Türkiye'nin en iyi haber sitesi

800 bin insan umut bağlamış kalemlerden dökülecek iki çift söze... Eminim sadece bana değil, bütün köşe yazarlarına ve televizyon programcılarına oluk oluk akıtıyorlar dert dolu mektuplarını. Bu kaçıncı yazım bilmiyorum ama sanırım bu dertli insanların sesini duyup da dile getiren birkaç gazeteciden biriyim. O nedenle sağolsunlar, "Bedellilerin Ablası" ilan etmişler bendenizi. Bir de Mehmet Akarca var. Bizim ATV'nin Ankara temsilcisi. Onu da "Abileri" sayıyorlar. Unuttuğumdan falan değil tabii... Uzun zamandır performansımın büyük çoğunluğunu Sakalsız ve Çetesi yani Paralel Devlet'le mücadeleye ayırdığımdan pek eğilememiştim bu mevzuya. Geçenlerde Sevgili Akarca arayıp da, "Ya bunlar seni çok seviyor... 'Abla bizim derdimizle artık ilgilenmez oldu' deyip senden şikayetçi oluyorlar" deyince tekrar gündemime aldım. Hem 1 milyona yakın vatandaşın kangrene dönüşmüş bu meselesini tekrar gündeme taşımak, hem de bedellilerin sözcülüğünü yapmada tek başına kaldığı için epeyce bi bunalan Akarca'ya destek atmak için:))
Bu arada önemli bir noktayı da belirtmeden geçmeyeyim. Geçen gün aHaber'de katıldığım Medya Dünyası programında Birsu Eren'le yaptığımız sohbetin sonunda söz verdiğim üzere bedelli konusunu gündeme getirince enteresan yorumlar yapıldı sosyal medyada. Art niyet hücrelerini teslim almış bazı ahmaklar bu konudaki çıkışımı ailemden birilerinin hatırına yaptığımı falan yazıp çizmiş. Bir kere şunu herkesin bilmesini istiyorum. Ailemde askerlikle ilgili herhangi bir şekilde derdi olan kimse yok. Bizdeki bütün erkekler paşa paşa gidip askerliklerini yapmışlardır. Yapmayan sadece oğlum. O da daha 16 yaşında. Askerlik yapmasına en az 5 yıl varken herhalde bu haykırışım onun için de değildir. Kaldı ki olsa ne olacak? Yani diyelim ki oğlum da bedelli askerlik bekleyen vatandaşlardan biri. Bir anne olarak oğlumun da talebini seslendirmemin nesi yanlış? Zaten ben bedelli askerlik beklentisinde olan kardeşlerimin onların ailelerinin psikolojilerini doğru anlayabilmek ve onlar adına doğru bir temsil yapabilmek için empati yapıyorum. Mesela düşünüyorum. Oğlum gelmiş 27 yaşına. Daha 1 yıl evvel çok prestijli bir uluslararası şirkette iş başı yapmış ama önünde duvar gibi duran askerlik derdi var. İşi bırakıp gitse, döndüğünde belki bir daha o şansı yakalayamayacak. Yakalasa bile kariyerin basamaklarını tırmanmakta geç kalmış olacak. Tabii benim oğlum için düşündüğüm bu senaryo en iyimser olanı. Gelen mektupların içerisinde öyle hikayeler var ki, insanın yüreği sızlıyor. Geçenlerde bir restorantta garson olarak çalışan 35 yaşlarında bir kardeşim dert yandı. Aldığı maaş bahşişlerle filan 2 bin TL civarındaymış. "Başbakan'ı dinledik çocukları üçledik" diyor. Annesinin bakımını da o üstlenmiş. Küçücük bir evde, 5 nüfusla geçinmeye çalışıyor zavallı. O kadar içim burkuldu ki anlattıklarına. "Ben şimdi kalkıp askere gitsem ne olacak benim bu çoluğumun çocuğumun durumu abla?" şeklinde isyan ederken o kadar haklıydı ki!" Hükümet benim yerimi dolduracak yani aileme ben askerden dönene kadar aynı şekilde bakacak garantiyi versin gitmezsem namerdim" diyor. Yani bu insanlar askerlikten falan kaçmıyor. Evet. Öyle bir kesim de var ama onlar azınlıkta. Bu 800 bin kişinin bedelli beklentisi içerisinde olmasının temel sebebi geçim meselesi. Bunların çoğu askere gitmeleri halinde geride bırakacaklarının ne yapacağını düşünüyor. Gerçekten aile birliklerinin bozulacağı çok vahim olaylara sahne olur ülke. Zaten hadi hepinizi askere götürüyoruz demeye kalkışılsa bile bu imkansız. Nereye götüreceksiniz bu kadar adamı? Hangi kışlaya?
O nedenle bir kez daha sesleniyorum hükümete, yetkililere. Biz bu işi halının altına falan süpürerek çözemeyiz. Bir an evvel yeni bir paketle bedelliyi çıkarıp maaile kimyaları alt üst olan bu insanları rahata kavuşturmalıyız. Yoksa sürekli,'askere götürüleceğim' korkusuyla yaşayan bu insanlar sonunda paranoyak falan olup bu kez olmadık işlerle başımıza dert olacaklar!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER