X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Türkiye’yi bekleyen büyük tehlike
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Türkiye’yi bekleyen büyük tehlike

  • Giriş Tarihi: 15.1.2014 15:36 Güncelleme Tarihi: 15.1.2014 16:40

OMÜ Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Demir: "2014 yılında beklenen yağış miktarının, uzun yıllık ortalamalardan yüzde 25-30 daha düşük olması hesaplanmakta. Bu da 2014 yılında ülkemizin ciddi kuraklık riski ile karşı karşıya olduğunun en önemli göstergesi. Son 2-3 aylık yağış rejimi de maalesef bu tahminleri doğrular nitelikte"

Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, yaygın olarak bilinenin aksine su zengini değil "su fakirliği" sınırında bir ülke olduğunu söyledi.

Türkiye'nin su kaynaklarının yer üstü ve yer altı olmak üzere toplam 112 milyar metreküp olduğuna dikkati çeken Demir, nüfus artışının aynı şekilde devam etmesi halinde 30 yıl içerisinde su fakiri ülkeler arasına girileceğini anlattı.

Son yıllarda dünyada yaşanan küresel iklim değişimlerine paralel olarak Türkiye'de de ciddi iklim değişimleri yaşandığını vurgulayan Demir, şöyle konuştu:

"Bu değişimlerin asıl etkisinin, yapılan hesaplamalara göre 2030'dan sonra görülmesi beklenmekte. 2013 yılında ülkemizin aldığı yağış miktarı uzun yıllık ortalamaların yaklaşık yüzde 13 altında gerçekleşmiştir. 2014 yılında ise beklenen yağış miktarının uzun yıllık ortalamalardan yüzde 25-30 daha düşük olması hesaplanmakta. Bu da 2014 yılında ülkemizin ciddi kuraklık riski ile karşı karşıya olduğunun en önemli göstergesi. Son 2-3 aylık yağış rejimi de maalesef bu tahminleri doğrular nitelikte."

Kuraklığın, su kaynaklarının zamansal ve konumsal dağılımını etkileyeceğini dile getiren Demir, "Bu nedenle kuraklık en çok tarımsal üretimi etkileyecek, ardından da evsel ve endüstriyel su temini etkilenecektir. Kuraklık, tarımda başta sulama yönetimi olmak üzere, kuraklığa dayanıklı çeşitlerin seçilmesi, tarımsal mücadele tekniklerinin belirlenmesi ve gübreleme uygulamaları üzerine etkili olacaktır" ifadelerini kullandı.

"Her yıl tarım sektöründe 19 milyar metreküp su boşa harcanmakta"


Türkiye'nin yıllık yenilenebilir su kaynağı potansiyelinin yaklaşık yüzde 40'ı olan 45 milyar metreküp suyun kontrol altında bulunduğunu belirten Demir, "Bu kaynağın yüzde 74'ü olan 33 milyar metreküp, her yıl tarım sektörüne tahsis edilmektedir. Tarımda ortalama sulama randımanı yüzde 43'tür. Diğer bir deyişle her yıl tarım sektöründe 19 milyar metreküp su boşa harcanmaktadır. Buna göre tarımda israf edilen su kaynağı neredeyse evsel ve endüstriyel kullanımın iki katı kadardır" diye konuştu.

Prof. Dr. Demir, Türkiye'de gerek çiftçi düzeyinde gerekse su kaynakları yönetiminde rol oynayan kamu kurumları ve sivil toplum örgütlerinde acilen bilinçli sulama yönetimi çalışmalarının başlatılması gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Böylece Türkiye' de kullanılmakta olan su kaynaklarının yüzde 74'ü için tedbir alınmış olacaktır. Ardından evsel ve endüstriyel su israfının önlenmesi için çalışmalar başlatılmalıdır. Tüm bu çalışmalar, günümüzde su yönetiminin acilen düzenlenmesi için, tarımsal su kullanımı için çiftçilere yönelik, evsel su kullanımı için tüm topluma yönelik görsel medya ve sanal iletişim ortamları kullanılmalıdır. Gelecekte su bilincinin oluşması için ilkokullara su ve çevre dersi konulmalıdır."

Kuraklık, Amik Ovası'nı da vurdu. Verimli topraklarında buğdaydan pamuğa, mısırdan meyve ve sebzeye kadar hemen her ürünün yetiştirildiği Amik Ovası'nda çiftçiler, yeterli yağış olmadığı için kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Hatay Ziraat Odası Başkanı Denizli: "Bundan sonra yağacak yağmurun artık buğdaya bir faydası olmayacak. Çünkü yer altındaki tohum, kuraklık nedeniyle çürüdü"

Verimli arazileri nedeniyle buğdaydan pamuğa, mısırdan meyve ve sebzeye kadar hemen her ürünün yetiştirildiği Amik Ovası'nda, çiftçilerin büyük umutla ektiği buğdaylar yeterli yağış olmadığı için üreticisini üzdü.

Türkiye'nin en verimli tarım arazilerinden ve "bereketin simgesi" olarak bilinen Amik Ovası, beslendiği Asi Nehri, Karasu ile Afrin Çayıyla da aynı zamanda bölgesinin en büyük toprak düzlüğüne sahip. 250 bin dekar ekilebilir alana sahip ovadaki tarim arazilerinin yüzde 85'ine hububat ekiliyor. Bunun yüzde 70'ini ise buğday oluşturuyor.

Hatay Ziraat Odası Başkanı Abdulhay Denizli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen yıl Amik Ovası'nda 250 bin dekar ekili arazide 150 bin ton buğday üretimi yapıldığını, bu yıl ise 175 bin dekar alanda ekilen buğdayın veriminde yarı yarıya düşüş beklediklerini bildirdi.

Arpa, yulaf ve çeltik geç ekildiği için bu ürünlerin kuraklıktan etkilenip etkilenmediğini henüz tahmin edemediklerini, kuraklığın en çok buğday üretimini vurduğunu ifade eden Denizli, "Çiftçilerin büyük umut ve emekle ektiği buğdaylar, yağış olmaması nedeniyle büyümedi. Bu mevsimde yaklaşık 20 santimetre olması gereken ürünün boyu 5 santimetreyi geçmedi" dedi.

Kuraklık nedeniyle çiftçinin çok zor durumda kaldığını anlatan Denizli, şunları söyledi:

"Yağış olmaması nedeniyle bu yıl buğdaylar büyük tehdit altında. Birçok ürün kuraklık nedeniyle çürüme tehlikesiyle karşı karşıya. Çiftçilerimiz büyük masraf yaparak ektiği ürünlerden maalesef bu yıl beklediği verimi alamayacak. Bundan sonra yağacak yağmurun da artık buğdaya bir faydası olmayacak. Çünkü yer altındaki tohum, kuraklık nedeniyle çürüdü."

Çiftçi Hikmet Aslan da yağış yetersizliği nedeniyle verimin büyük oranda düşeceğini, bu yıl ektikleri üründen umutsuz olduklarını kaydetti.

Buğday üretiminde geçen yıla göre verimin yüzde 30 düşeceğini tahmin ettiğini bildiren Aslan, "Çiftçi mağdur durumdadır. Yağmurun geç yağması durumunda buğdayın olgunlaşma dönemi gecikerek verimliliği olumsuz etkileyecektir" diye konuştu.



kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.