Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bu konuyla ilgili güncel bakış açımı belirtmeden evvel bir itirafta bulunmak istiyorum önce; Sanırım 10 yıl falan önceydi. Habertürk TV'de her gün saat 17.00'de ekrana gelen "Çapraz Ateş" adlı bir tartışma programım vardı ve birgün bu konuyu ele almıştım. Telefonla yayına bağlanan konuklarımdan biri kesinlikle Diyanet'in kapatılmasını savunuyordu, diğer taraf ise bunu şiddetle reddediyordu. İtirafım bu noktada olacak işte; Ben de yayına girmeden önce kapatılması yönünde oldukça sekter bir duruş sergilediğimden dolayı yayın boyunca hep o tarafı destekleyici taraflı bir moderatörlük sergilemiştim. Ancak yayın sonunda pes edip bu konuyu biraz daha enine boyuna düşünmem gerektiğini de anlamıştım. Çünkü kapatılması yönünde ortaya atılan iddiaların tamamını Diyanet emeklisi ilahiyatçı konuğum çok haklı argümanlarla tek tek çürütmüştü.
Bazı siyasilerin ısrarla bu kurumun kapatılması yönünde söylemlerinin de aynı sebepler oluşturduğundan o gün fikrimin değişimine vesile olan o programdan aklımda kalanları aktarmak istiyorum bugün sizlere.
"Diyanet kapatılamaz" diye bir şey yok elbette ama gerçek şu ki kapatılırsa her şey çok daha kötü olur! Berbat bir hale dönüşür. Bir kere bu kurumun ortadan kalkması ile birlikte din simsarları şeklinde tabir edebileceğimiz insanlara atlarını diledikleri gibi koşturabilmeleri bakımından inanılmaz bir zemin yaratılmış olur. Diyanet varken... Diyanet gibi köklü ve devlet destekli bir oluşuma rağmen bir Cemaat'in neler yapabildiklerini ve dindarlık maskesi altında devleti nasıl ele geçirip, kilit noktalara nasıl çöreklendiklerini hep beraber gördük, izledik!
Hal böyleyken... Önümüzde böylesi somut bir örnek varken Diyanet'i kapatıp ortamı din tacirlerine terketmek hiç akıllıca bir iş olmaz. Biliyor musunuz bilmem ama bu kapatılma işini en çok destekleyenler laik solcu çevreler ile radikal dinciler! Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu iki kesimi buluşturan tek mesele budur kanaatimce. Radikal dinciler (dindarlar değil) böyle bir şeyi arzu etmelerini anlayabiliyorum zira yukarıda da dediğim gibi bunların birçoğu İslamiyeti, dini bir ticaret aracı olarak görüyor. Ama sol ideolojiyi savunanları hele hele laikleri hiç anlamıyorum. Çünkü böyle bir olayın vuku bulması durumunda en çok zararı görecek olan laikliktir! Diyanet'in ne zaman ve kim tarafından kurulduğuna bakarsak zaten meselenin özünü kavramış oluruz pekala. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında oluşturulmak istenen otoriter yönetimin bir ayağıydı. Atatürk ve arkadaşları bu kurumu merdiven altlarında din tacirliği yapanların rantını kesmek için kurmuşlar ve gelinen noktada baktığınızda da alkışlık bir iş yapmışlar.
Ha... Kuruluşu adil mi olmuş Diyanet'in? Olmamış! Temeli atılırken sağlam atılmamış. Kurum bünyesinde diğer İslami anlayışların da yer alması gerektiği halde bu savsaklanmış ve Sünni İslam anlayışı üzerinden yürümesi istenmiş projenin. Oysa Diyanet İşleri herkesin cebinden çıkan vergilerle ayakta duruyor ve birçok bakanlıktan daha büyük pay alıyor hazineden. Bunu eleştirmek mümkün ama; "İnanmayan ya da başka bir dini anlayışa mensup olan ya da başka bir mezhebe, farklı bir İslami yola bağlı insanlar sıfır hizmet aldıkları Diyanet için neden vergi ödesinler?" denilemez. Çünkü sağlıklı olmaz. Zira hiç evlenmemiş ya da çocuk sahibi olmayan insanlar da cebinden çıkan vergilerin bir kısmı Milli Eğitim Bakanlığı'na gidiyor diye çıkıp; "Benim çocuğum yok kardeşim! Niye bu vergiyi ödeyeyim?" diyebilir.
Sözün özü; Diyanet bütçesinin biraz daha adil olması ve diğer İslami görüşlere de bünyesinde yer açması için şartları zorlayabiliriz. Ama kapatılsın diyemeyiz! Bunun sonuçları biraz ağır olur çünkü!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER