YAZARA MAİL GÖNDER Eskort kızlarla 1500 bürokrat nasıl fişlendi? (2)

YAZARLAR

Kamuoyu'nda "Askeri Casusluk Davası" olarak bilinen konuya kaldığımız yerden devam. Pazar günkü yazımda 7 Şubat MİT Krizi'nden istediği sonucu alamayan Paralel örgütün hükümetten intikam almak maksadıyla kurgulayıp sahneye koyduğu oyunun figüranlarının eskort kızlar olduğunu yazmıştım. Hükümetin bürokrasisinin fuhuş düşkünü ahlaksız insanların elinde olduğu algısını yaratıp, başka türlü bir itibarsızlaştırma girişiminde bulunan örgütün ne yapmaya çalıştığını, örgütü yakından tanıyan- bilen ve yine onların mağdur ettiği eski polis şefi Hanefi Avcı daha soruşturmanın başladığı o günlerde şöyle dile getirmişti:
"İzmir (casusluk) süreci bir rezilliktir. Cemaatin istihbarattaki adamları, istihbaratın kendi fişlerini, kendileri için hazırladıkları fişleri seçip subayların bilgisayarına koymuşlar. Bir istihbaratçı olarak, bu adamları yetiştirmiş biri olarak, bunu görür görmez anlarım."
Şimdi gelelim işin bir başka boyutuna... Normalde aslında bağımsız bir savcı bu türden fişlemelerin usule aykırı olduğunu anlayıp derhal gereğini yapar. Ama eğer bu savcı bu yapının güdümünde ise hiç usul falan aramaz ve dosyaları işleme koyar. İşe bakınız ki o dönem bu davaya bakan eski İzmir cumhuriyet savcısı (yeni Eskişehir Savcısı) Zafer Kılınç bırakın usule aykırılığı görüp reddetmesini, bir de oturup fişlenen kişilerin isimlerinin ve fişlemenin içeriğinin olduğu dosyaları tüm kurumlara ayıklama yapmadan topluca göndermiş. Sayesinde her kurum başka bir kurumda fişlenen kişiler hakkında bilgi sahibi olmuş. Ve alçakça teknikler kullanılarak yapılan bu fişlemeler paralel yapının bazı medya kuruluşlarına da servis edilerek bu kişilerin toplumda ahlaksız insanlar olarak itibarsızlaştırılmaları sağlanmış.
Arşivleri tararsanız cemaate yakın basın yayın organlarında bu konuyla alakalı ilginç haberlere rastlayacaksınız. Savcı Zafer Kılınç'a dayandırılarak yapılan bir haberde mesela bu sözde eskort kızların bir kısmının bulaşıcı hastalık taşıdığı iddia ediliyor ve bundan hareketle de bunlarla irtibatlı olan tüm bürokratların kurumlarınca tedavi edilmesi gerektiği belirtiliyor. Amaç aşağılayıcı bir şekilde sağlık gerekçesini bahane ederek olabildiğince itibarsızlaştırmak tabii.
Bu kadarla kalsa iyi... Kamuoyunda oluşması istenen "Bunlar hem casus, hem de eskort kızlarla yatıp kalkan ahlaksız tipler" algısının yerleşebilmesi için savcı Zafer Kılınç yetkisini aşıp kapı kapı gezmiş. Evet, yanlış duymadınız. Şaka gibi gelecek size biliyorum ama adam yetkisini aşarak başta Merkez Bankası olmak üzere, BDDK ve Hazine Müsteşarlığı'na bizzat gidip oradaki en üst düzey kişilere brifingler vermiş. Ve bu kişilerin disiplin cezaları alabilmesi için telkinlerde bulunmuş.
Bir kısmı bu telkinler neticesinde disiplin soruşturması başlatmış ama Allah'tan aralarında İçişleri, Dışişleri, Maliye ve Ekonomi bakanlıkları, Hazine Müsteşarlığı, BDDK, Merkez Bankası'nın da olduğu kurumların bir kısmı da bu paralel oyuna gelmemiş.
Bu arada sonradan bunun kirli bir oyun olduğunu ispat etmek için bazı bürokratlar İdare mahkemelerinde dava açıyor. Ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'ndan (TİB) telefonlarının HTS kayıtlarını istiyorlar. Ve işe bakınız ki TİB, emniyetin aksine bürokratların belge sızdırdığı söylenen eskort kızlarla konuşma kayıtları olmadığını mahkemeye bildiriyor.
Bitmedi daha... Yarın da devam edeceğiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.