Para kazanı bir cadı hikayesi!

Aynı suda iki kere yıkanılmaz denir ama Blair Cadısı ekibi yıkanılacağını iddia ediyor...

Giriş Tarihi: 24.9.2016
Para kazanı bir cadı hikayesi!
Blair Cadısı/The Blair Witch Project (1999) sinema tarihinin en işlevsel pr harikalarından biridir. Hatırlarsanız, önce üç gencin bir ormanda kaybolduğu haberleri sızdırılmış, sonra onların çektiği görüntülerin bulunduğu söylenmiş, Blair Cadısı'nın da bu görüntülerden oluştuğu iddia edilmişti. Kurmaca bir film olmasına rağmen, gerçek bir hikaye muamması yaratılmış ve bu strateji film vizyona girene kadar kullanılmıştı. Neticede iki genç yönetmen Daniel Myrick, Eduardo Sanchez, 60 bin dolara çektikleri filmden, bu stratejiyle yaklaşık 140 milyon dolar kazanmışlardı. Kabul edelim Blair Cadısı korku sinemasında bir çığır da açtı. Bu çığırın iyi mi kötü mü olduğu tartışılır. Film korku sinemasına tekrar ivme kazandırdı. Ama bu yapımdan sonra korku sinemasında bir pornografikleşme baş gösterdi. Özellikle filmlerde kan ve şiddet sahneleri arttı. Ses efektleri, ani sahne kesmeleriyle seyirciyi korkutma yöntemi prim yapar oldu. Testere, Otel, Paranormal Activity serisi hep Blair Cadısı'nın açtığı kapıdan yürüdü. 2000'de Gölgelerin Dili: Blair Cadısı 2 çekildi, ilgi gösterilmeyince Blair Cadısı efsanesi söndü. Daha doğrusu öyle olduğunu sanıyorduk. Şimdi, ilk filmin yönetmenleri Daniel Myrick, Eduardo Sanchez yapımcı koltuğuna geçip, yönetmenliği de Adam Wingard'a teslim ederek tekrar bir Blair Cadısı hikayesiyle karşımızdalar. Aynı suda tekrar yıkanılır iddiasındalar. Hikaye ilki gibi... Bir grup genç yine lanetli ormana gidiyor ve tabii başlarına gelmedik kalmıyor. İlkinin her şeye rağmen bir orijinalliği vardı. Kurgu da olsa, gerçekten yaşanmış bir olayı izliyormuş hissi veren çekim teknikleriyle etkili bir yapımdı. Ama bu teknik 17 yılda bir sürü filmde kullanılıp ilk zamanlardaki etkisini yitirdi. Hikaye tekrar olunca anlatım tekniği özelliğini yitirince Blair Cadısı'nın 2016 versiyonu beklentileri karşılayamayan bir film haline geliyor. İlkinin popülaritesinden yararlanan, ucuz bir taklit gibi duruyor. Türün meraklılarını tatmin eder mi bilemiyorum, naçizane bana 'cin yapımcı' projesi gibi geldi.

Üst orta sınıfın çaresizliği

RÜZGARDA SALINAN NİLÜFER
Seren Yüce ilk filmi Çoğunluk'ta milliyetçi ve ata erkil bir orta sınıf aileden bir kesiti sunmuştu. Çok iyi tespitleri olan film, hikayesi ve atmosferiyle de sinemamızın en iyi ilk filmlerinden biriydi. Yüce, ikinci filmi Rüzgarda Salınan 'de yine bir aileyi anlatıyor. Bu sefer orta üst sınıftan bir aile. Hani pek çok dizide izlediğimiz rol modeli olarak sunulan ailerden biri. Fakat Yüce aslında bu ailenin ve bağlı bulunduğu üst orta sınıfın ne kadar vasat bir yaşam sürdüğünü gösteriyor. Hikayesinin odağında Handan (Songül Öden) var. Hayatta hiçbir işi kendi yapamamış ve koca parasıyla lüks yaşam süren ama her şeyi yapmayı kolay sanan biri o. Handan'ın yazar bir arkadaşına özenip kitap yazmaya çalışmasıyla ve bu arkadaşının ailesiyle ilişkisi sayesinde aslında vasatlığın Handan'a ait olmadığını tüm ailenin ve yaşamlarının vasat olduğunu anlıyoruz. 'de bugün vasatlık ve onunla birlikte baş gösteren kibrin kaynağını imlemesi ve orta üst sınıfın düştüğü çaresiz durumu göstermesi açısından Rüzgarda Salınan Nilüfer iyi ve izlenesi bir film.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Para kazanı bir cadı hikayesi!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN