Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Herkes modadan anlayacak diye bir kural yok

Hiçbir zaman modanın izinden gitmeyen, giydiği vintage kıyafetlerle fark yaratan, trendleri değil beğenilerini takip eden biri . Bugünlerde dizi, film ve marka işbirlikleriyle gündemde... Yağtu ile yıllar içinde değişen moda anlayışımızı, kendi tarzının nasıl evrildiğini konuştuk

Giriş Tarihi: 10.2.2018
Herkes modadan anlayacak diye bir kural yok

Bir koltukta birkaç karpuz taşıyan biri .
Moda, sinema, dizi, podyum onun zaman zaman öne çıktığı alanlar... Her birinde azimle ve çalışkanlıkla ilerlemeyi biliyor.
Eski eşi 'ın Arif V 216 filmindeki rolüyle gündeme gelen Yağtu şimdi de bir markayla işbirliği halinde. Yani moda alanında tekrar "Ben varım" dedi. Biz de bu kez Ahu Yağtu ile 'deki moda algısı üzerine sohbet ettik:

- Türkiye'de modaalgısında bir sorun var mı?

- Yüzeysel takip diye bir hal var. Sosyal medyada bir şey gören "Kendime uygulayayım" diyor.
Oysa belki o giydiğin kıyafet, taktığın aksesuvar senin tarzın değil, kültürünle bağdaşmıyor. Böyle olunca ne oluyor; moda anlayışın seni yansıtmıyor, kendini ifade edememiş oluyorsun.

- Bir kısır döngüye mi dönüşüyor her şey?

- Tüketim toplumunun kısır döngüsüne kapılıp kalıyorsun, vasıfsız oluyorsun. Halbuki aile görgünle, aldığın eğitimle, kendini yetiştirmenle, birazcık da olsa dünyayı takip etmenle ortaya çıkardığın tarzı uygulasan, kendini yansıtacaksın, farkın ortaya çıkacak. Bir trendi ilk alıp uygulayan olmak değil, kültürünü alıp onu modernle birleştirip kendine uyarlamak başarıdır.

- Moda nereye gidiyor?

- Para harcatma hedefine doğru emin adımlarla ilerliyor. Mesela tüm markalar spor ayakkabı yapmaya başladı. Ne oluyorsunuz, bir dakika! Bu kadar spor ayakkabı markası varken size mi kaldı? Arz talep meselesi olarak açıklanıyor durum, "İnsanlar konforlu giyinmek istiyor, biz de üretiyoruz" diyorlar. Nike topuklu ayakkabısı üretse olacak mı?

- Birine baktığında ne zaman "Bu kadın modadan anlıyor" dersin?

- Bunu çok az söyleyebiliyorum. Genelde "Üstündekileri baştan aşağı bir vitrinde görmüştüm, bu da bir dergide vardı" diyorum. Olabilir tabii.
Herkes modadan anlayıp, kendi stilini oluşturacak diye bir şart yok. Benim sözüm, moda konusunda iddialı olduğunu söyleyenlere...
Böyle kadınlar da çok var. Klasik, basit bir modern parçayı alıp, vintage bir ürünle birleştirmeyi seviyorum. Bu insanların akıllarına gelmiyor, "Babaanne kıyafeti" diyorlar.

VİNTAGE'A ALIŞAMADIK

- Sana sokaktaki insanlarıyla ilham veren şehirler var mı?

- Tabii. ve bu konuda çok başarılı, stilize. Gençler çok özgün.

- Toplumumuz vintage giyinmeye sıcak bakıyor mu, alıştı mı bu kültüre?

- Alışamadı. Çok sıcak bakmıyor. 12 senedir bu işi yapıyorum, anladım ki vintage konusunda Avrupa kadar açık fikirli değiliz.

- İlginç bir tespit. O zaman auvintage markasıyla sattığın ürünlerden para kazanmıyorsun...

- Orası benim oyun alanım, tutkum. Ticari bir alan değil. Orada epey yatırım var, birçok kıyafet yer alıyor ama para kazandığım ve kendimi döndürdüğüm bir yer değil.


FARKLI ŞEYLER NEFES ALDIRIR

- Marks and Spencer'ın marka dostu oldun. Marka dostu ne yapar?

- Markayla, benim stilimi birbirine karıştırıp öyle yansıtacağız. Birçok yaş grubunun tercih ettiği bir marka. Çok geniş bir skalası var. Markadan seçkiler yapıyorum ve bazı mağazalarda köşeler olacak, internet üzerinden de sipariş verilebilecek. Sosyal medya, video çekimlerini de içeren bir birliktelik sözkonusu...

- Moda konusunda aslaların var mı?

- Yok. Ben açık görüşlü biriyim. Farklı şeyleri görmeyi seviyorum. Moda kirliliği diye bir durum var, belki farklı olanlar bu kirlilik arasında bir nefes aldırıyordur.

- Gizli, küçük butiklerin var mı farklı giyinmek için?

- Genelde basic ürünlere yöneldim. Bu konuda birçok marka var. Çok özel bir şey alacaksam, vintage butikler beni cezbediyor. Onu da yurtdışında bulabiliyorum. Zaten yurtdışına çıktığımda, kesinlikle sokak aralarında gezerim, bu tarz yerleri keşfetmeyi severim.

SAÇLARIM ÜÇ NUMARA ALTIMDA NEON TAYT

- Arif V 216 filminin kostümlerinde katkın oldu mu?

- Oldu tabii. Ama sadece kendi giydiklerimde. Kostüm sorumlumuz o kadar güzel çalışmıştı ki, kumaşları bile zamanın ruhuna göre vintage bulmuştu. Kendi arşivimden de yığdım, kalıpları ona göre çıkardık, diktirdik. Aksesuvarlarıa auvintage'dan kullandık. Epey eğlenceli oldu benim için.

- Hayatında en iyi giyindiğini düşündüğün dönem hangisi?

- En iyi demeyelim de, en acayip ve farklı giyindiğim bir dönemim var. 14 yaşımda modelliğe başladım, o zamanlar sokak çocukları gibi takılıyorduk, oradan oraya akıyorduk, saçlarım üç numara kesilmişti. Kendimize neon pantolonlar yaptırıyorduk, çizmelerimizi boyuyorduk, elbiseleri kendi isteğimize göre kırpıyorduk. Uzay çağında yaşıyor gibi giyiniyordum. O dönem o kadar her şeyi giydim ki, artık giyinesim gelmiyor. Çünkü yıldım artık. Çok fazla özenemiyorum, üzerinde düşünemiyorum. Bir de çocuk olunca zamanlama ayarları farklılaşıyor. O dönem aklıma geldiğinde, "Ne kadar üzerinde düşünüyormuşum" diye şaşırıyorum kendime.

- Oğlunun bir tarzı var mı?

- Konforuna çok düşkün. Sert jean giymekten hiç hoşlanmıyor. Okula hep eşofmanla gidiyor. O yüzden bir yere giderken daha düzgün giyinmek gerektiğini idrak edemiyor. Kazak bile giymiyor. İlerde bu jenerasyon nasıl giyinecek çok merak ediyorum.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Herkes modadan anlayacak diye bir kural yok
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN