Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Davulun Polonyalı sultanı

’da yaşayan Polonyalı davulcu , ’dan ’a, ’den ’a pek çok ünlü isimle çaldı... Kendisi Türk caz sahnesinin de aranan isimlerinden biri

Giriş Tarihi: 28.12.2019 ABONE OL
Davulun Polonyalı sultanı

Gözlerinden ışıl ışıl bir yaşam enerjisi fışkırıyor... Hayatta nerede durduğuna ve ne yapmak istediğine emin olan, en azından ne yapmak istemediğini iyi bilen insanlara özgü bir ışıltı bu... Heyecanlı... Mazhar Alanson'un kült şarkısındaki gibi, "Heyecanlıyım, çünkü canlıyım" diyor sanki bu bakışlar... Monika Bulanda Polonyalı bir sanatçı... Hem de komple bir sanatçı... 1983 doğumlu. 12 yıldır İstanbul'da, Beyoğlu'nda yaşıyor. Onu Türk dinleyicisi daha çok davulcu olarak tanıyor... Kenan Doğulu, Mabel Matiz, Ajda Pekkan, Mustafa Sandal... Ve daha pek çok popüler isimle sahne aldı bugüne kadar. Müthiş sahne şovları yaptı... Öyle ki konserlerde kendi hayranları oluştu. "Monika" pankartları açar oldular onun için. Bu Monika'nın kendi tabiriyle "eğlence sektörü"ndeki varoluşu... Ama bir de sıkı bir caz davulcusu. Türkiye'nin caz ortamında ne kadar müzisyen varsa hepsine çaldı, çalıyor desek abartmış sayılmayız. Ayrıca çalışmaları dünyaca ünlü galerilerde sergilenen, Türkiye'de de kişisel sergiler açmış bir ressam kendisi... Son dönemlerde yaptığı işlere bir de DJ'lerle birlikte yaptığı davul şovlarını ekledi... Müziğe 11 yaşında çok sıkı bir davul hocasından ders alarak başlıyor. Aslında bu hoca ona rol model de oluyor bir yandan. Çünkü davul hocası aynı anda bir ressam. Monika'nın müzikle birlikte resme ilgisi de o zamanlara dayanıyor.

13 YAŞINDA SAHNEYE ÇIKTI
Daha 13 yaşında, profesyonel müzik hayatına giriyor Monika. Yine davul hocası sayesinde. Hocası aynı zamanda onun menajeri oluyor. Yarışmalara başvuruyor onun adına. Gruplarla konser vermesine vesile oluyor. Polonya'nın göze çarpan ender kadın perküsyoncularından biri haline geliyor Monika küçük yaşta. Bir yandan şarkı da söylüyor kendisi. Hatta bir kız vokal grubuyla birlikte Polonya'da epey bir ünlü oluyorlar. Bir yanda da sıkı bir eğitim veren İsyanyol Lisesi'ni bitiriyor memleketinde. Her ne kadar müziğe başlamasına annesi vesile olsa da iş ciddiye binince, yani Monika müzikte karar kılınca ailesiyle ufak tefek atışsa da bir şekilde yoluna giriyor her şey. Liseden sonra konservatuvar okurken bir yanda da Varşova Üniversitesi'nde Çince eğitimi görüyor. Okul bitince bu kez de Çin'e gidiyor... Türkiye ile yollarının kesişmesi ise şöyle gelişiyor: Polonya'da konservatuvar okurken tanıştığı ünlü cazcı Nina Simon'un basçısı Tony Jones kendisine Türkiye'ye davet ediyor: "Jones, Nina Simon öldükten sonra Türkiye'ye yerleşmişti. Kendi grubuyla Bodrum'da sahne alıyordu. Beni onlarla müzik yapmak için çağırdı. O dönem hiçbir fikrim yoktu Türkiye ile ilgili. Ben Çin'deyken Jones tekrar aradı. 'İki haftaya gel, Bodrum'da müzik yapalım' dedi. Geldim ve Jones'la çalışmaya başladık. Altı ay Bodrum'da kaldım..." İlerleyen günlerde Monika İstanbul Beyoğlu'na taşınıyor. Ve buradaki müzik ortamını, müzisyenlerini tanımaya başlıyor. Onu müzik piyasasına asıl tanıtan Kenan Doğulu'nun grubuna katılması oluyor. Dokuz sene kadar Doğulu ile çalışıyor. Bu vesileyle Mustafa Sandal'dan Mabel Matiz'e, Ajda Pekkan'a pek çok isim Monika'yı sahnesinde istiyor... İstanbul Monika'ya müzikal olarak da ruh olarak da çok şey katmış. Çocukluğundan beri etnik caz ve fusion tarzlarda müzikler dinleyen Monika'nın Doğu müziklerine olan ilgisi İstanbul'da ona büyük kapılar açmış. Doğu'ya özgü ritimleri de heybesine doldurmuş... "Beni en çok etkileyen Roman müzisyenler oldu" diyor ve ekliyor: "Türkiye'deki müzisyenlerden hiç prova yapmadan bile içimden geldiği gibi bir projeye dahil olup çalmayı öğrendim aslında. Şu an dünyanın herhangi bir yerine gidip prova yapmadan bir konsere çıkabilirim."


İLERİDE TEK BİR ALAN YETMEYECEK
"Geçmişten çok geleceğe meraklıyım. Teknolojiyi yakından takip ediyorum. Bana bazen soruyorlar resim, müzik ve farklı alanlarla neden uğraştığımı. Bence gelecekte farklı farklı alanlarla uğraşan insanların şansı daha fazla olacak. Tek bir alan yetmeyecek. Daha şimdiden bu süreç başladı. İnternette videoları izliyorum. Çocuk daha 10 yaşında. Beş enstrüman birden çalıyor. Beste yapıyor. Gelişen teknoloji ileride bize 'kim daha üretkense o önden buyursun' diyecek. İş alanları üretken, yenilik geliştirenlere açık olacak."

İSTANBUL NAMAZ VAKİTLERİ
ARKADAŞINA GÖNDER
Davulun Polonyalı sultanı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN