Çocuklarda ve hamilelerde sık görülen kış hastalıkları

Giriş Tarihi: 8.8.2017 18:00 Güncelleme Tarihi: 23.8.2017 14:58
Çocuklarda ve hamilelerde sık görülen kış hastalıkları

Kış ayları geldiğinde hepimiz hastalıklara daha eğilimli olsak da özellikle çocuklar ve anne adayları birinci derecede risk grubunda yer alıyorlar. Peki, hangi kış hastalıklarından, nasıl korunabilirler? İşte ayrıntıları…

Soğuyan hava, kapalı ortamlar, zayıflayan bağışıklık sistemi ve yetersiz beslenme birçok hastalığa adeta davetiye çıkarıyor. Bu duruman da en çok çocuklar ve anne adayları etkileniyor. Uzmanlar her fırsatta hastalıklara yakalanmadan önce gerekli önlemlerin alınmasını söyleseler de kış kapıya dayandığında pek çok kişi grip, zatürre, bronşit ve nezle gibi hastalıklarla boğuşuyor. Peki, kış aylarında hastalıklara karşı ne gibi önlemler alınmalı ve hastalık sürecinde nasıl bir tedavi yolu izlenmeli? Dr. Gonca Özmen ve Kadın Hastalıkları-Doğum Uzmanı Dr. Figen Temelli Akın'ın katkılarıyla hazırladığımız dosyamız kış hastalıklarıyla ilgili merak ettiklerinize ışık tutacak. Dosyamızda ayrıca Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Şafak'ın, kışa özel hazırladığı beslenme menülerine de yer verdik! Sağlıklı bir kış geçirmeniz dileğiyle…

Kış aylarında çocukları neler bekliyor?

Çocukların vücudu kış aylarında soğuk havaya uyum sağlamak için daha fazla enerji harcıyor ve güçsüz düşüyor. Vücut, bu nedenle enfeksiyonlara yatkın hale geliyor. Ayrıca yine bu mevsimde mikroorganizmaların havadaki yoğunlukları da artıyor. Çocukların hem kapalı hem de kalabalık ortamlarda sıklıkla bulunması da hastalıkların artmasına neden oluyor. Kreş ve okullarda geçirilen vakit de enfeksiyonların yayılması için zemin oluşturuyor. Ailelerin çocuklarını giydirirken de belli durumları göz önünde bulundurmalarında yarar var. Örneğin; çocuğu aşırı üşütmek veya aşırı terletmekten kaçınmak gibi... Çocukların soğukta kalması, hassaslaşan vücutlarının enfeksiyon kapma riskini artırır. Ancak üşür diye giydirilen kalın kıyafetler de terlemelerine neden olabileceği için bundan da kaçınılmalıdır. Yorgun ve uykusuz olmaları da vücut dirençlerini düşürerek kolay hastalanmalarına neden olabilir. Bu nedenle çocuklarda uyku düzeni özellikle kış aylarında daha da önem kazanır. Tüm gün okulda efor harcayan ve sportif aktiviteler yapan çocukların yeterli oranda dinlenmelerine ve dengeli beslenmelerine özen gösterilmelidir. Ayrıca çocuklar kirli havadan ve sigara dumanından da uzak tutulmalıdır. Grip aşılarının grip enfeksiyonlarına karşı koruyucu etkisi vardır. Kreş ve okul gibi kalabalık ortamlara giren çocukların yanı sıra astım, bronşit, kan hastalıkları ve romatizmal hastalıklar geçiren çocuklara da grip aşısı yaptırılması önemlidir. 6 aydan büyük bebeklere de grip aşısı yapılması uygun olur. Ayrıca diğer aşılarının da eksik olmadığından emin olunmalıdır. Ailelerin temizlik kuralları konusunda da çocuklarını uyarması ve eğitmesi önemlidir. Hijyen koşullarının iyi olmadığı yerlerde, enfeksiyonların hızlı yayıldığı da unutulmamalıdır.

Hastalıklardan koruyucu beslenme önerileri

Çocukların hastalıklara karşı korunması için dengeli beslenmeleri gerekir. Yeterli miktarda karbonhidrat, protein, süt ve süt ürünleri, bolca meyve, sebze ve bol sıvı tüketilmelidir. A vitamini, çinko, selenyum ve demir desteği sağlanmalıdır. C vitamini de oldukça faydalıdır. Ancak çocuğa çok fazla miktarda yüklemek şart değildir. Halk arasında bilinenin aksine aşırı miktarda C vitamini yüklemek çocuğu hastalıklardan korumaz. Dengeli beslenme sırasında aldığı miktar yeterli olacaktır. Kış aylarında özellikle protein grubu, çocuklar için çok yararlı besin öğeleri içerir. Bu nedenle hayvansal gıdalardan elde edilen proteinler arasında yer alan et, süt ve yumurta tüketimi de önemlidir. İyi beslenen bir çocukta ayrıca takviye vitaminlere gerek yoktur. Ancak iştahsız ya da sağlıksız beslenen çocukların beslenmesini vitaminler ile takviye etmek gerekebilir. Anne sütünün beslenmede ve hastalıklara karşı korunmadaki etkisi unutulmamalıdır.

Çocuklarda kış hastalıkları

Kışın çocuklarda en çok nezle, grip, soğuk algınlığı, bademcik enfeksiyonu, nefes borusu enfeksiyonu, sinüzit, orta kulak enfeksiyonu, akut bronşit, akut bronşiolit, zatürre, respiratuar sinsisyal virüsü, streptokok farenjiti ve rotavirüs enfeksiyonu görülür.

Nezle

Belirtileri:
Genellikle burun akıntısı ile başlar ve grip ile de sık sık karıştırılır. Nezle ve gribin klinik bulguları benzer, ancak neden olan etkenler farklıdır. Nezle üst solunum yolları olan burun, boğaz ve soluk borusunda meydana gelen viral bir enfeksiyondur. Çocuklarda burun tıkanıklığı ve akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı, ateş ve huzursuzlukla birlikte görülebilir. Ateş çok yükselmez hatta nadiren görülür. Halsizlik, kırgınlık ve baş ağrıları olabilir. Öksürük eşlik edebilir.

Tedavi: Serum fizyolojik içeren burun damlaları ve burun pompası ile burun temizliği yapılabilir. Çocukların vücudun gereksinim duyduğu direnci tekrar kazanması için istirahat etmesi ve bu esnada ortam ısısının iyi ayarlanması, beslenme ve sıvı desteği oldukça önemlidir.

Grip

Belirtileri: Nezleden farklı olarak gribe influenza virüsleri neden olur. Özellikle sonbahar ve kış aylarında artan grip için çocuklar en ciddi risk grubu içerisindedir. Ateş, baş ağrısı, eklem ve kas ağrıları, burun akıntısı, halsizlik ve öksürük sıklıkla görülür. Nezleye nazaran daha yüksek ateş ve titreme gözlemlenebilir. Grip de yine üst solunum yolunun viral bir enfeksiyonudur ve çok yaygın olarak görülen bir hastalıktır.

Tedavi: Tedavisinin ve ilaç kullanımının doktor gözetiminde olması önerilir. Yatak istirahatı, parasetamol içeren ağrı kesicilerin kullanımı, yine gerekli ise burun temizliğinin yapılması, düzgün beslenme ve bol sıvı tüketimi tedavisinde önemlidir.

Bademcik enfeksiyonu

Belirtileri: Çocuklarda beta mikrobununun neden olduğu bademcik enfeksiyonu, bademciklerde şişme, ağrı, yutkunma güçlüğü, nefes almakta güçlük ve ateş ile görülür. Boğaz kültürü yapılarak uygun tedavi planlanır. Çocuklar yılda 2 ya da 3 kez boğaz enfeksiyonu geçirebilirler. Tedavi: Çocuklarda, beta mikrobundan kaynaklanan bademcik enfeksiyonu tedavi edilmezse ilerleyen yaşlarda birtakım sağlık sorunlarına yol açabilir. Kalp romatizmasının ortaya çıkmasına, erken dönemde kalp kapak yetersizliğine ve ileride suni kapak takılmasına kadar varabilecek riskler içerir. Çocuklarında eklem ağrısı olan ailelerin kendi başlarına antibiyotik ve ağrı kesici kullanımına başvurmaları da çok yanlıştır. Bademcik enfeksiyonu belirtileri gözlemlenen çocuk için, öncelikle çocuk hastalıkları uzmanına başvurulması önemlidir.

Pnömoni (Zatürre)

Belirtileri: Akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Ateş, halsizlik, göğüs ağrısı, öksürük ve bazen nefes almakta güçlük gibi bulgular olur.

Tedavi: İyi tedavi edilmediği takdirde tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Türkiye'nin, alt solunum yolu hastalıklarında ilk 5 yaş çocuk ölümlerinde zatürre birinci sırada yer alır. Çocukların yeterli ve dengeli beslenmeleri bu hastalıktan korunmak için çok önemlidir. Ayrıca grip gibi viral enfeksiyonlardan korunmak da zatürreyi önlemekte etkilidir. Ölümle sonuçlanma riski olduğundan, belirtiler gözlemlendiğinde derhal bir uzman doktora başvurulmalıdır.

Bronşit

Belirtileri:
Büyük bronşların iltihaplanmasıdır. Grip sonrasında sıklıkla görülür. Bakteri veya virüsler neden olur. Ateş, öksürük, halsizlik ve bazen solunum sıkıntısı görülebilir.

Tedavi: Çocukların bol bol istirahat etmeleri, bol sıvı almaları ve sigara dumanından uzak durmaları önemlidir. Reflü de akut bronşite neden olabilir.

Bronşiolit
Belirtileri:
Küçük yaşlarda, genellikle de 3 yaş altında görülür. Bronşiol denilen küçük bronşların iltihaplanmasıdır. Burun akıntısı ile başlayan bronşiolit, öksürük, hırıltı ve solunum sıkıntısı ile görülür. Kış aylarında salgınlara neden olur. Tedavi: Solunum sıkıntısı çeken çocukların daha rahat nefes alabilmeleri için burun spreyleri kullanılabilir. Ayrıca bol sıvı tüketimi de önemlidir.

Orta kulak iltihabı

Belirtileri:
Çocuklarda çok sık karşılaşılan bir hastalık olan orta kulak iltihabına bakteriler neden olur. Östaki borusunun yatay ve kısa olmasından kaynaklanır. Kalıcı ve ilerleyen işitme kayıpları arasında, kulak akıntısının beraber olduğu kronik orta kulak iltihabı önemli bir yer tutar.

Tedavi: Bu hastalığa erken dönemde ameliyatla müdahale edilebilirse işitme kaybı normale yakın geri dönebilir. Genellikle grip, nezle gibi enfeksiyonların ardından görülür. Ateş, huzursuzluk, kulak ağrısı ve duyma kaybına neden olabilir.

Sinüzit

Belirtileri:
Kafadaki sinüs boşluklarının enfeksiyonudur. Burun tıkanıklığı, ateş, baş ağrısı, geniz akıntısı ve öksürüğe neden olur. Çocuklarda sinüzit normal şartlarda en geç 6-8 hafta içinde iyileşebilen bir hastalıktır. Ancak belirtiler 12 haftadan daha uzun sürerse kronik bir hastalığa dönüşmeye başlamış demektir.

Tedavi: Uzman doktorlar gözetiminde uzun süreli antibiyotik kullanımı ve burun açıcı ilaçlarla tedavi yapılır.

RSV (Respiratuar Sinsisyal Virüs)

Belirtileri:
Burun tıkanıklığı ve boğaz ağrısıyla kendini belli eden RSV, her yaştan insanı etkileyebildiği gibi en çok çocuklarda görülen bulaşıcı bir virüstür. Bebeklik ve çocukluk döneminde alt solunum yolları enfeksiyonunun en sık görülen sebebidir. 2-3 yaşına kadar tüm çocuklar RSV enfeksiyonu geçirir. 3 yaşın üstündeki çocuklarda basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu olarak gözlenir. Kırgınlık, burun akıntısı, boğaz ağrısı, hafif bir öksürük ve baş ağrısı gibi şikayetlerle atlatılır.

Tedavi: Prematüre bebekler ve kronik kalp hastalığı olan çocuklara koruyucu antikor verilerek korunma sağlanır. RSV hastalığından korunmada, el yıkama gibi genel bir korunma yöntemi dışında bir tedavi yoktur.

Rotavirüs enfeksiyonu

Belirtileri: Eylül ve nisan ayları arasında daha sık görülür. Virüs ateş, ishal ve kusma ile seyreder. Çok bulaşıcıdır ve hızlı yayılır. Özellikle küçük çocuklar oldukça etkilenir.

Tedavi: Bu hastalıkta en önemli koruyucu yöntem aşı yaptırmaktır. Ayrıca hijyen koşullarına dikkat etmek de çocuğun bu hastalığa yakalanmasına engel olabilir. Çocuklar hastalığın ilk dönemlerinde sıklıkla kusarlar ve bu nedenle ağızdan beslenmek güçleşir. Ardından ishal gelişir. Sıvı kaybı çok olduğundan kaybedilen sıvıyı tekrar vücuda kazandırmak önemlidir. Antibiyotik tedavisi ise önerilmez.

Kış aylarında hamileleri neler bekliyor?

Özellikle sonbahar ve kış ayları enfeksiyonların en çok görüldüğü dönemlerdir. Hamilelikte yaşanan enfeksiyonların ise hem anne adayına hem de bebeğe bazı olumsuz etkileri söz konusudur. Bu durum anne adaylarını fiziksel ve psikolojik olarak zorlar. Hamilelik, tek başına gribe yakalanmak için bir neden değildir. Ancak hamile bir kadındaki enfeksiyonda komplikasyon görülme oranı daha da artar. Anne adaylarının bağışıklık sistemi ilişkisi oldukça karmaşıktır. Bağışıklık sisteminin, hamilelikte genellikle baskılandığına inanılır. Ancak enfeksiyondan korunma hücreleri dediğimiz savunma hücrelerinin seviyeleri değişir. Aslında bu durum bebeğin anne karnında tutunması ve hamileliğin devamı için gereklidir. Hamilelerin bazı enfeksiyon hastalıklarına daha sık yakalandıkları ve iyileşmenin ise daha ağır seyrettiğine inanılır. Bunun yanı sıra son yıllarda yapılan çalışmalar ise anne adaylarında bağışıklık sisteminde bir bozulma olmadığını ve birçok enfeksiyon hastalığına yeterli yanıt gösterdiğini ortaya koyuyor. Hamilelerde meydana gelen enfeksiyon tiplerine göre ve enfeksiyonun meydana geldiği hamilelik haftasına göre bebeğe ait farklı etkiler ortaya çıkar. Ağır enfeksiyonlar erken haftada geçirilirse bebek kaybedilebilir veya birtakım kalıcı organsal hasarlar ortaya çıkabilir. Geç haftalarda ise erken doğumu tetikleyebilir veya bebekte gelişme geriliğine neden olabilir. Basit enfeksiyonlarda ilaç tedavisi ile önlem alınır ve bu enfeksiyonların bebeğe zararı genellikle olmaz. Özellikle erken doğum riskinden dolayı tedavi ihmal edilmemelidir.

Hastalıklardan koruyucu beslenme önerileri

Anne adaylarının sağlıklı beslenmesi hem kendilerinin hem de doğacak bebeklerinin sağlığı için çok önemlidir. Çünkü anne neyle beslenirse, bebek de besin olarak onu alır. Bu nedenle hamilelik döneminde beslenmeye her zamankinden daha çok özen gösterilmelidir. Metabolizmanın enfeksiyonlara ve diğer hastalıklara dirençli hale gelmesi için en etkili yöntem, yeterli ve dengeli beslenmedir. Kış mevsimi ayrıca sebze ve meyveler açısından da oldukça zengindir. Anne bebek için gerekli mineral ve vitamin içeren besinlere rahatlıkla ulaşılabilinir. Ayrıca enerji, karbonhidrat, protein, kalsiyum, vitamin ve yağ dengesi de doğru ayarlanmalıdır. Enerji: Her insanın yaşına, boyuna, kilosuna göre alması gereken bir kalori vardır. Bu kalori insanın enerjisidir. Bir kadının ortalama günlük alması gereken kalori 1800 olarak düşünülürse, anne adayının buna ek olarak 200 kalori alması gerekir. Bu miktar, 2 dilim ekmek ve 1 meyvedir. Yani bir gün için yapılacak küçük artırımlar yeterlidir.

Protein: Protein, kişinin sahip olduğu kiloya veya alması gereken kaloriye göre planlanır. Normalde kişinin sahip olduğu her kilo başına 0.8 gram protein verilebilir veya aldığı kalorinin yüzde 12-15'i proteinlerden sağlanır. Hamilelerde bu proteine ek olarak günde 20 gram protein verilir. Anne adayının normalde alması gerekenden daha fazla proteine ihtiyacı vardır. Sadece ne kadar protein aldığı değil, hangi kaynaklardan sağladığı da önemlidir.

Karbonhidrat: Günlük beslenmemiz içerisindeki ekmek, pilav, makarna, çorba, sebze ve meyveler karbonhidrat kaynaklarımızdır. Enerjimizin yarısından fazlasını bu kaynaklardan sağlamamız gerekir. Bazen hamileler kilo almaktan korktukları için bu besinleri tüketmezler. Zayıflama diyetlerinde de ilk kısılan besinler bunlardır. Bu besinler olmadan vücut istediği enerjiyi elde edemez. Gereğinden fazla tüketmek, kilo alımını kolaylaştırır, ancak yetersiz tüketmek de başka hastalıkların oluşumuna neden olabilir.

Yağlar: Aldığımız enerjinin yüzde 25- 30'unu yağlar oluşturur. Katı yağlar; süt, yoğurt, et ve yumurta gibi kaynaklardan alınır. Sıvı yağ ihtiyacı da yemeklere kullanılan yağdan karşılanır. Yağlar, düşünüldüğü gibi sadece kilo alımına neden olmazlar. Yağda eriyen vitaminlerin vücutta kullanılabilmesi için de gereklidirler. Bu nedenle yemekler hazırlanırken 1 yemek kaşığı kadar yağ kullanmak gerekir. Salatalara da zeytinyağı gibi yağlardan 1 kaşık kullanılabilir. Fazlası vücutta yağ oluşumunu hızlandırır.

Kalsiyum: Anne adayları hem kendileri hem de bebekleri için kalsiyuma ihtiyaç duyarlar. Günlük ihtiyaç normal bireylerde ortalama 600 mg iken, hamilelerde bu miktar 1100 mg'a kadar çıkar. En zengin kaynakları olan süt ve süt ürünlerinden, yeşil yapraklı sebzelerden ve deniz ürünlerinden zengin bir beslenme programında ihtiyaç tamamen karşılanabilir.

Vitamin: Sebze ve meyvelerde bolca bulunan vitaminlerin hamilelerin dengeli beslenme öğünleriyle karışlanması hem kendi hem de karınlarındaki bebeklerinin sağlığı için önemlidir. Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde, kemik ve diş oluşumunda etkili bir vitamin olan A vitamini için en iyi kaynaklar; kayısı, havuç, brokoli, kuşkonmaz, balkabağı, kırmızıbiber, ıspanak ve yeşil kabaktır. Vücuda yeterli alınmadığında iştah kaybı, depresyon, sindirim sistemi bozuklukları ve zihinsel yorgunluk gibi belirtilere neden olan B1 vitamini için en zengin kaynaklar ise; esmer pirinç, buğday tohumu, karaciğer, balık, kümes hayvanları, bakla ve bezelyedir. B2 vitamini ihtiyacı ise peynir, yumurta sarısı, balıklar, et, tavuk, hindi, süt, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler, brokoli ve brüksel lahanasından karşılanabilir. Bu vitamin de hastalıklara karşı savaşan antikorların üretimi için gereklidir. Ayrıca anne adaylarının beslenmede olmazsa olmazı niteliğindeki ve onları birçok hastalığa karşı koruyan C vitamini de en çok yeşil ve kırmızıbiber, çilek, kiraz gibi meyveler, portakal, mandalina, greyfurt, limon, ıspanak, pazı gibi yeşil yapraklı sebzeler, soğan ve kavunda bulunur.

Hamilelikte kış hastalıkları

Kış aylarında hamilelerde sıklıkla karşılaşılan hastalıkların başında sinüzit, nefes darlığı, nezle, farenjit, zatürre ve grip gelir.

Sinüzit

Belirtileri: Kış hamileliklerinde sinüs enfeksiyonu oldukça sık görülür. Bu hastalığın anne adaylarının yüzde 20'sinde gözlemlendiği açıklanmıştır.Baş ağrısı, burun tıkanıklığı, burun ve geniz akıntıları sinüzitin belirtileri arasındadır. Hamileler genellikle burun tıkanıklığından ve baş ağrısından yakınır. Ayrıca koku alamamak, ağız kokusu ve ateş de görülebilir. Geniz akıntısının boğazda yaptığı tahrişle öksürük ve boğazda yanma hissedilebilir.

Tedavi: Sinüziti tedavi ederken öncelikle altında yatan nedeni tespit etmek gerekir. Anne adaylarının ortamlarını sıklıkla havalandırması ve kuru havayı nemlendirmesi önemlidir. Uzman doktor gözetiminde antibiyotik de kullanılabilir. Bu dönemde nefes almayı kolaylaştırması açısından kısa süreli burun spreyleri de tercih edilebilir. sinüzit tedavi edilmediği takdirde, iltihap beyine yayılabilir. Bu nedenle önemsenmesi gerekir.

Hamilelik nezlesi

Belirtileri:
Alerji veya nezle-grip gibi hastalıklar olmadığı halde, anne adaylarının yaklaşık üçte 1'inde burun tıkanıklığı görülebilir. Bu durum hamilelik nezlesi olarak adlandırılır. Burun tıkanıklığı ile birlikte genellikle burun akıntısı da gözlemlenir. Geceleri öksürükle birlikte uykusuzluğa da yol açabilir. Baş ağrısı da gelişebilir. Burun akıntısının nedeni annelik hormonu olan östrojendir. Burun içerisini döşeyen dokuların şişmesine neden olan östrojen, burunda salgı artışını tetikler. Hamilelik nezlesi sinüzitle veya diğer hastalıklarla da sıklıkla karıştırılır. Sinüzit veya gripte burun tıkanıklığının yanı sıra iltihabi burun akıntısı, halsizlik, ateş, baş ağrısı ve boğaz ağrısı gibi belirtiler de görülür.

Tedavi: Koruyucu önlem almak en geçerli yöntemdir. Kış aylarında anne adaylarının bulunduğu ortamları sıklıkla havalandırmak gerekir.

Nefes darlığı
Belirtileri
: Nefes darlığı anne adaylarının en sık şikayet ettiği konuların başında gelir. Hamileliğin ilk dönemlerinde anne adayları daha sık nefes alır. Hamilelik ilerledikçe nefes alımı daha da zorlaşır. Çünkü bebeğin oksijen ihtiyacı artar. Ayrıca rahim daha da büyür. Buna bağlı olarak karın ve göğüs boşluklarını ayıran diyafram kası yukarıya doğru itilir ve göğüs boşluğu sıkışmış olur.

Tedavi: Kış aylarında nefes darlığına astım atakları, göğüs ağrısı, öksürük, ateş, çarpıntı, ellerde morarma gibi şikayetler eşlik ederse uzman bir doktora başvurmak gerekir. Anne adaylarının kapalı ortamlarda bulunmaları da nefes darlığını psikolojik olarak artırır.

Grip

Belirtileri:
Hamilelik, gribe neden olan influenza virüsüne yakalanma riskini artırır. Ateş, baş ağrısı, eklem kas ağrıları, burun akıntısı, halsizlik ve öksürük sıklıkla görülür.

Tedavi: Hamilelik süresince anne adaylarının bu hastalığa yakalanmasını önlemek için aşılanmaları önerilir. Aynı zamanda kış aylarında çoğunlukla kapalı ortamlarda ve kalabalıkta bulunmak enfeksiyonların daha hızlı yayılmasına neden olur. Gribal enfeksiyonların yaygın olduğu bu mevsimde tokalaşmak ve öpüşmek de risk artırıcıdır. Grip sezonunda 14. haftadan daha ileride olan anne adayları aşılanabilir. Grip olan hamilelerin ise bol bol sıvı tüketmeleri ve yatak istirahatı yapmaları önerilir. Gribin öksürüğe ve nefes almada güçlüğe neden olması halinde uzman bir doktora başvurulması gerekir.

Farenjit

Belirtileri
: Bir çeşit boğaz enfeksiyonudur. Farenjitten korunmak için özellikle sigara içilen ortamlardan uzak durulmalıdır. Ayrıca boğazı tahriş eden aşırı sıcak ve soğuk yiyecek içeceklerden de kaçınılmalıdır. Tozlu ve kirli ortamlardan, kapalı yerlerden uzak durmak gerekir. Şiddetli boğaz ağrısı, yutma güçlüğü ve bazen diğer bölgelerin enfeksiyonlarına ait bulgular gözlenir.

Tedavi: Antiseptik etkili gargara ve antibiyotik kullanmak gerekebilir.

Zatürre

Belirtileri:
Alt solunum yollarını, yani direkt olarak akciğerleri tutan bu enfeksiyon, özellikle ağır üst solunum yolu enfeksiyonları seyrinde ve grip salgınlarında ortaya çıkabilir. Öksürük, balgam, nefes darlığı, ateş ve göğüs ağrısı şeklinde olabileceği gibi bu belirtilerden yalnızca birisinin varlığında bile yapılan değerlendirmede zatürre tanısı konabilir. Tedavi: Üst solunum yolu enfeksiyonlarının değerlendirilmesinde zatürre şüphesi olan durumlarda tanıyı doğrulamak ve tedaviye yön vermek için akciğer grafisi çekilmesi gerekebilir. Bu durumlarda çoğu zaman kar/zarar oranı film çekilmesi yönündedir ve doktorun bu önerisi kabul edilmelidir. Zatürre tanısı konduktan sonra bazı durumlarda antibiyotik tedavisinin hastaneye yatırılarak verilmesi gerekebilir.

Hazırlayan: Işıl Evrim Akgün
ARKADAŞINA GÖNDER
Çocuklarda ve hamilelerde sık görülen kış hastalıkları
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN