Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MAHMUT ÖVÜR

'Çılgın Projeler'e 'çılgın' kabine

Başbakan Erdoğan büyük olasılıkla birkaç günlük Bodrum tatilinde yeni Bakanlar kurulunu oluşturacak.
Görünen o ki Başbakan bu kez de tıpkı milletvekili aday listelerinde olduğu gibi parti içi güçler dengesinden çok "ustalık" dönemine uygun düşecek bir Bakanlar Kurulu oluşturacak.
Eski isimler de olacak, yeniler de... Ama bu kez sadece iç siyaset açısından değil, Türkiye'nin bölgedeki siyasi gelişmelere de yeni pencereler açacak aktörler ön planda olacak.
İçeride yeni anayasa ve Kürt sorunu ekseninde bir süreç işlerken, dışarıda özellikle de yakın coğrafyamızda Arap Baharı'yla başlayan yeni bir dönem var. Bunun işaretini Başbakan Erdoğan, Tunus'tan Suriye'ye, Balkanlar'dan Avrupa'ya mesaj yolladığı balkon konuşmasında verdi.
Bakanlar Kurulu'yla bu siyasi ufkun kadrosu oluşacak.
Bu kadroyu oluşturmada siyasi birikim ve vizyon kadar uyum ve seçim sürecindeki performans da etkili bir ölçü olacak.
Seçim sürecinden söz ederken Binali Yıldırım ve Ertuğrul Günay'ın İzmir, Bülent Arınç'ın Bursa, Faruk Çelik'in Urfa, Egemen Bağış'ın İstanbul birinci bölgelerdeki başarıları dikkat çekiyor.
Bu sayıyı biraz daha arttırmak mümkün çünkü birkaç eski bakan ve milletvekili seçim bölgelerinde olağanüstü bir çalışma yürüttü.
Siyaset kulislerinde Bakanlar Kurulu sayılınca adı değişmeyenlerin başında Binali Yıldırım, Ahmet Davutoğlu, Egemen Bağış, Ali Babacan, Sadullah Ergin geliyor.
Bakanların birçoğunu izledim ama Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın toplumla kurduğu ilişkiyi daha bir yakından gördüm. Bağış'ın ikna yeteneği, akıcı konuşması, esnekliği siyasal iletişim açısından çok başarılıydı. Partinin ve hükümetin mesajlarını topluma ustaca iletti.
Aynı şeyi İzmir'de Binali Yıldırım farklı bir yöntemle yaptı.
Faruk Çelik ise herkesi şaşırttı. 'Urfa'da ne işi var?' denilirken 55 aşireti bir araya getirip uzlaştırdığı gibi bağımsız aday olan aşiret reislerinin de önünü kesti.
TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar'ın performansı da yüksekti. Başarılı bir bürokrat olduğu kadar başarıları siyaset adamı olduğunu da gösterdi.
Bu gözlemler ışığında yeni bakanlar kuruluna bakıyorum.
Adı yeni Bakanlar Kurulu'nda geçenlere gelince... Fatma Şahin, Erdoğan Bayraktar, Ömer Çelik, Menderes Türel, Nabi Avcı, Mehmet Sağlam, Volkan Bozkır, Ahmet Arslan, Necdet Ünüvar ön sırada yer alıyor.
Yeni Türkiye'nin, yeni bir gelecek için güçlü kadrolara ihtiyacı var.

Gözaltının bedeli 300 TL

Türkiye'deki yargı sistemi, hem zihniyet hem de alt yapı sorunları nedeniyle insanları mağdur ediyor.
Uzun süren yargılamalar, haksız tutuklamalar adalet istemimizin vazgeçilmezleri arasında... Son yıllarda yasal düzenlemeler, altyapı ve bina sorunu konusunda önemli adımlar atıldı ama hâlâ "zihniyet" ve "sistem" meselesi halledilmiş değil.
Vatandaşı değil, devleti ve rejimi koruyan bir "adalet" anlayışı ve onu hayata geçiren bir adalet sistemi devam ediyor.
Bu istemin ürettiği adaletsizliklerden biri de "haksız gözaltı"... Tam 5 yıl önce Ankara'da ben de haksız bir içimde gözaltına alındım. Sabaha karşı 05.30'da, kaldığım otele gelen polisler gözaltına alındığımı söyleyip apar topar beni emniyet müdürlüğüne götürdüler.
Türkiye'de insanın, insan özgürlüğünün devlet karşısında bir değeri olmadığı için, devlet, istediği saatte istediğini gözaltına alabilir... Toplum olarak biz de iki nedenle, devlet korkusu ve bir şey çıkmaz gerekçesiyle bu işin üzerinde durmuyoruz. Ama artık o günler geride kaldı. 1 Şubat 2006 yılında gözaltına alınıp, 5 saati aşkın bir süre özgürlüğümden mahrum edilince ben de gidip dava açtım.
Açmalıydım, çünkü gözaltına alınma gerekçesi olan davadan 2005 yılında berat etmiştim.
Avukat dostum Mehmet Uçum'un yardımıyla İçişleri Bakanlığı hakkında dava açtım.
Peki, ne oldu dersiniz?
Çabuk sonuçlanması gereken bu dava tam 5 yıl sürdü.
Bu ayın başında Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi şu hükmü verdi:
"Gözaltında kaldığı süreye göre takdiren 300 TL manevi tazminat davalı idareden tahsili ile davacıya verilmesine..."
Biraz komik bir rakam ama önemli olan o zihniyetin mahkum edilmesi...
Aslında 5-10 yıl cezaevlerinde haksız yere yatanlara verilen tazminatlar da çok komik. Bunun bir an önce yükseltilmesi, hatta o işten sorumlu olanlara rücu edilmesi gerekiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA