Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Tarımı, Boğaziçi'nin kampüsüne taşıdılar

Giriş Tarihi: 12.5.2012
Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul'un en güzel manzaralı üniversitesi olmasının yanı sıra kampüsün içindeki geniş yeşil alanlarıyla da her zaman etkileyicidir. Albert Long Hall salonundaki çarşamba konserleri ya da başka bir etkinlik için ne zaman gitsem, bahçesinde oyalanır, "Acaba tekrar öğrenci mi olsam? diye düşünürüm. Son haftalarda duyduğum bir çalışma, üniversiteye daha sık gideceğimin işaretini verdi. Üniversitenin güney kampüsünde, kullanılmayan, yaklaşık 450 metrekarelik bir arazi, bir grup akademisyen, öğrenci ve çevreci tarafından tarlaya dönüştürülerek, kent içinde de tarım yapılabileceğine başarılı bir örnek oldu.

İSTEYEN HERKES İLGİLENEBİLİR
Tarlataban Kolektifi adıyla çalışmalarını sürdüren grup, sadece Boğaziçi mensuplarından oluşmuyor. Tarla, isteyen herkese açık. Çalışmaları hakkında bilgi aldığımız Cihan Tekay, Mustafa Kaba, Sumru Tamer, Pınar Ercan, Sinem Güldal, Tarlataban oluşumunun fikir tohumlarının ilk olarak, Urfa-Viranşehir'deki Ax-û Av (Toprak ve Su) Komünü projesiyle karşılaşınca düştüğünü açıklıyor: "Kentte yaşayanlar olarak içine girdiğimiz kapitalist üretim ilişkilerini sadece sorgulamak değil, dönüştürmeye doğru bir adım atmak istiyorduk. Tarlataban, gıda egemenliği üzerine yürütülen tartışmalar sonucu çıktı. Gıda egemenliği vatandaşların üretimden tüketime, tüm gıda zinciri üzerindeki denetimi geri kazanmalarıdır, gıdaya erişim hakkının talep edilmesi ve halkın tekrar karar mekanizmalarına katılmasının sağlanmasıdır. Vatandaş olarak gıda ve tarımla ilgili kamu politikalarına müdahalede bulunabilmektir. Kampüsteki Boğaziçi Üniversitesi Mensupları Tüketim Kooperatifi (BÜKoop) buraya doğru bir adım atıyor ve üretici çiftçilerle kentli tüketiciler arasında bağlantı kurarak buluşturuyordu. Biz de bir adım daha atarak BÜKoop üyelerinin de desteğiyle tarımı kampüse taşıdık; kentlilerin sadece tüketici olmayıp üretici de olabileceği, bunu da elbirliğiyle yapabilecekleri bir alan açmak istedik."

YEMEKHANE ATIKLARI KOMPOST OLDU
Tarlayla ilgili ilk faaliyet, toprağın daha verimli olmasını sağlayan bir 'kompost' hazırlamak olmuş: "Yaklaşık 20 gün süren ve birçoğumuz için tamamen yeni bir deneyim olan bu hazırlık, nasıl bir öğrenme sürecinin içine girdiğimizi anlamamızı sağladı. Kompostun hazırlanmasında ihtiyaç duyulan organik maddeleri okulun yemekhanesinde aldığımız atıklarla sağladık. Böylece kampüste üretilen artıkların bile tekrar dönüşüme sokulabileceğini ve onların faydalı bir şekilde kullanılabileceğini görmüş olduk. Tarlamızdan elde ettiğimiz ürünlerle ne yapacağımıza da kolektif olarak karar vereceğiz. İlk aşamada hep beraber yemek yapıp öğrecilere dağıtabiliriz ya da kolektifimizin kendi kendini çevirebilmesi için ürünlerimizi bağış karşılığında satabiliriz. İlerikide okuldaki kantinlerin, yemekhanelerin ürünlerinin bir kısmının bu şekilde karşılanabilmesini isteriz."

FRANSA'DAN PEMBE DOMATES, MARUL GELDİ
Tarlada ekili durumda yaklaşık 100 tane Çanakkale pembe domatesi fidesi var. Fideler birkaç haftadır okulun serasında yetiştiriliyor. Yakında aromatik otlar da ekilecek. Tohumlar, Tohum İzi Derneği ve Kokopelli gibi değişik yerlerden gelmiş. Kokopelli, Fransa'da bulunan, biyoçeşitliliği korumak amacıyla dünyanın her yerinden topladığı atalık tohumları çoğaltıp, çiftçilere ekmeleri ve yaymaları için dağıtan bir dernek. Kokopelli'nin ücretsiz verdiği ayrık yapraklı kırmızı marul, kuzu marulu, çok renkli saplı pazı, Sicilya moru karnıbaharı, kara pazı, kereviz sapı, kış devi ıspanak, Floransa rezenesi gibi tohumlar karşılığında tek istediği üretilen tohumların dağıtılması. Tarlataban, böylece tek tipleştirilmeye ve tekelleştirilmeye çalışılan tohum dünyasına karşı da bir duruş sergiliyor.

BAHAR YORGUNLUĞUNA BİBE RİYE ÇAYI
Doğada hiçbir şeyin nedensiz ve tesadüf olmadığı bir gerçek. Nasıl bulutlu ve rüzgarlı hava yağmurun habercisiyse, ilkbaharda ortaya çıkan otlar da sağlık için birer şifacı niteliği taşıyor. Örneğin et yemeklerine koyulan biberiye... Şehirden uzaklaşıp kırlık alanlara yaklaştığınızda hemen karşınıza çıkan biberiyeler, mor çiçeklerini nisan ayında açtılar bile. Kıştan bahara geçerken hissedilen bahar yorgunluğunu hafifletmek için de biberiye çayı çok yardımcı oluyor. Konsantrasyon sağlayıcı olarak da kullanılan biberiyenin hafızayı güçlendirici özelliği var.

DOĞA GÖZLEM OKULU
Buğday Derneği, doğayı keşfetmek isteyenler için Kaz Dağları'ndaki Çamtepe Ekolojik Yaşam Merkezi'nde 18-20 Mayıs arasında Doğa Gözlem Okulu gerçekleştiriyor. Katılımcılar bu üç gün içinde doğayı kendilerine rehber edinerek kuş, bitki, böcek ve gökyüzü gözlemi yapacak, gözlem becerilerini güçlendirecek, doğadan ilham almış şiir ve edebiyat eserlerini dinleyerek kendi doğa güncelerini oluşturacaklar. Doğa Gözlem Okulu'na katılanlar, doğaya daha yakından nasıl bakabileceklerini görecek, beş duyularıyla doğayı keşfedecekler: İzleyecek, dinleyecek, koklayacak, tadacak ve hissedecekler. Gözlem becerilerini güçlendirmek için düzenlenen okulda kuşları dinleyecek, ağaçlara sarılacaklar. Doğanın ve ayın takvimini takip edecek, doğanın döngüleri üzerine sohbet edecekler. Doğadan alınan ilhamla şekillenmiş farklı yaşamlar da olacak okulda. Katılımcılar Matsuo Başo'yla haiku kuracak, Leopold'la toprak gibi düşünmeyi öğrenip, Hikmet Birand'la Ankara çiğdemlerine selam gönderecekler. Doğa Gözlem Okulu'nun eğitmenleri ise Bahtiyar Kurt, Burcu Arık, Çağlar Püsküllü ve Güneşin Aydemir. Katılımcıların yanlarında gözlem defteri, kalem, dürbün, büyüteç ve kuş, bitki, böcek ve ağaçlarla ilgili kolay taşınabilir rehber kitaplar getirmeleri öneriliyor. (www.camtepe.org)


BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Tarımı, Boğaziçi'nin kampüsüne taşıdılar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN