Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hem alaylı hem de mektepli

, arka arkaya imza attığı işbirlikleriyle çok konuşuluyor. 1989 yılında güzel sanatlar fakültesinden mezun olan Yrd. Doç. Dr. Süer, bugünkü başarısını okurken iş hayatına atılmasına ve akademisyen kimliğine bağlıyor

Hem alaylı hem de mektepli
Özlem Süer ismini bilmeyen var mıdır? Özellikle de modaya meraklı olup da bilmeyen biri? Özlem Süer, tasarımları sadece Türkiye sınırlarında değil dünyanın dört bir yanında satılan bir modacı. Yaklaşık 15 yıldır Intercolor (Dünya Renk ve Konsept Birliği) Türkiye delegelerinden biri...
Ayrıca Mimar Sinan Üniversitesi öğretim görevlisi ve yardımcı doçent unvanıyla akademik çalışmalarıyla sık sık gündeme gelen bir isim... Ama Süer'ın Instagram hesabını takip edenler bilir, bununla da sınırlı değil yaptıkları. Özellikle de son bir yıldır sayısız işbirliğine imza atıyor. Mücevher firmasıyla da işbirliği var, beyaz eşya markasıyla da... Koltuk da tasarlıyor, dondurma kabı da...
Hani Versace'nin, Karl Lagerfeld'in, Missoni'nin çalışmalarına, otellerine, kafelerine hayranlık duyuyoruz ya. Türkiye'de böyle bir global güce dönüşebilecek markaların başında geliyor Süer'in markası...
Biz de Özlem Süer'in kıyafet tasarlayan bir markadan bambaşka bir boyuta taşınmasını konuştuk:

- Özellikle son bir yıldır romantik elbiseler tasarlayan, gelinlik dendiğinde akla gelen ilk firmalardan biri olmanın çok ötesine geçtiniz...
- Bunun görülüyor olması o kadar güzel ki. Tasarım asla tek boyutlu değildir, tasarım disiplini kolektif çalışmaya uygundur. Biz de özellikle son bir yıldır farklı alanlardaki firmalarla işbirlikleri yapıyoruz. Tabii ki bunda markamızın artık belli bir olgunluğa erişmesi etkili oldu. Londra'dan Tokya'ya 30 ülkede 150 satış noktasında satılıyoruz. Artık bunun üzerine yeni deneyimler eklemenin zamanı gelmişti.

EŞİM EN BÜYÜK DESTEĞİM

- İnşaat ve dekorasyon firmalarına da yakınsınız...
- Evet o tarafa da yakınlaşmaya başladık. Aslında en eski işbirliğimiz yaklaşık 14 yılı aşkın süredir bir mücevher firması olan Atasay ile... Kıyafet tasarımının ardından da belki de en yakın olan alanlardan biri bizim yaptığımız işe... Ama dediğiniz doğru yavaş yavaş dekorasyon ve inşaat firmaları ile işbirliklerimiz olmaya başladı.

- Çok hızlı değişen, gelişen, demode olan ve hep yenilik beklenen bir alanda çalışmak insanı zorlamaz mı? Psikolojik olarak yıpratıcı değil mi?
- Böyle bakarsanız zorlar. Ama hep öğrenecek ne çok şey var derseniz yol size bambaşka kapılar açar. Ben gençliğin enerjisini, yaratıcılığını ve ilerleyen yaşların olgunluğunu ve tecrübesini bir arada tutmaya inanıyorum. Başarı ikisinin uyumlu birlikteliğiyle oluyor. Bambaşka bakış açıları size bu sektörde de güç veriyor.

- Bin kere sorulmuştur belki ama var mıydı moda hep kanınızda...
- Vardı gerçekten de. Annem enstitü mezunuydu. Evde bir dikiş odası vardı ve bizim için kıyafetler dikerdi. Bizim dönemden olanlar bilir kağıt bebekler çok modaydı. Kağıt bebeklerle satın aldığımız o elbiseler bir noktada bizi tatmin etmez ve yeni elbiseler hazırlardık. Ben kendimi hem alaylı hem de mektepli olarak görüyorum. 1989 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Bölümü'ne girdim. 1991-2000 yılları arasında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Bölümü'nde yüksek lisans ve doktora yaptım. Ama sadece akademik tarafa yönelmedim. Üniversiteye girer girmez bir yandan çalışmaya da başladım. Önemli firmalarda desen ve tasarımlar yaptım. İhracat firmalarında da çalıştım. Şu an 40 kişilik bir ekiple başarılı projelere hep beraber imza atıyoruz. Tabii ki tüm bunları yapabilmek için sorunuza geri dönecek olursak insanın kanında moda olması lazım...

- Tüm bunlar yaşanırken bir yandan bir eş ve bir annesiniz... Nasıl yetişiyorsunuz her şeye?
- 08.30'ta her sabah işte oluyorum. Evim ve işim birbirine çok yakın. Bu belki de herkese tavsiye edeceğim en önemli detay. Yıllarca saatlerim trafikte geçtikten sonra bunu bir yoluna koyunca bana gerçekten de çok zaman kaldı. Kızım İstanbul Erkek Lisesi'nde ilkokul birinci sınıfta. Biliyorsunuz 43 yaşında anne oldum ben. Çocuklarla bir arada olmak insana sonsuz bir enerji veriyor, yenileniyorsunuz ve öğreniyorsunuz. Tacım beni çok besliyor. Bir yardımcımız var ama ben olabileceğim her alanda kızıma zaman ayırdım. Eşim doktor biliyorsunuz. O en büyük desteğim.

İYİYE, OLUMLUYA KONSANTRE OLALIM

- Nedir başarının sırrı?
- Bence her insan çok özel. Ancak odağımız ya bizi başarıya götürüyor ya da yanıltıyor. Konsantrasyonumuzu üretmeye yöneltelim. Biraz zedelenerek büyüyoruz. Bu kadar kendimizi ve başkalarını zedelemeye, canlarını acıtmaya gerek yok hayatta. Hep iyi olana, olumlu olana konsantre olalım. Gelişim olumludan ileriye doğrudur. Bir öğrencinin asla eksisinden yola çıkmadım. Artısına yöneltmek lazım. Başarı başarısızlığı yönetir. Ama başarısızlıktan, eksiklerden, olumsuzluktan yola çıkarsanız asla ileriye gidemezsiniz. İstridye içindeki çöplerden inciyi yaratır. Doğadan örnek almak lazım biraz.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Hem alaylı hem de mektepli
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN