Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Dün, VİP dinlemeleri ile ilgili başlatılan operasyon ve bu operasyona reaksiyonları ele aldığım yazıma bugün kaldığım yerden devam edeceğimi belirtmiştim.
Nerede kalmıştık peki?
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici başta olmak üzere şu anda gözaltında olup yasa dışı yollarla dinlenen bazı mühim isimlerin her şey ayan beyan ortada olmasına rağmen savcılığa şikayette bulunmamaları...
Destici'ye sorduğum soruyu CHP'li Yılmaz Ateş'e de ve eski Bakan Koray Aydın'a da sormak istiyorum.
Neden şikayetçi olmadınız?
Bu adamlar sizi terör örgütü üyesi gibi gösterip sahte isimlerle aylarca dinlemişler ve özel hayatınızı, iletişim hakkınızı alenen gasp etmişler. Bu bütün belgeleri ile ortada olmasına rağmen ve savcılık tarafından şikayetçi olmanız konusunda çağrı yapılmasına rağmen neden olmadınız?
Bir çekinceniz mi var? Varsa nedir? Yoksa, gelinen noktada bu adamların iktidar düşmanlığı size karşı yapılan ahlaksızlığı görmezden gelmenize mi vesile oluyor?
Sadece bu isimlere değil tabii bu sorum. Şikayetçi olmayan herkese! Mesela Aylin Cesur... Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in yanından bir saniye bile ayrılmayan doktoru. Onunla ilgili adı gibi cesur olduğunu söylerdi Demirel etrafına hep! Ne oldu da Aylin Hanım kendisini İBDA-C örgütü üyesi gibi gösterip aylar boyu dinleyen bu adamlarla ilgili hukuki haklarını kullanmadı?
Var bizim bilmediğimiz bir detay ama ne?
Bazılarınız diyebilir ki; "Yahu amma takıntılısın Sevilay! Şikayetçi olmadılarsa olmadılar! Bundan sana ne!"
Efendim... Bal gibi de bana her şey! Ben bu işin peşini bırakmayı pek düşünmüyorum. Çünkü bu mesele çok ama çok mühim. Çoğunuz Paralel Örgüt'le tanışmayı 17 Aralık 2013'ü milad sayıyor ama benim bu örgütle tanışma miladım bu tarihten çok daha önce. Evet belki adları Parael Örgüt değildi benim tarafımda ama Cemaat denilen oluşumun dindarlık maskesi adı altında devlet içerisinde çok korkunç bir yapılanma sağladıklarını ve ele geçirdikleri güçle istediklerinde birçok kişiye zarar verebileceklerini gördüm.
2011 seçimleri öncesi MHP'li milletvekilleri ve Baykal'la ilgili patlatılan kasetlerin kaynağını sorguladığım zamanlarda karşılaştığım bilgiler beni Hanefi Avcı'nın bir yıl evvel yazmış olduğu "Haliç'te Yaşayan Simonlar" adlı kitabına götürmüştü. Hanefi Bey o olaylardan çok önce Cemaat'in şantaj yapmak, siyaseti dizayn etmek amacıyla insanların özel hayatlarını kayıt altına aldığını kitabında defalarca dile getirmiş ve MHP'liler ve Baykal'a düzenlenen kaset komplosunun arkasında da Cemaat'in olduğunu açık açık yazmıştı. Biliyorsunuz ki Yılmaz Ateş, Baykal'a en yakın isimlerden biri. Hep onunla hareket etti ve hala da aynı tavrını devam ettiriyor. Hem kendisini yasa dışı yollarla dinlemeye alanların hem de liderine düzenlenen bu komplonun onlar tarafından gerçekleştiğini biliyor ama şikayetçi olmuyor! İşte ben buna takılıyorum! Neden Sayın Ateş şikayet hakkını kullanmadı? Aynı durumda olan MHP'li Koray Aydın ve Zuhal Topçu! Partili bir sürü arkadaşlarının siyasi kariyerini söndüren bu yapıdan hukuk önünde hesap sormuyor? Hadi Destici'nin suskunluğunu anladık. Sonuçta adam partisini Gülen Cemaati'nin hizmetine sunmuş durumda. Ve oradan medya desteği ve az da olsa oy beklentisi içerisinde. O nedenle de olanı biteni görmezden geliyor.
Ama diğerleri?
Onların ne çıkarı var ki susmayı, üç maymunu oynamayı tercih ediyorlar?
Anlamadım gitti!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER