Yoksul ama mutluyuz

Farklı gelenek, kültür ve etnik çeşitliliğiyle dikkat çeken, turizmiyle adından söz ettiren Afrika'nın en küçük ülkesi Gambiya aynı zamanda yoksullukla mücadele ediyor. Sefire Joof, "Yardım elinizi her zaman bekliyoruz" diyor

Giriş Tarihi: 21.4.2013
Uzak Doğu, Avrupa, Asya derken bu kez bir Afrika ülkesinin rezidansındayız. Tercüman arkadaşım Didem Akalınlar ve fotoğraf sanatçısı arkadaşım Deran Atabey ile Afrika'nın pek bilinmeyen ve en -1.8 milyon nüfusla- küçük ülkesi, "Afrika'nın gülümseyen yüzü" Gambiya'nın Büyükelçilik rezidansındayız. Kocaman bir gülümsemeyle bizi kapıda karşılayan ise Büyükelçi Gibril Joof'un eşi Isatou Aye Joof, Türkçe adıyla Ayşe Joof. Sefire Joof, ülkesi için 20 yıl görev yapmış bir polis emeklisi. İki kızı İngiltere'de yaşıyor, iki oğlu ve torunu ise O'nunla birlikte Ankara'da. 2.5 yıldır Türkiye'de bulunuyor.

TURİZMLE ÖNE ÇIKTI
Sefire ile ismini, kültürünü, geleneklerini çok duymadığımız, bilmediğimiz Gambiya hakkında konuşarak başlıyoruz sohbete. Ülkenin yoksullukla mücadele ettiğini üzgün bir ses tonuyla anlatıyor Sefire Ayşe ve ekliyor: "Yoksuluz ama mutluyuz. Ülkemiz adını Gambiya Nehri'nden alıyor yani 'ticaret nehri'nden. Tarihinde 'köle ticareti' ile şimdi de turizmiyle meşhur. Son 20 yılda kuraklık yaşandığı için tarımdan ziyade turizm öne çıktı ve özellikle Avrupalı turistlerin uğrak ülkesi oldu." Sohbetimizi bu farklı ülkenin üzerinde sürdürmeye devam ederken Türkiye ve Ankara'yı soruyorum… Sefire Ayşe, Türkiye'yi de Ankara'yı da oldukça beğendiğini anlatıyor ve Türk insanlarından ülkesi için yardım istediğini dile getiriyor.

İKİ HAYALİ VAR
Gambiya için iki önemli isteği ve projesi olduğunu ifade eden Joof, bunlardan birinin ülkeye hastane, diğerinin ise kabristan yaptırmak olduğunu belirtiyor. Joof, "Türk insanları her zaman yardımseverliğini gösterdi ancak yardımların devamını bekliyoruz. İkinci eşya ne varsa bunları bana ulaştırıldığı takdirde ben de ülkeme gönderebilirim" diyor ve jayastou@ yahoo.com, jayastou@hotmail.com mail adreslerinden kendisine ulaşılmasını istiyor. Sohbette, Gambiya'ya özgü oldukça ilginç bilgiler ediniyoruz… İşte, bu ülke ve Sefire Ayşe ile ilgili bilinmeyen ve merak edilenler…

İKİNCİ EL EŞYA VEREBİLİRSİNİZ
Gününüzü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eğer dışarıda değilsem ev işleri ve yemek yapıyorum. Haftada bir iki kez dışarı çıkıyorum. Yardım işlerinde çalışıyorum. Yürüttüğüm projeyle ikinci el kıyafetler, ayakkabılar, okul araç gereçleri, artık insanların istemediği ama başka insanların ihtiyacı olan şeyleri toplayıp Gambiya'ya gönderiyorum. Geçen yıl Gambiya'da kuraklık olmuştu ve Türk Kızılayı oraya 40 konteynır gönderdi. TİKA da iki konteynır gönderdi. Kullanmadığınız herhangi bir eşyayı, ikinci el bilgisayarı bile bana gönderebilirsiniz, ben buradan onları toparlayıp ülkemde ihtiyacı olan kişilere gönderiyorum. Yardımınıza ihtiyacım var. İsteklerimden biri ülkeme bir gerçek bir hastane yapılması. Çünkü sadece ambulansı bile olmayan bir klinik var. İnsanlar oraya ulaşmak için uzun bir yol kat ediyor ve maalesef bazen yolda ölüyor. İkinci isteğim ise yeni kabristanların yapılması. Başkentte sadece bir kabristan var, ölüler üst üste gömülüyor. Ülkenin 7 bölgesinde farklı mezarlıklar olmalı. Tüm gücüm bunların gerçekleşmesi için harcıyorum.

BİZİM MARKAMIZ, YARDIM ETMEYİ SEVMEMİZDİR
Bir turist Gambiya'ya neden gitmeli?
Size sunabileceğimiz çok fazla şey var. Atlantik Okyanusu'nun kıyısındaki kumsallar çok güzel. Çok güzel oteller var. Safari turları yapabilirsiniz. Vahşi yaşamı görebilirsiniz. Çok da arkadaş canlısıyız. İki mevsim var, biri kurak yaz, diğeri de yağmurlu dönem. En sıcak kısımları yağmurlu dönemler.
Etnik çeşitliliğiniz oldukça fazla… Gambiya'da yaşam nasıl? Dili, inanışları anlatır mısınız?
Aşırı derecede zengin bir kültürümüz var, farklılıklarımız çok fazla. Çeşitli etnik guruplar var ama birlikte mutlu şekilde yaşıyoruz. Kabilelerden bazıları Mandinka, Fula, Wollof, (sefirenin kabilesi) Sarahuley, Serere, Manjago, Bambara, Creolo, Aku… Resmi dil İngilizce. Ayrıca 10 farklı dil var. Afrika'daki 'en huzurlu ülkeyiz.' Aşırı derecede yardımseveriz ve birbirimize saygı duyuyoruz. Bu bizim markamız gibi. Farklı dinlere de sahibiz. Yüzde 91 İslam, yüzde 8 Hıristiyan, yüzde 1 geleneksel inanışlara inanıyor. Ağaca, ineğe inananlar da var ama ben onları görmedim. Çok laik bir ülkeyiz. Önce Gambiliyalıyız, sonra inandığımız şey neyse oyuz.

STAR GİBİ KARŞILANIYORUM
Türkiye'de nereleri gördünüz?

Gaziantep, İzmir, Bolu, Ankara Ayaş, İstanbul. Gördüğüm şehirler çok güzeldi ve insanlar çok arkadaş canlısıydı. Nereye gidersem gideyim star gibi karşılanıyorum. Küçük çocuklar benimle fotoğraf çektiriyorlar. Bu benim için çok hoş. Ten rengime çıkıyor mu diye bakıyorlar. Ankara'da nereyi gezdiniz? Sevdiğiniz yerler var mı?
Kızılay'ı ve Ulus'u çok seviyorum. Çünkü orada farklı insanlar ve mağazalar var. Bütün gün orada gezebilirsiniz. Ankamall ve Kent Park'ı seviyorum, çocuklar bowlinge gidiyor. Ankara hoş bir şehir.
Sizin kıyafetleriniz oldukça renkli, Türk kadınların moda ile ilişkisini nasıl buluyorsunuz?
Her zaman kaliteli ve tasarım kıyafetler giydiklerini görüyorum.
Sevdiğiniz Türk yemekleri var mı?
Dolmayı ve kuzu pirzolayı çok seviyorum ama henüz yapmayı denemedim.

KADININ OLDUĞU YERDE MUTLAKA HUZUR VARDIR
Ülkenizde kadın hakları ne durumda?
Türkiye'de kadınların güçlü olması için elinizden geleni yapıyorsunuz biliyorum ama çok daha çok çalışılmalı. Gambiya'da ise kadınlar siyasette yer alıyor. 30 bakandan 7'si kadın. Kadın hakimlerimiz var. Kadın haklarımız çok iyi. İnanışımıza göre 'kadınınız varsa huzurunuz vardır.' Her yerde erkekler yürütüyor ve savaş var, kadın olursa tüm dünyaya barış getireceğiz.
Gambiya'ya özgü ilginç geleneklerinizden örnekler verebilir misiniz?
Evlilik ve bebek seremonimiz ilginçtir. Evlilik kutlamaları 1 hafta sürer. Evlilikte önceden her istediğini seçemiyordu, görücü usulü evlilik vardı. Eskiden kabile içi evlilik vardı. Şimdi evleneceğin kesinleştiği zaman ailene bildiriyorsun. Evlenmeden önce kesinlikle cinsel ilişkiye giremezsin. Sadece Afrika'da bulunan ve kolanın da yapımında kullanılan ağacın çekirdeği renklidir. Bu çekirdeğin en büyük ve en güzelleri seçilir ve kızı istemeye giderken ailesine götürülür. Kız tarafı, çekirdeği dağıtılır ve bu "Benim kızım evleniyor" anlamına gelir, çekirdeği alanlar o kıza tekrar talip olmaz. Evlenme gününden önce çeyiz hazırlanır. Çeyizin içinde, kola çekirdeği, alkolsüz içecekler olur. Nikahlar camide yapılır. Damat kızın ailesini ziyaret eder. Aileler gittikten sonra kızın ailesi büyük bir yemek verir. Erkeğin kuzenleri ve arkadaşları kızın evine gidip geline hediye verir. Akşam boyunca iki seçenek var, ya erkek kızın evine gelir uyumak için ya da kız erkeğin evine gider. O gece hayatlarının en önemli gecesi oluyor. Gelin ilk gece beyaz bir elbiseyle damadın yanına gidiyor. O kıyafeti sadece en yakınlar görebilir çünkü biz kızın bakire olmasını bekleriz. En önemli değerimiz bizim için bu, gurur demek. Eğer kız bakire değilse beyaz bir örtü üzerine beyaz kola çekirdeğinden konuyor ve onu gören herkes kaçıyor, ailesi utanıyor hatta evlilik orada bitebiliyor ve kız artık önemli biri sayılmıyor. Eğer kız bakireyse beyaz örtü üzerine bu kez kırmızı kola çekirdeği konuyor ve sabah saat 05.00'te davullar çalıyor. Davullar çalmazsa herkes şüphe içinde kalıyor. Gambiya'da bir çocuğunuz olursa bebeğin adı aynı gün koyulmaz. Bir hafta sonra bebek adlandırma seremonisi yapılır. Kurban kesilir, öğlen yemeğinde dağıtılır.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Yoksul ama mutluyuz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN