YAZARA MAİL GÖNDER Nedir bu kamikazeliğin bedeli?

YAZARLAR

Olayın detayına girmeyeceğim. Zira günlerdir yazılıp çiziliyor ve siz de takip ediyorsunuz Pensilvanya emrindeki iki askerin çevirdiği ayak oyunlarını.
Ben bugün olaydan ziyade başka bir iki noktaya dikkat çekmek istiyorum.
Bunlardan ilki; önlerine konulan senaryoyu gözlerini kırpmadan uygulamaya koyan ve bunu yaparak tüm meslek hayatlarını bir kalemde silip atan kamikaze şeklinde de anabileceğimiz hâkim Mustafa Başer ve Metin Özçelik'in sahip olduğu ruh hali! Çünkü değerli okurlarım şuna inanmalısınız ki; o iki hâkim de Asliye Ceza Mahkemesi'nin, Sulh Ceza Hâkimliği'nin üstü ve bir denetim mekanizması olmadığını ve usulün esastan üstün olduğunu ve bir mahkemenin tutuklulukla ilgili karar verebilmesi için iddianamenin hazırlanması, bu iddianamenin o mahkemece kabulü ve tutuklunun önüne gelmesi gerektiğini çok iyi biliyorlardı!
Peki bu iki hâkim oynadıkları bu oyunun sonucunda meslekten ihraç ve hatta örgüt üyesi oldukları iddiasıyla karşı karşıya kalacaklarını bile bile neden böyle bir yola baş koydular? Düşünüyorum kendi kendime ve diyorum ki: Nasıl olur da incelemediği bir dosyada, görmediği kararlar ve delillere rağmen tahliye kararı verir bu hâkimler? Bunlar yaptıkları bu işin hâkimlik mesleği ve kanunlar kullanılarak, cezaevinden tutuklu insanları kaçırmaya teşebbüs olduğunu bilmeyecek kadar ahmak mı?
Hani cahil deseniz cahil değiller! Her ikisi de yıllarını eğitimle devirmiş ve koca koca hukuk kitaplarını yalayıp yutmuş hukukçular.
Ve düşünün ki, bu iki hukuk adamı ilkokul mezunu dahi olmayan imamlığı, müezzinliği bile tartışmalı bir adamdan emri alınca sorgusuz sualsiz alenen harakiri yapıyor ve kendini de geleceğini de yakıyor!
Peki neden? Neden? Neden? Ne aldılar geçmişte bu adamdan ki neyin diyetini, bedelini ödüyorlar? İnanın günlerdir buna kafa yoruyorum ve havsalam, mantığım bir türlü almıyor bu yaptıklarını.
İkinci olarak dikkat çekmek istediğim nokta; CHP ve Cemaat arasındaki köklü bağı artık alenen ifşa eden CHP'li milletvekili Mahmut Tanal'ın o geceki hezeyanları!
Oynanan oyun belli! Ne için oynandığı da belli! Ve hukukçu kimliği taşıyan Tanal bütün bunları bilmesine rağmen kendini paraladı o gece! Çağlayan Adliyesi'ndeki şovu ayrı, attığı tweetlerle milletin kafasını bulandırmaya çalışması ayrı, enteresan haller sergiledi vesselam. Benim asıl takıldığım tabii bu değil! Çünkü Tanal bu cemaatçi polisler için ta en başından beri aynı duruşu sergiliyor ve Allah yukarıda, geri adım da atmıyor! Yani adam açık açık; "Ben bu Cemaatçilerin vekiliyim! Bunlar için de her yerdeyim!" diyor.
Peki... O böyle... Anladık... Yahu CHP tabanı bunu görmüyor mu? Partinin yetkilileri Tanal'ın bu açık Paralel yandaşlığından, Paralel Medya desteğinin hatırına bir biçimde faydalanıyor eyvallah! Eee daha düne kadar 'Fetocular! Fetullahçı yobazlar, hainler' diyerek hakarete boğdukları bu yapıdan her daim nefret eden CHP tabanı ne için susuyor? Susmayı bırakın bir de bu adamı önseçimde getirip en ön sıralara oturtuyor!
Diyeceğim şu ki; tavanın kimyası bozuldu bunu biliyoruz artık. İyi de laik, Cumhuriyetçi ve Gülen Cemaati düşmanı diye bildiğimiz tabana ne oldu? Yoksa tabanda artık Erdoğan ve AK Parti düşmanlığından hareketle geçmişte bu yapının yaptığı tüm alçaklıklara sünger çekip o her daim hönkürdükleri Fethullah Gülen ve avanesiyle CHP lideri ve kurmaylarının önlerine koyduğu o zımni kardeşlik bağına üç beş oy uğruna boyun eğmeye mi karar verdi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.