X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çevre felaketine bakanlık el attı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çevre felaketine bakanlık el attı

  • Giriş Tarihi: 14.10.2013 14:59 Güncelleme Tarihi: 14.10.2013 15:24

Bursa'nın Gemlik ilçesinde meydana gelen çevre kirliliği Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yerinde incelendi.

Bursa'nın Gemlik ilçesinde özel bir limana ait arıtma tesisindeki valfın patlaması sonucu meydana gelen çevre kirliliğini yerinde inceleyen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, "Çevre kirliliği, kaza mı ihmal mi onu araştırıyoruz. Vatandaşlarımız rahat olsunlar. Deniz kirliliği önümüzdeki en geç 15 gün içinde bakanlığımızın yetki verdiği firmalar tarafından çözümlenecek" dedi.Bursa'nın Gemlik ilçesindeki serbest bölgeye bağlı Roda Limanı'nda sintine tankındaki valfın patlaması sonucu tonlarca atık, Narlı ve yakınındaki sahili kirletti. Olayın ardından kazanın yaşandığı bölgede incelemelerde bulunan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, Roda Liman Genel Müdürü Ali Çıl ve yetkililerden bilgi aldı. Temaslarının ardından açıklamalarda bulunan Birpınar, "Perşembe günü gece Roda Limanı'nda bir kaza meydana geldi. Bu kazanın sebeplerini araştırıyoruz. Gerçekten kaza mı, yoksa ihmal mi var bunu araştırıyoruz. Bu kaza sonucu limanda bulunan sintine tanklarından bir tanesinin transfer valfı patlıyor. Bu tanklardan yaklaşık 30 ton civarında yağlı atık, su kanalı vasıtasıyla denize ulaşıyor. Bu kirlilik, Narlı'ya kadarki 12 kilometrelik sahil şeridini etkiliyor. Bakanımız Erdoğan Bayraktar'ın talimatıyla olaya müdahale ettik. 50 kişilik bir ekip burada çalışmaya başladı. Şu ana kadar temizlikle ilgili çalışmalar hızlı bir şekilde devam ediyor. 30 ton civarında denizin üzerindeki yağları toplayan sorbentler serildi. Bunlardan yağlar alındı. Bunlar da bertaraf tesisine gönderilecek. Deniz kirliliği önümüzdeki en geç 15 gün içinde bakanlığımızın yetki verdiği firmalar tarafından çözümlenecek" dedi.

"ÇEVRE KANUNU GEREĞİ CEZA 500 BİN TL İLE 5 MİLYON LİRA ARASINDA"

Bu bölgede etkilenen gemilerin seferlerinin durdurulduğuna işaret eden Birpınar, şöyle devam etti:

"Onları temizlemeden seferlerine müsaade edilmeyecek. Burada Çevre Kanunu gereği kesilmesi gereken cezalar da var. Bunun miktarı 500 bin ile 5 milyon lira arasında değişiyor. Bu noktada da biz gerekli açıklamaları yapacağız. Durumun ihmal mi kaza mı olması durumuna göre bu cezalar 5 milyon liraya kadar uygulanacak durumda. Buradaki ihmali arkadaşlarımız araştırdıktan sonra ona göre cezai işlem uygulanacak. Çünkü bizim için en önemli şey çevrenin korunması. Bakanlığımız olarak bu konuda hassasız. Biz bu noktada tabiatın korunması adına, özellikle bu bölgede çok denize girilen yerler var. Bunların korunması adına bir çalışma yapacağız. Vatandaşlarımız rahat olsunlar. 15 gün içinde burada herhangi bir kirlilik kesinlikle kalmayacak. Buradaki kanuni işlemler de devam edecek."

Kirliliğin ilk günlerinde balık ölümlerinin olduğunu söyleyen Birpınar, "Şu anda böyle bir durum yok. Acil bir müdahale yapacağız. Bizim acil müdahale kanunumuz var. Bu kanunda olay sırasında acilen uygulanmış. Komisyon kurulmuş. Bizim Çevre ve Şehircilik İl Müdürümüz olaya müdahale oluyor. Orada bir sıkıntı yok. Ama neticede deniz ve kıyılarımız kirlenmiş. Bundan da tabi ki balıklarımızın etkilenmesi çok arzu edilen bir durum değil. Ama bu tip olaylarda olabiliyor. Geçenlerde Kıbrıs'ta da aynı bir durum oldu. Oradaki daha da büyüktü. Bunlara hızlı müdahale etmek ve çözmek çok önemli. Denizin içindeki canlı varlığın etkilenmesini minimuma indirmek zorundayız" diye konuştu.

Narlı bölgesi ve onun batısında kalan tüm bölgenin kirlilikten etkilendiğini dile getiren Birpınar, "Burada incelemelerde bulundum. Denizin üzerindeki kirlilik azaldı. İnce yağ denilen bir yağ var. Onun temizlenmesi lazım. Enteresan bir şey, baktığınızda buradan oraya nasıl gidiyor diyorsunuz. Ama dalganın etkisiyle oraya ulaşmış. O bölgeye müdahale ettik. Müdahale etmediğimiz herhangi bir nokta yok. Masraflı ve zor bir iş ama kanunumuzun esas prensibi 'kirleten öder' prensibidir. Buradaki tüm masrafları buradaki özel liman ödeyecek. Onun dışında da bir ihmal varsa da Çevre Kanunu'na göre işlem yapacağız" açıklamalarında bulundu.

"TESİSİMİZİN HEDEFİ HERHANGİ BİR MADDİ GETİRİYLE ALAKALI DEĞİL"

Genel Müdür Ali Açıl, ise tesisin gemilerdeki kirli yağların karaya alınıp denizlere karışmadan yok edilmesi için kurulduğunu dile getirerek, "Daha önce bu bölgede buna benzer bir susuzlaştırma yağı değerlendirme tesisi olmaması sebebiyle uzunca zaman gemilerden sintineler alınamıyordu ve bildiğiniz Narlı'daki tip şeyleri gemiler geceleri basarak sahillerimizi kirletiyorlardı. Bu tesisin kuruluş amacı herhangi bir maddi getiriyle alakalı değildir. Şuana kadar da herhangi bir şekilde bizim açımızdan çevreyi korumanın ötesinde bir anlam taşımıyordu bu tesis. Bu tesisi kurmamızdaki esas amaç gemilerden yağların alınabilmesiydi. Bu tesis kurulduktan sonra limanlarımıza gelen gemilerin yağları rahatça alınıp değerlenir hale geldi" ifadelerini kullandı.

"KAZANIN EN BÜYÜK ÖZRÜ YAPTIĞINIZ KİRLİLİĞİ TEMİZLEMEKTİR"

Tesisin 7 senedir çalıştığını ifade eden Açıl, "Bu tesisle hep övündük. Maalesef bir kaza oldu. Kazanın en büyük özrü, yaptığınız kirliliği temizlemektir. Yoksa bunun özrü yok. Doğaya verilen bir zarar, telafisi her ne kadar tamamen temizleseniz bile az da olsa muhakkak kalıyor. Biz şimdi bu konuda herhangi bir şekilde maddi bir eklenti olmadan kazayı öğrenir öğrenmez Türkiye'deki en iyi şirketlerden birini buraya çağırdık. Yetersiz kalsa daha fazla da çağırabilirdik. Yalnız maalesef kaza gece oldu. Saat 23.30'da operasyona başladık. Bu operasyonu yaparken limanda yanaşmış 8 gemi vardı. Bu kazalar devamlı başımıza gelmiyor. Ne kadar usta olduğunuzu söylerseniz söyleyin bu kazaları önleyemiyorsunuz ve yeteri kadar tedbir alamıyorsunuz" dedi.

Gecenin karanlığı sebebiyle bir kısım yağın iskeleden uzaklaştığını ve engelleyemediklerini dile getiren Açıl, şöyle devam etti:
"Ertesi gün her ne kadar bot çıkartıp denizde araştırma yaptıysak da orada da yağ izine rastlayamadığımız için karşı sahillere yayılmış. Yağın miktarıyla ilgili tam bir bilgimiz yok. Ancak buradan denize karıştığını hesapladığımız miktar 11 ton. Bu yağın içinde de yüzde 30 su var. Yani yaklaşık 7 ton malzeme denize gitti. 20 tonluk çökertme havuzumuz var. Tankımız 34 tonluktu. 20 tonu çökertme havuzunda kaldı. Onun haricinde 11 tonluk kısmı teknik problem var. Bunu ancak bilirkişilerle çözmemiz söz konusu. Müdahalede gecikmemizin en büyük sebebi o sırada arıtma tesisinde bir operasyon yoktu. Bu sebeple geciktik."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.