Paralel yapının Türkiye'yi sürüklemeye çalıştığı uçurumu fark etmiş olan hükümet ve devletin yetkili makamlarında bulunanların ülke çıkarlarını korumak zorunluluğuyla harekete geçtiğini görüyoruz.
Bu devlet aklı; Türkiye Cumhuriyeti'nin; Anayasa'da güvence altına alınmış ulusal, üniter, laik, sosyal ve demokratik bir hukuk devleti olması ilkelerinin yok edilmek istendiğini fark etmesi de, kaotik süreç tuzağını önümüze koyanlara karşı yılmadan ve yıkılmadan durulduğunu hissettiriyor. Türkiye'de devletin merkezi çekirdek organlarını ele geçirmiş olan bu yapı, devletin kamu kurumlarında 'sinsice' denebilecek ancak gücü kestirilemediğinden 'olağan' karşılanmış 30 yıllık bir geçmişe sahiptir. Özellikle de AK Parti iktidarı döneminde bizleri bugün ürküten, kaygılandıran ve de korkutan bir bedene kavuştuğu gibi bir gerçek var."
Altına ancak imzamı atabilirim diyeceğim Fuat'ın bu tespitlerinin üzerine anlatacak daha çok şey var. Bu yapının ne kadar sinsi bir yapı olduğunu, maşası olduğu emparyalizme kulluk ederken giydiği kuzu postuyla nasıl kurtlaştığını çok daha sağlam argümanlarla ortaya koymaya devam edeceğim.
Ayrılmayınız lütfen bu köşeden.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.