Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Çok sev çok iste çok çalış ve asla vazgeçme!

Oyuncu henüz 24 yaşında. Kısa süre önce bir kozmetik markasının yüzü olan Aktaş’ın başarısının sırrı çok sevmek ve çalışmak

Çok sev çok iste çok çalış ve asla vazgeçme!

Onu ilk önce yeşil sahalarda, yarışma programlarında sonra da TV dizilerinde gördük. Yıllardır gözler önünde olsa da henüz 24 yaşında Serenay Aktaş. Kısa süre önce Newwell markasının bir ürününün yüzü oldu. Televizyon reklamı Ortadoğu'da da yayınlanmaya başladı. Aktaş ile güzellik, moda ve yeni projeleri üzerine sohbet ettik:

- Sizi şimdi televizyonda bir reklam filminde görüyoruz ve oyunculuğunuzla konuşulmaya başladınız. Bu mesleğe henüz küçükken gönül veren ve oyunculuk için çok fedakarlık yapmış bir isimsiniz...
- Evet. Hamdi Alkan keşfetti beni ve 2012 yılında ilk dizimde oynamaya başladım. Lisedeki son senemde oyunculuğa başlamış oldum yani. O sırada futbol kariyerim de devam ediyordu. Oyunculuk da öyle bir meslek ki insan hemen büyüsüne kapılıyor. Ama işlerin yoğunluğu ve set ortamları nedeniyle liseye devam edemedim. Açık liseye geçtim ve oradan mezun oldum. Sete gelip sabaha kadar test çözdüğüm ve sabah da sınava girdiğim çok olmuştur. Sonra oyunculuk üzerine eğitimler almaya başladım. Şu an üniversite hayatımdan biraz vazgeçmiş gibi görünsem de aslında en büyük hayalim psikoloji üzerine eğitim almak.

- Ailede sinema ile ilgili biri var mıydı?
- Babam sinema makinisti. Bu nedenle kendimi çok şanslı buluyorum. Çocukluğum sinemalarda makinist odasında yani babamın yanında filmleri izleyerek geçti. O filmleri izlemek, aralıksız olarak gözlem yapmak demek aslında. O dönemin şu an bana ne kadar çok faydası olduğunu anlatamam. Al Pacino'nun oyunculuk koçundan da eğitim alma şansım oldu.

- Sizce sizin keşfedildiğiniz, parladığınız an ne zaman?
- Aslında oyuncu olmak istediğim için küçük küçük rollerde yer aldım önceleri. 2013 yılında yani henüz bir yıldır bu işi yaparken, Muhteşem Yüzyıl'da Ayşe Hatun karakterini canlandırmaya başladığımda da insanlar beni keşfetmeye başladı. Profesyonel bir şekilde bir menajerle çalışmaya başladım. O zaman tabii bir futbolcu olmamdan dolayı haberler yapıldı. Bana Forvet Ayşe Hatun ismini taktılar. Evet, o dizi ve o rol ile oyuncu olarak önüm açıldı diyebilirim. Tabii ardından Survivor'a gitmem daha geniş bir grubun tanımasını sağladı.

- Futbol kariyerinden vazgeçmek zor oldu mu?
- Oyunculuk öncesi son derece güzel bir ivmeyle giden futbol kariyerim vardı. O zamanlar bu röportajı yapmış olsaydık size en büyük hayalimin yurt dışındaki bir takıma transfer olmak olduğunu söylerdim. Ama kamera karşısına geçtiğim o ilk an, benim için geleceğin oyunculukta olduğunu anladım. Belki bir daha sahaya bir sosyal sorumluluk projesi için çıkabilirim.

- Şöhret değiştirdi mi, hayatınızı?
- Serenay hiç değişmedi. Dostlukları, arkadaşlıkları hiç değişmedi. Hâlâ aynı mahallede yaşıyorum. En eski dostlarım hâlâ yanımda. Ailem hep yanımda. Futboldan kalan alışkanlıkla düzenli spor yapıyorum, işime yoğunlaşıyorum, eğitimler alıyorum, ailemle ve sevdiklerimle zaman geçiriyorum. Zaten böyle olunca insanın kendisini bambaşka bir yerde görmesi, şöhretin büyüsüne kapılması mümkün olmuyor bence.

- Kısa süreye bambaşka hayatlar sıkıştırmış gibisiniz. Sokağa çıkınca tabii ki insanlar sizi tanıyordur ama en çok hangi yönünüzle tanıyorlar?
- Aslında değişiyor diyebilirim. Beni hâlâ futbolcu kimliğimle tanıyan ve bilenler var. Hâlâ onlar için futbolcu kızım. Muhteşem Yüzyıl'ın etkisiyle sokakta Ayse Hatun diye seslenenler de oluyor. Her rol aldığınız dizi projesinde canlandırdığınız karakterin ismiyle sesleniyor insanlar. Ama genel olarak insanlar beni ailelerinden biri olarak gördü. "Kızımız Serenay" diyen çok. Bence en güzeli de bu.

- Oyunculuğa dönecek olursak, dizi setleri, haftalık programların yoğunluğu hep çok konuşulur. Çok yoğun bir program çerçevesinde çalışmak çok da kolay olmasa gerek...
- Ben bu şekilde değerlendirmeyi çok doğru bulmuyorum. Bence her işin kendisine göre zorlukları var. İşimi çok seviyorum. Oyunculuğun en önemli şartı disiplindir ve sabrettiğiniz sürece varsınız bu işte. "Çok sev, çok iste, çok çalış ve asla vazgeçme" benim hayat felsefem.

- Sizi bir süredir bir güzellik firmasının reklam yüzü olarak görüyoruz. Futbol oynayan bir kızdınız ve bir gün böyle bir noktaya geleceğinizi hiç bekliyor muydunuz?
- Mahalle kültürü ile çok gerçekçi bir çocukluk yaşadım. Yani kız arkadaşlarımla bebeklerimizle oynardık, sonra maç oynayan erkek arkadaşlarımıza katılır onlarla maç yapardık. Yani öyle erkeksi bir kız değildim. Kadın futbolcular da çok bakımlıdır. Ben makyajsız asla maça çıkmazdım. Hem de kırmızı ruj takıntım vardı. Yani beni tanıyanlar "Tam oturmuş, çok doğru bir tercih yapmış marka" gibi şeyler söylüyor. Bir de yüzümün yapıs��, altın oran dengesi nedeniyle her zaman güzelliğimden bahsedilirdi.

- Makyajla aranız iyi anladığım kadarıyla...
- İşim gereği sürekli makyaj yapıldığı için günlük hayatta makyaj yapmayı sevmiyorum.

- Kendinize olan güveninizi kaybettiğiniz anlar oluyor mu hiç?
- İnancımı kaybettiğim anlar tabii ki oldu. Ama her defasında daha olumlu şeyler düşünmeye çalıştım. Hep de kendimi motive edip hevesimin daha yüksek olmasını sağladım. Tabii ki yolun başındayım ve tabii ki çok çalışmam lazım.

- Yorucu bir günün sonunda rahatlamak için neler yaparsınız?
- Genellikle spor yaparak yorgunluğumu atarım. Kendimle baş başa kalıp, mum ışığında dua ederim. Mumların verdiği güzel enerjiye çok inanırım.

- 1993 doğumlusunuz ve henüz 20'lerinin başında bir kadın olarak gelecek planlarınızı ne şekilde yapıyorsunuz, kendinizi 10, 20, 30 yıl sonra nerede görüyorsunuz?
- Eskiden çok daha planlı yaşıyordum. Kendi kendime "Üç ay sonra şöyle olacak", "Bir yıl sonra şunu yapacağım" diyordum. Zaman geçtikçe çok da planlı yaşanmaması gerektiğini öğrendim. Siz emek verdikçe yolunuz açılıyor. Hayat sürprizlerle dolu. Ama 10 yıl sonra için konuşacak olursam, kariyeri başarılı ve sevdikleri yanında bir kadın olurum diye düşünüyorum.

- Gelelim modaya, stilinizi nasıl tanımlarsınız?
- Spor-şık diyebilirim. Klasikle sporu karıştırmayı çok seviyorum. Çevremdekiler çılgın ve farklı bir tarzım olduğunu söylüyor. Yerine göre giyinmeyi tercih ediyorum. Moda olanı değil, bana yakışanı giyiyorum.

- Gardırobunuzun kurtarıcı parçaları neler?
- Gömleklerim, şapkalarım ve günlük büstiyerlerim.

- Güzellik sizin için ne ifade ediyor, 'güzel kadın'ı nasıl tanımlarsınız?
- Bir kadının ruhu güzel olmalı her şeyden önce. Bana göre; bakabilen kadın güzeldir.

- Güzel kadın imajına zarar veren en büyük etkenler neler olabilir sizce?
- Yanlış makyaj ve yanlış kaş şekli, güzelim kadınların imajını zedeliyor.

***

BERDAN LONDRA'YI FETHEDİYOR

20 Şubat'a kadar devam edecek olan Londra Moda Haftası'nın resmi takviminde yer alacak markalardan biri de Türkiye'den DB Berdan.
Deniz Berdan ve kızı Begüm'ün tasarımlarını yaptığı markanın yeni koleksiyonu, moda haftası sırasında British Fashion Council tarafından seçilen tasarım markalarından oluşan özel showroom'da yer alacak.
Ünlü tasarımcı, "Londra, DB Berdan'ın müşteri kitlesi, kimliğiyle çok örtüşen bir şehir. Markamızın stili, espiri anlayışı, genel olarak koleksiyonlarımızda kullandığımız renk tonlarının canlı olması, alt kültürlerden beslenmesi, tüketici kitlesi gibi birçok etken doğrultusunda aldığımız sonuçta, DB Berdan için tüm oklar Londra'yı gösterdi" diye konuşuyor.
Marka satış ve pazarlama için merkezini İngiltere'ye taşısa da model atölyesi ve üretim Türkiye'de. Berdan, "Türk tekstilinin dikiş kalitesi yüksek standartta. Bu da bize ayrıca bir avantaj sağlıyor" diyor.
Markanın İngiltere'de attığı adımlar bununla da sınırlı değil. DB Berdan'ın ilk pop-up store'u da 6 şubatta kapılarını açtı. "Londra Moda Haftası öncesi popup mağazamızı açtık. Oldukça doğru bir karar verdiğimizi görüyoruz. Markanın tüketicisiyle doğrudan tanışmasına olanak vermiş olduk" yorumunda bulunuyor.
Koleksiyon parçaları unisex. Berdan bununla ilgili olarak da "DB Berdan'ın kimliğinde yer alan bir şey bu. Tüm cinsel kimliklere göre cinsiyetsiz kalıplar tasarlamaya önem gösteriyoruz" diyor.

***

Moda kazanı

KIRMIZININ ZAMANI GELDİ
Hazır Sevgililer Günü heyecanı da üzerimizdeyken, önümüzdeki sezon daha da popüler olacak olan kırmızı rengin tadını çıkarma vakti. Uzun zamandır ortalarda görünmeye kırmızı öyle bir geri dönüş yaşıyor ki senelerdir kadınları kendisine esir eden vizon, bej, siyah renklerini ortadan silip süpürecek benden söylemesi.



MODAYI DİKKATLİ TÜKETİN
Ne iş yaptığınız, aile gelenekleriniz, sevdiğiniz renkler, vücut şekliniz, geçmişiniz, yaşadığınız yer... Tüm bunlar sizin giyim tarzınızı oluşturan ana unsurlar... Yani diyeceğim o ki Kanye West-Kim Kardashian çiftinin yaydığı moda tarzına uymaya çalışmak stil intiharı olur... Büstiyer altına belini kıvırdığınız eşofman, sivri burunlu bot ve kahverengi peluşumsu bir manto emin olun ilerleyen yıllarda korkacağınız fotoğraflarınız olmasına neden olur.

"Basitlik zarafetin anahtarıdır."
Coco Chanel

MİNA BAŞARAN'IN TERCİHLERİ

"Her şeyimden vazgeçebilirim ama çantalarımdan asla" diyen Başaran'ın sezon tercihlerini sorduk.
Yeni sezon için yavaş yavaş alışveriş yapmaya başladım. Genelde ne alacağımı önceden pek planlamıyorum, o anda karşıma çıkan ve yakıştığına inandığım parçalara yöneliyorum. Şu an gözüme kestirdiğim bir jean ceket var.
Isabel Marant, Chanel, Louis Vuitton, Saint Laurent ve Brunello Cucinelli her sezon takip ettiğim favori markalarım. Kozmetikte ise Charlotte Tilbury, Sisley ve Nars seviyorum.
Dünyaca ünlü tasarımcılardan alışveriş yaptığım gibi Türk tasarımcıların koleksiyonlarını da inceliyorum. Özgür Masur ve Elif Cığızoğlu ilk aklıma gelen isimler...
Dolabımda neredeyse her renk mevcut. Günlük ruh halim seçeceğim renk ve stili çok etkiliyor.
Dolabımdaki en eski parçalar Vintage Chanel ceketlerim.
Alışverişe çıktığım zaman elim ilk olarak ayakkabılara gidiyor. Moduma göre spor veya şık olanlara yöneliyorum.
Dolabımdaki her şeyimden vazgeçsem de çantalarımdan asla vazgeçmem, her biri benim için çok kıymetli.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Çok sev çok iste çok çalış ve asla vazgeçme!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN